Katliamda yaşamını yitirenlerden çoğu henüz çocuk yaşta ve öğrenciydi. Gülyazı Lisesi'nde lise öğrencileri bir yıl boyunca bir an olsun katliamda yaşamını yitiren arkadaşlarını unutamadıklarını belirtiyor. Kimisi arkadaşı gibi olan kardeşini yitirmiş, kimisi sıra arkadaşını, kimisi de her gün birlikte okul yolunu arşınladığı arkadaşını. Ama hepsinin ortak yanı hem okul yolunda hem de sınıfta arkadaşlarının anıları ile yaşaması. Ancak kimi zaman bu anılarını yaşamalarına dahi tahammül edilmiyor. Öğretmenlerinden "acı olayı unutun artık derslerinize adapte olun" tembihi alan öğrenciler "nasıl unutalım" diye serzenişte bulunuyor.

Katliamda yaşamını yitiren çocuklardan 16 yaşındaki Bilal Encü'nün kızkardeşi Züleyha, aynı zamanda okul arkadaşı. Kardeşinin yokluğunu kabullenemediğini anlatan Züleyhan, "O 9/C'deydi ben 9/A sınıfındaydım. Onunla birlikte okumayı düşünüyorduk. En azından liseyi bitirseydik. Bir yıl boyunca kendimi çok yalnız hissetim. Derslerimi çalışamıyorum, konsantre olamıyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Artık okula bile gitmek istemiyorum. Çünkü sürekli şu yolları (okul yolunu göstererek) abimle birlikte gidiyorduk. Ama izin vermediler. Yokluğu bizi çok zorluyor. Yanımızdayken kendimizi güvende hissediyorduk. Eğleniyor, birlikte dolaşıyorduk. Yokluğu bizi yarım bıraktı" diyor.

Katile madalya nasıl olur!

Züleyha, Başbakan Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı'na teşekkür etmesini ve Hava Kuvvetleri Komutanı Mehmet Erten'e madalya verilmesini unutamadığını söylüyor: "Nasıl oluyor da Başbakan o çocukları öldürenlere madalya veriyor? Başbakan sürekli onlar teröristti diyor. Ya bir teröristin okulda kaydı ne arar? Terörist okula gider mi bir kere. Terörist biri ailesiyle birlikte yaşar mı? Ailesinden 9 kişiye bakan biri nasıl terörist olur. İnsan diyecek bir şey bulamıyor gerçekten."

Okulları boykot edin
Bir hafta boyunca okula gitmeyeceğini söyleyen Encü, "Öğretmenler gitmemizi istiyor; ama biz gitmeyeceğiz. Başbakan da çıkıp gidin dese de gitmeyiz. Biz failler bulunsun diyoruz sürekli; ama bunu bir senedir çıkarmadılar Ben bütün öğrencilere sesleniyorum, bir hafta okula gitmesinler" çağrısında bulundu.

'Abime dair her şeyi sildiler'

Abisinin katliamdan önce kendi sırasına ismini yazdığını söyleyen Encü, katliam sonrası abisini hatırladıkça sınıfına giderek sırasına baktığını söyledi. Encü, "Ancak geçen gün abimin sınıfına gidip bütün sıraları tek tek kontrol ettim ama abimin sırasını bulamadım. Diğer sınıflara gidip baktım yine bulamadım. Yine okul panosuna kardeşimin bir fotoğrafını asmıştık onu da kaldırmışlar. Bunu nasıl yaparlar anlamıyorum. Daha bir senesi dolmadı ona dair herşeyi sildiler. İnsan nasıl bunu yapar. En azından bir sene bekleseydiler" diyor.

'Sanki ben de yok oldum'

Katliamda yaşamını yitiren Mahsun Encü'nün (17) kardeşi Doğan Encü (15) ağabeyi ile birlikte okul arkadaşlarını da yitirdiğini belirtiyor: "Ben 9. Sınıf öğrencisiyim. Katliamda kuzenim de öldü. Onunla birlikte hergün okula gidip geliyorduk. Gelip beni kapıda bekliyordu, ben çıkana kadar. Artık ne yapacağımızı bilemiyoruz. Onları çok özlüyoruz. Şimdi yalnızız… Çok kötü hissediyorum kendimi, sanki ben de yokmuşum gibi. Eskiden çok çalışkan bir öğrenciydim; ama şimdi bir türlü konsantre olamıyorum. Hep aklımdalar onlar. Artık köyde sıkılıyorum. Eve gidince odama kapanıyorum. Artık eskiden olduğu gibi dışarıya çıkmak istemiyorum. Evde abimle çok iyi anlaşıyordum. Ama onlar artık yok."

'Olmuyor, unutamıyoruz'

Arkadaşlarını anlatırken gözleri dolan ve kendisini tutamayan 9. Sınıf öğrencisi Çiçek Encü (15) ise, tek tek arkadaşlarının isimlerini sıralıyor: "Okul arkadaşlarımı yitirdim. Savaş, Bilal, Mahsun, Erkan, Mehmet, Vedat… Biz birbirimizi çok seviyorduk. Onlar aklıma geldiği zaman ne diyeceğimi bilemiyorum."
9. sınıf öğrencisi Şükran Encü (15) ise "İnsan dışarı çıkıyor onları hatırlıyor. Okulda derslere giriyor onları hatırlıyor. Kendimizi derslere hiç veremiyoruz. Okulu boykot edeceğimizi söyledik. Öğretmenler de 'Geçen sene tatsız bir olay oldu, artık siz de kendinizi toparlamaya çalışın' dediler. Ama olmuyor. Unutamıyoruz" dedi.


ABDURRAHMAN GÖK/M. ZEKİ ÇİÇEK / DİHA/ŞIRNAK