“Akın var, güneşe akın
Güneşi zaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın”
Bugünlerde dilimden düşmeyen Nazım Hikmet’in şiirinden bir nakarat bu kadar mı yaşam bulur diye düşünmeden geçemiyorum. Yaş ortalamamız gençlik sınırlarının biraz üstünde olsa da bir grup arkadaşla birlikte Ortadoğu konferansına katıldık. Konferans salonuna geçmeden önce bahçede yavaş yavaş delege ve misafirlerin toplanmasını bekliyorduk. Beklerken de kendimi bir ağacının altına verip, konferans yerine gelen delegeleri bir bir izlemeye başladım.
Evet, gençler adeta konferans yerine akın ediyorlardı. Var olan iktidarcı sisteme karşı daha örgütlü ve kararlı bir mücadele zeminini yaratabilmek için bu konferansta buluşuyorlardı. İnsanlığı baş aşağı götüren sistemi durdurabilmek, bundan sonra böyle gitmez deyip, artık TAMAM diyorlardı. Artık TAMAM dedikleri bu düzene verecekleri bir yanıt vardı. Bunu da düzenledikleri Ortadoğu Gençlik Konferansı’yla tüm dünyaya ve gerici güçlere duyurmayı amaçlıyorlardı. Ayrıca Ortadoğu gençliği olarak kendi sorunlarını tartışmak, ortaklaştırmak ve çözüm yollarını bulmak için bir araya gelmişlerdi.
Konferansa dört parça Kürdistan’dan başta olmak üzere aynı zamanda Irak, Suriye, Türkiye, İran ve Ortadoğu’nun bir çok ülkesinden gençler davet edilmişti. Konferans Tewar Salonu’nda gerçekleşti. Yaklaşık 300 delege ve 100 misafir katılmıştı. Oldukça hem nitel hem de nicel bir katılım göze çarpıyordu. İki, üçlü grup sohbetleri ortama sıcak bir hava katıyordu. Katılımcılar kadın-erkek kendi geleneksel ve yöresel kıyafetlerini giymişlerdi. Özellikle genç kadınların yöresel kıyafetleri baharın bu son demlerini adeta taçlandırıyordu sanki. Bu işin görünen boyutuydu. Ancak bir de genç kadınların bu kadar genç yaşta kendi cins sorunlarına, toplumsal sorunlara ve ülke sorunlarına eğilmesi çok gurur vericiydi. Erkek hadi neyse ama genç kadına yaklaşımı toplumun cinsiyetçi bakış açısından kaynaklı az çok tahmin ediyoruz. Dolayısıyla bu genç kadınların hem cins kimliğine hemde ulusal kimliklerine bu kadar kafa yormaları takdire şayan bir duruştu. Açıkçası böylesi anlamlı bir tartışma platformuna hem maddi, hem manevi kendi renkleriyle katılmaları ayrı bir önem taşıyordu. Konferansın inanılmaz güzel bir havası vardı. Özellikle Şengal’li Êzîdî bir genç kadının divanda yer alması başlı başına DAİŞ’i ortaya çıkaran sistemin kendisine, egemen erkek aklın üreticilerine en büyük darbeydi aslında. Üzerine giydiği o bembayaz elbisesiyle adeta karanlığı yırtan Ahura Mazda’yı anımsatıyor, Şengal’de katledilen tüm kadınların sesi oluyordu. Bir kez daha kadınları karanlığa hapsetmek isteyenlere karşı en büyük umut ışığının genç kadın örgütlenmesinden geçtiğini gösteriyordu. Dahası o bembayaz meleği anımsatan kıyafetiyle konferans ortamına bambaşka bir anlam katıyordu. Yine Rojhilat, Başûr ve Rojava’dan katılan katılımcıların üzerindeki rengarenk kıyafetler işte tam da kültürlerin zenginliğini ortaya koyuyordu.
Konferansta, dört parça Kürdistan ve çeşitli ülkelerden gençler, yaşadıkları sorunları ve çözüm yollarını kısa ve öz bir biçimde tartıştı. Azerbaycan’dan adını paylaşmayan bir genç konferansa görüntülü bir mesaj göndermişti. Görüntüde yüzü görünmüyordu. Bulunduğu devletin baskısından kaynaklı güvenliği ciddi sorun olabilirdi. Dolayısıyla böylesi bir önlem almıştı. Ancak sesindeki halkların birliktenliğine olan inancı, kararlılığı ve heyecanı insanı oldukça etkiliyordu. Asya halkları arasındaki birliktenliğin daha fazla güçlenmesini, Azerbaycan ve Kürt halklarının birliktenliğinin daha fazla gelişmesi için gençlik olarak üzerlerine düşen görevleri sahipleneceklerini belirtiyordu. En önemlisi de dile getirdikleri tüm Ortadoğu gençliğinin yaşadığı sorunların ne kadar da ortaklaştığını gözler önüne seriyordu. Söyledikleri kısa ama çok anlamlaydı.
Salonda dikkatimi çeken diğer şey ise oturduğum koltuğun sol üst köşesinde duvarı boydan boya kaplayan Erdoğan’ın resmiydi. Tabi resminden kastım, nasıl bir resim olduğu da önemli. Resmin üzerine çapraz bir şekilde TAMAM yazılmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla Ortadoğu gençliği de hep bir ağızdan Erdoğan’a TAMAM diyordu. Erdoğan’a artık gitme vaktinin geldiği söyleniyordu. Bana göre konferansın bir diğer mesajı da buydu.
Bilindiği üzere demokratik bir toplum gerçeğini ortaya çıkarmak için gençlik ve kadının rolü hiç bir zaman taktik değil, bilakis stratejik bir öneme sahiptir. İşte tamda bu noktada yapılan Ortadoğu gençlik konferansı bu mesajı veriyordu. Kadının inşa ettiği toplumsallık, gençliğin dinamik ve eylemci gücü ile birleşince bu örgütlülük karşısında hiç bir gerici gücün duramayacağını gösterdi. Çünkü gençlik toplumu var eden en temel öncü ve ittifak güçtür. Kadın hareketine paralel olarak gençlik hareketleri ve örgütleri bu stratejik konumu toplumun çıkarına kullanırsa, örgütlü gençliğin gücü karşısında hiç bir gerici gücün duramayacağını konferans ortaya koydu. Bu nedenle yapılan bu Ortadoğu Gençlik konferansı böylesi bir öneme sahipti.
Bugün gençliğin yaşadığı sorunlar aslına bakılırsa egemen ve sömürgeci güçler tarafından bilinçli bir biçimde derinleştirilmeye çalışılıyor. Başta özel savaş politikalarıyla dünyanın neresinde olursa olsun, gençliğin dinamizmi, gücü ve iradesi pasifize edilmek isteniyor. İktidarcı güçler, kendi devletçi uygarlık sistemini ayakta tutabilmek için gençliği kendine göre şekillendiriyor. Bununla da yetinmeyip adeta birbiriyle yarışıyor. Ancak bugün önderliğin felsefesi ve paradigması ile şekillenen devrimci gençlik tüm bu yaşanan sorunlara duyarlılık geliştirebilmek, ortak bir tartışma platformu oluşturup, var olan sorunlara çözüm yolu bulabilmek için bir çok genci bu konferansta bir araya getirmeside ayrıca konferansın büyük bir başarısıydı.
Kürt Halk Önderi’nin de belirttiği gibi; “Gençlerini kaybeden toplum veya tersine toplumunu kaybeden gençlik yenilmiş olmaktan öteye kendi varlık hakkını kaybetmiş, ona ihanet etmiş demektir.”
Bu nedenle gençliğin kendi özgünlüğü içerisinde örgütlenerek, Ortadoğu’da demokratik halkların birliktenliğini oluşturmaya çalışma çabası ayrıca önem taşımaktadır. Hem toplumun, hemde gençliğin kendi varlık hakkını kaybetmemesi ve ona ihanet etmemesi için olmazsa olmazıdır.
ARYA ANDOK