- HDP, asgari ücretin yüzde 30’luk enflasyon farkıyla en az 16 bin 250 liraya çıkmasını istedi.
İktidarın ekonomik politikalarının, işçi sınıfını ve yoksulları vuracağını, enflasyonu tırmandıracağını, işsizliği arttıracağını, gelir dağılımı adaletsizliğini derinleştireceğini belirten HDP Eşbaşkan Yardımcısı Rıdvan Turan, asgari ücret artışının kısa sürede enflasyonla geri alınacağını söyledi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun asgari ücrete yapılacak ara zammı belirleme çalışmaları kapsamındaki ilk toplantısı, 13 Haziran’da yapıldı. Toplantıya hükümet, işveren ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) adına 5’er kişilik temsilci katıldı. Toplantı sonrası ücret artışına ilişkin herhangi bir rakam verilmezken, ikinci toplantısının 19 Haziran’da yapılacağı duyuruldu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomi ve Tarım Komisyonu’ndan sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Rıdvan Turan, devam eden asgari ücret tartışmalarına dair yazılı bir açıklama paylaştı. Açıklamada, “Gömlek değiştiren ekonomi politikalarının muhtevası itibarıyla geniş işçi emekçi kesimlerde refah artışı sağlayamayacağını, asgari ücrette neye karar kılınırsa kılınsın refah artışının mümkün olmayacağını, hatta mevcudu koruyamayacağını biliyoruz. Türkiye ekonomisi son derece ağır yapısal sorunlarla maluldür” denildi.
Bütçe açığı yüzde 312 arttı
Bu yılın merkezi yönetim bütçesinde öngörülen açığın, deprem ve EYT gibi faktörlerle daha da arttığı ve bu yılın ilk dört ayındaki bütçe açığının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 312 oranında artarak 264 milyar TL’ye çıktığı kaydedilen açıklamada, faiz giderlerinin de yüzde 95’in üzerine çıktığı hatırlatıldı.
Kısa vadeli borç 200 milyar dolar
Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Cari açık bu yıl 58 milyar dolar ile finansmanı olanaksız bir noktaya taşınmıştır. Bu yıl ödenmesi gereken kısa vadeli borç stoku, 200 milyar dolardır. Merkez Bankası'nın iç ve dış borçları ve toplamda bu borçları çevirebilmek için gereken döviz rezervlerinin kuru tutma inadıyla eritilmesi de durumu vahimleştiren bir başka tablodur.
Gelir adaletsizliği derinleşir
İktidar sınıfsal tercihleri nedeniyle bütçe açığını kapatmak için para basmaya, vergi gelirlerini arttırmaya, cari açığın finansmanı ve borçların çevrilebilmesi için de dış kaynağa yönelmektedir. Bu politikaların bundan evvel olduğu gibi işçi sınıfını ve yoksulları vuracağı, enflasyonu tırmandıracağı, işsizliği arttıracağı, iddiaların aksine gelir dağılımı adaletsizliğini derinleştireceği ortadadır.
Enflasyonla geri alınır
Bu eksenden asgari ücret tartışmalarına bakıldığında; asgari ücret artışının refah artışını sağlayamayacağını, hatta mevcudu koruyamayacağını, kozmetik iyileştirmelerin de kısa sürede enflasyonla geri alınacağını vurgulamak gereklidir. Kaldı ki iktidarın asgari ücret politikası, çalışan nüfusun yarıdan fazlasının asgari ücrete mahkûm olmasına sebep olmaktadır. Her geçen gün de daha çok çalışan da reel ücretlerinin düşmesi ile bu kümeye dâhil olmaktadır.
En az olması gereken
O yüzden öncelikli olarak hedefine emekten yana tercihlere sahip bir enflasyonu düşürme hedefini koymayan bir anlayışın asgari ücret üzerinden refah artışı sağlayabilmesi olanaksızdır. Kaldı ki iktidar mahfillerince dillendirilen artış miktarı ile asgari ücretin açlık sınırının altında kalmayı sürdüreceği açıktır. Bu sebeple asgari ücretin, geçen dönem önerdiğimiz 12 bin 500 liralık net asgari ücretin yüzde 30 enflasyon farkıyla en az net 16 bin 250 liraya çıkması gerekmektedir." ANKARA
*****
Örgütlenirsek haklarımıza kavuşuruz
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçilerin temsil edilmediğini; zaten işçilerin yüzde 88'inin sendikasız olduğunu belirten DİSK Ankara Temsilcisi Tayfun Görgün, "Biz işçiler örgütlenirsek bu haklarımıza kavuşabiliriz” dedi.
MA'dan Yüsra Batıhan'a konuşan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyon (DİSK) Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, Avrupa’da çalışanların asgari ücretlere oranının yüzde 5-6 dolayında olduğunu; Almanya’da toplam çalışanların sadece yüzde 4’ünün asgari ücretle çalıştığını hatırlatarak, "Türkiye’de ise bu yüzde 50’ye yakın, yani 7 milyon işçi, ailesiyle beraber asgari ücretle geçiniyor. Bu 10 milyondan daha fazla bir rakam teşkil ediyor. Asgari ücret diğer ücretler için de bir çıta olduğu için memur, emekli maaşlarını, toplu sözleşmelerdeki 6 ayda bir artış gibi maddeleri etkileyen yanı var” dedi.
Yüzde 88 sendikasız
İşçilerin yüzde 88’inin sendikasız çalıştığını; sendikalı olanların TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ etrafında toplandığını ama Tespit Komisyonu'na işçiler adına sadece TÜRK-İŞ'in katıldığını hatırlatan Görgün, "15 kişilik Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda TÜRK-İŞ’in bütün işçileri temsil etme kabiliyeti olduğunu düşünsek bile 10’a 5 bir dengesizlik var. Bu işin muhatabı ve belirleyicisi hükümetler oluyor. Türkiye'de de tek adam yönetimi olduğu için asgari ücreti kimin belirlediği belli oluyor” diye konuştu.
En az 16 bin 900
Mayıs itibarıyla açlık sınırı 10 bin 600, yoksulluk sınırı ise 33 bin 700 lira olduğunu, bunun her ay arttığını kaydeden Görgün, şöyl edevam etti: "Bir ailede iki kişi çalışıyorsa bunların ücretinin toplamı yoksulluk sınırını üzerinde olmalı. Bu açıdan baktığımızda asgari ücretin 16 bin 900’den aşağı olmaması lazım. Asgari ücret yüksek enflasyon dönemlerinde 3 ayda bir belirlenir ki enflasyon karşılansın. Bu Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun da yeterli bir ücret, hükümetin seçim vaadinde söylediği gibi 500 dolar civarında olsa bile yetmez. TL üzerinde uygulanacağı için Ağustos'ta yine açlık sınırının altına düşecektir. Hesapların buna dönük, açık, şeffaf yapılması gerek. Kapalı kapılar ardında götürülüyor, bu da doğru bir yöntem değil. İşçinin sahibi yok. Devlet, işverenler, işçilere zaten sahip çıkmaz. Biz işçiler örgütlenirsek bu haklarımıza kavuşabiliriz.”