
Kürt şiirinin damarı güçlüdür ve bu damarın gelecekte daha çok inceleneceği muhakkaktır. El Herriri, Baba Tahirê Üryan, Ahmedê Xanê, Feqiyê Teyra, Evdelê Zeynikê klasik Kürt şiirinin temelini oluştururken, Şêrko Bêkes modern Kürt şiirinin yolunu aydınlatan şairlerden biri olarak iyi okunmalı ve iyi incelenmeli. Yerelden evrensel edebiyata açılan önemli bir şairdir Bêkes. 2013 yılında aramızdan ayrılan Şair Şêrko Bêkes, 2 Mayıs 1940 tarihinde Süleymaniye’de dünyaya şiir ile gözlerini açar. Ünlü Kürt Şair Fayeq Bêkes’in oğludur. Öyle bir evde büyür ki, Bêkes’in deyimine göre evin “çıra ve lambaları” bile şiirdendir. Babası Fayeq Bêkes’in şiir ve marşlarını dinleyerek büyür. Babasının şiirleri ve şarkıları Kürdistan’da okullarda okunmaktadır. 8 yaşındayken babasını kaybetse de, şiirinde babasının ve annesi Şefîqe Hanım’ın rolü büyüktür. Şefiqe Hanım’ın, Fayeq Bêkes’e de büyük katkıları olmuştur. Anaların şiir okuyup, masal anlattığı ortamda büyüyen ailenin çocuğudur. Onun ailesinde de, sürekli uzun Şevbuherk gecelerinde şiir ve masal anlatılır. Şêrko Bêkes, şiirlerinin sözcüklerini, o görkemli Kürdistan doğasının gizemli sözlüğünden alır.
Ey ülkemin sevdası…
“Eğer sevdan bir yağmursa / İşte altında duruyorum /
Eğer ateşse sevdan / Bak ortasında duruyorum/
Ey ülkemin sevdası / Benim şiirim der ki; Yağmur ve ateş olduğu sürece ben de olurum.”
Bêkes’in şiirlerini okuyan, büyük bir zevk alır. Şiirleri insanı o güzel doğaya götürüp temiz bol oksijen aldırtır, ufku açılır, dağların doruklarına kadar yol almak ister insan.
Şair’in ilk şiiri, 1957 yılında ‘Jîn’ gazetesinde yayınlanır. 1968 yılında ilk divanını ‘Tirêfey Helbest’ adında Bağdat’ta yayınlar. Her ne kadar başlangıçta Kürt şairleri Goran ve Hêrdî’nin etkisinde kalsa da, daha sonra kendi dil ve stilini oluşturur.
Ve 1973’te ‘Min tinwyetîm be gir deşke’ divanını yayınlar.
Şêrko Bêkes, Güney Irak’ta sürgündeyken ‘Kaziwe’ şiir divanını yazar. En uzun şiiri Koç’u sürgünde yazar. 1979’da tekrar Süleymaniye’ye döner. Kürt tarihinin ve kültürünün kaynaklarından beslenerek, dizelerinde modern Kürt şiirinin köşe taşlarını döşer. Şêrko Bêkes, hayatının elli yılını şiir yazmaya verir. Dünyaca kabul edilmiş Kürt şair olarak yerini alır. Kürt edebiyatında bir sütun olarak bilinir. Ürettikleriyle 21’inci yüzyıl Kürt edebiyatının büyük şairleri arasındaki yerini alarak, şiirin emektarı olur.
Halepçe’nin saat 11’i
“Güneyden Şiir Yağmuru” Sîrwan Rehîm, Azad Dilwar ve Baker Schwani adlı 3 çevirmen tarafından Türkçe’ye çevrilerek Belge Yayınları’nda çıktı. Modern Kürt şiirinin ustası Bêkes şiirleriyle, ezilmiş, çaresiz, sürgün edilmiş halkın, aşkın ve doğanın sesi olmuştur. Sürgünün, acının, kederin, sızının, özlemin ve en önemlisi de ülkesinin ve doğanın Şêrko Bêkes’idir. Ülkesini tanımladığı “Ülkem Yüreğimdedir” de,
“Ülkemde gazete lal doğar / Ülkemde radyo sağır doğar /
Ülkemde televizyon kör doğar / Ülkemde bunların sağ doğmasını isteyenle / Dilsizleştirilirler ve öldürülürler /
Sağırlaştırılırlar ve öldürülürler / Körleştirilirler ve öldürülürler /
Ülkemde “ der.
Halepçe’nin saat 11’ini yazar. Bugün yaşasaydı Zergelê’ye de ses ve nefes olurdu. Yaşananlar ancak Bêkes’in dizelerinde ağıda dönüşebilirdi, güçlü bir çığlık olarak…
“Hava öldü / gökyüzü öldü / ilkbahar öldü/ anne, baba ve çocuk öldü / saat on birde / Halepçe’nin boş bir odasının tavanı altında / birbirini kucaklayan üç taş heykele dönüştüler”
Şêrko Bêkes, Arap edebiyatı aracılığıyla dünya edebiyatıyla tanışır. Büyük şairler arasında Walt Whitman’ın 1819-1892 şiirlerine hayrandır. Her ne kadar o şiir yazıyorsa da, aslında edebiyat eserleri arasında en çok roman okur. Rubar’ı 1983’te yayınlar. Rubar, şiir dilinde yazılmış öykülerdir, Kürt edebiyatında ayrı bir ufuktur. Şairliğin dışında yaşadığı ülkenin siyasal gündeminden de uzak kalmamıştır. Sêrko Bêkes, Saddam Hüseyin döneminde birçok kez sürgüne gönderilir; Irak ve İran savaşından ötürü Saddam Hüseyin, destan yazmaya zorlar. Ama Sêrko Bêkes teslim olmaz, onurlu yaşamı tercih eder, Kürdistan dağlarına gider. Kürdistan’da peşmergelik yaptığı 1980-1988 yıllarında, devrim ve direniş konulu şiirler yazar. “Yazıyorum, dilin acizliğini kendi acizliğimi hafifletmek için. Ama, halkımın ve şiirin sevgisine bir katkıda bulunmak için de…” der. Politik nedenlerden dolayı, 1986‘da İtalya’ya, daha sonra da İsveç’e gider ve oraya yerleşir. İsveç’te Kurt Tucholsky Edebiyat Ödülü’nü, dönemin Başbakanı Ingvar Carlsson elinden alır. 2009’da Stockholm’de şairin bütün eserleri toplam 8 cilt ve 8000 sayfa olarak yayınlanmıştır. 1990 yılında yazdığı “Derbendi Pepuke” (Kelebek Boğazı) Kürt şiirinde bir dil devrimi olarak değerlendirilir.
Şêrko Bêkes’in bugüne kadar şiir, öykü ve tiyatro olarak toplam 41 kitabı yayınlanmıştır, eserleri yabancı dillere çevrilir. Şêrko Bêkes, 1991 yılında Güney Kürdistan Yönetimi’nin kurulmasından sonra ülkesine döner. Hewlêr Parlamentosu’na seçilir ve 1,5 yıl Kültür Bakanı olarak göreve yapar. Bir süre sonra bu görevinden ayrılarak
“Eğer benim şiirimden / Gülü çıkarırlarsa / Yılımın bir mevsimi ölür / Eğer şiirimden sevgiyi çıkarırlarsa / İki mevsimim ölür/
Eğer ekmeği çıkarırlarsa / Üç mevsimim ölür / Eğer özgürlüğü çıkarırlarsa / Bütün yılım ölür, bende ölürüm” der.
Ve 4 Ağustos 2013’te modern Kürt şiirinin üstadı yaşama veda eder. “Beni Süleymaniye’deki Azadî Parkı’na 1983 şehitleri için kurulan anıtın yanına gömün. Orada nefesim kesilmez. Genç kadınlar, erkekler, sevgililer misafirim olur” diye vasiyet eder.