
14 aydır dernek üyesi
Ülker’in anlatımına göre Ömer Güney’in Paris’teki Kürt dernekleriyle ilişkilenmesi 1 yıl 2 ay öncesine dayanıyor: “2011 yılı Kasım ayında önce Paris kent merkezinde bulunan derneğe geliyor. Dernek Başkanına ‘üye olmak istiyorum’ diyor. Dernek Başkanı Paris’in hangi bölgesinde ikamet ettiğini soruyor. Sarcel’de oturuyorum yanıtını alınca, oraya en yakın olan Villiers-le-Bel Derneği’ne yönlendiriyor. Dernek yönetiminden birinin yanına gidiyor. 18 Kasım 2011 tarihinde Villiers-le-Bel’deki derneğimize üye oluyor. 50 Euro da aidat veriyor. Sonrasında herhangi bir üye gibi gidip gelmeye başlıyor. Samimi oluyor, dernek çevresindeki etkinlik ve aktivitelere katılıyor. Bir de Fransızcası iyiymiş, birçok insanımızın dil sorunu olduğu için işlemlerinde tercümanlık yapıyor. Giderek toplumumuz içinde dikkat çekmeyecek bir yer ediniyor. Ancak tüm araştırmalarımız bu kişinin hiçbir Kürt derneğinde resmi bir görev üstlenmediği yönündedir. Sadece bir üyedir. Derneklerimiz, derneklerimizde üyelik sistemimiz biliniyor. Biz renk, ırk, kökene bakmıyoruz. Bizim derneklerimize Türkler de Fransızlar da üye olabiliyor. Her insan istediği takdirde derneklerimize üye olabilir. Demokratik kitle örgütleridir. Herhangi bir şartımız yok.”
Cansız’la nasıl ilişkilendi?
Ülker, sözlerine herkesin aklından geçirdiği şu soruyu yanıtlayarak devam ediyor: “Çok tanınmayan biri Sakine Cansız’ı nasıl büroya bırakabiliyor denebilir. Görünürde Villiers-le-Bel Derneğinin üyesi. Gecelere, aktivitelere katılan, dil sorunu olan insanlara tercümanlık yapmaya çalışan biri. Bu şekilde güven veriyor. Kendisini Fidan Doğan arkadaşımız arıyor. Sakine Cansız’ı Kürt Enformasyon Bürosu’na getirmesini istiyor.”
Görevlendirilmiş birisi değil
FEYKA Başkanı Ülker, Ömer Güney’in Sakine Cansız’ın şoförü olduğu ya da bürokratik işlemleri için görevlendirildiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını belirtiyor: “Şunu rahatlıkla diyebiliriz ki O’na (Sakine Cansız’a) şoförlük yapan ya da özel olarak onun işlemleriyle ilgilenen biri değildi.”
Ömer Güney kimdir?
Ömer Güney’in kendisini dernek çevresine “baba tarafım Kürt, anne tarafım Türk” şeklinde tanıttığını, ancak Fransız yetkililerin açıkladığı son bilgilerle bunun da doğru olmadığının anlaşıldığını söyleyen Ülker, Güney’in çevreye ailesiyle arasının iyi olmadığını söylediğini, 2010 yılında Münih’te bir evlilik yaptığını aktardığını da ekliyor. Mehmet Ülker, “Kısacası karanlık biri gibi geliyor bize” ifadesini kullanıyor.
Cinayet henüz aydınlatılmadı
Paris Cumhuriyet Savcısının açıklamasını da teknik bilgiyi aşmayan yetersiz bir açıklama olarak değerlendiren Ülker, ekliyor: “Belli ki Ömer Güney üzerinde duruluyor. Bize göre sadece bir kişinin işleyebileceği bir olay değil. Soruşturmayı yürüten savcının mutlaka cinayeti işleyen ekibi ve O’nun arkasındaki güçleri ortaya çıkarması gerekir. Bu cinayet sadece Ömer Güney’in yapacağı bir cinayet değil, bu inandırıcı gelmez. Bunun yanısıra, sanki örgüt içinde olan biri hatta kendisini PKK’li olarak tanıtmış. Ancak kurum temsilcilerinin bize verdiği bilgi ve araştırmalarımıza göre PKK ile ilgisi olmayan biridir. Zaten Remzi Kartal da dün akşam katıldığı TV programında Ömer Güney’in PKK üyesi olmadığını kesin bir dille belirtti. Amcası da katıldığı bir televizyon programında ailece PKK ile hiçbir bağlarının olmadığını söyledi.“
Arkasındaki güçler açıklanmalı
Mehmet Ülker, son olarak Fransa devletinin katliamın ardındaki güçlere dair doyurucu bir açıklama yapmasını beklediklerini ifade etti: “Biz bunun peşini bırakmayacağız. Katliamın ardındaki her kim ise, hangi güç ise istihbarat güçleri mi, devletler mi bunun ortaya çıkarılması gerekiyor. Fransa’nın bu gücü olduğuna inanıyoruz. Ve bu beklenti içerisindeyiz. Bunun takipçisi olacağız.”
NİLAY EGELİ / ANF/PARİS