Türkiye’yi asıl bölenler, nasıl da kendisini bir bir dışa vuruyor.
CHP’nin tutuklu milletvekili Mustafa Balbay bırakıldı. Balbay’ın bırakılması, birçok çevrede ve tabii ki Kürtler’de BDP’nin tutuklu beş milletvekilinin de bırakılacağı beklentisine yol açtı. Çünkü durumu buna elverişli kılan yasal zemin var. Var ki, Mustafa Balbay bırakılabildi. BDP milletvekillerinin bırakılması açısından emsal teşkil eden bir yargı kararı oldu.
Ancak beklenen olmadı. Her KCK davası duruşmasında beklenen toplu bırakılmalar olmadığı gibi tutuklu milletvekilleri de bırakılmadı. Asıl bölücülük budur işte. Peki, mazbataları verilmesine rağmen tutuklu Kürt milletvekilleri neden bırakılmıyor?
Çünkü Türkiye’nin içini karıştıran karanlık güçlerin işine gelmiyor. Problemli bir Türkiye’den geçinen bu kesimler, Türkiye’nin içi karıştıkça sevinçten dört köşe oluyor. Çünkü Kürt sorununu, yine demokratikleşme sorunlarını çözmüş bir Türkiye’de bu karanlık güçlere yaşam şansı kalmayacak.
Maalesef ki, bugün Türk yargısı, emniyet ve emniyet istihbaratının büyük bir bölümü, adına yeni Ergenekon da diyebileceğimiz ve devleti ele geçirme çabasında olan bu gücün elinde. Taa okyanus ötesinden yönetilen bu güç ile AKP Hükümeti kısa bir süre öncesine kadar da, büyük bir aşk yaşıyorlardı. AKP’yi aslında hükümet yapan da bu aşkın birikmiş sermayesiydi. Ancak bu aşkta okyanus ötesi egemen taraftı. AKP’yi sürekli belli bir yerde tutuyordu. Hükümetin üzerinde durmadan sallanan Demokles kılıcı gibiydi. Şimdi AKP, iktidarını daha da derinleştirmek için yıllardır yaşadığı bu aşkta yan çizmeye başlayınca, bu aşkta egemen olan okyanus ötesinin büyük öfkesini üstüne çekti. Bu arada AKP, klasik aşkta egemen olan tarafın öfkesinin çok tehlikeli sonuçlara yol açtığını hatırında tutması, hayrına olur.
Özet olarak AKP ve okyanus ötesi, ilkin birlikte devleti ele geçirme üzerinden bir evlilik yaşadı. Şimdi AKP tarafı, devleti tek başına ele geçirme hırsına kapılıp bu evliliği bozmaya niyetlenince kıyametler kopmaya başladı. AKP’den desteğini çeken okyanus ötesi, AKP’yi zayıflatmak için belli bir süredir başka siyasi partilere destek sunmaya başladı. CHP’yi üstü örtülü bir biçimde destekleyerek AKP ile yarıştırma niyetinde görünüyor. Geçen gün okyanus ötesinden, baş örtüsü konusunda bile yeni bir fetva çıkarıldı. "Başını örtmemek kafirlik değildir” dedi. "Sadece bir farzdır. Kafir olmak için Kuran-ı Kerim’in ayetlerine karşı gelmek gerekir” dedi. Başı açık yaşamaya dönük bu fetvayı çıkarmak, laik geçinen CHP’ye fetva çıkarmaktır aynı zamanda.
Mustafa Balbay’ın çıkarılması, okyanus ötesinin bu süreçte AKP’ye gözdağı vermek için CHP’ye yaptığı gizli yatırımla ilgisi, ihtimal dahilindedir.
AKP ve okyanus ötesinin, devleti bu şekilde ayrı ayrı ele geçirme yarışına girmesi, Kürtler adına İmralı ile kurulan diyalog sürecini etkiliyor. Kürt sorununun çözümü yönünde ortaya çıkacak olumlu gelişmelerin hükümeti güçlendireceği biliniyor. Ama maalesef AKP Hükümeti, bu konuda tam bir akıl zayıflığı yaşıyor. Hanesine yazılacak bu gelişmeyi, ortaya çıkarma iradesini bir türlü gösteremiyor. Çünkü o da soruna sadece seçim yatırımı yapacak kadar dokunuyor. Stratejik yaklaşma kararı almıyor. Oysa tek başına bu kadar uzun süredir iktidarda duruyor. İsterse Kürt sorununa stratejik yaklaşıp, sorunu önümüzdeki seçim sürecine kadar bile çözebilir. Ama buna karar kılmadığı için elindeki yetkiyi ve gücü bu yönlü kullanmıyor.
İşin diğer bir yanı ise seçimde gücünü daha fazla büyütmesin, hatta biraz küçülsün diye okyanus ötesi, AKP’nin Kürtlere seçim yatırımı niyetiyle sarf ettiği bazı söylemlerini bile engellemeye çalışıyor. Bunu, AKP sorunu çok çözmek istiyor da okyanus ötesi bırakmıyor gibi anlamamak lazım. Okyanus ötesi, AKP’nin topu topu seçim yatırımı olarak söylemleştirdiklerini engellemeye çalışıyor, o kadar. Yoksa sorunun çözümüne dönük aldığı stratejik bir kararı yok ki, uygulamasını engellesin.
Hal böyle olunca tabii, CHP’nin tutuklu milletvekili çıkıyor ama BDP’nin tutuklu milletvekilleri çıkamıyor. KCK davaları uzayıp gidiyor. Ve aslında kaybeden sadece Kürtler olmuyor, asıl kaybeden bunca yıldır ilk defa gerçekten demokratikleşme imkanı yakalayan bütün Türkiye oluyor, hatta operasyon üzerine operasyon yemeye başlayan AKP oluyor.
Kurduğu çıkar ittifakıyla, devletin içine yerleşmesine izin verdiği canavarı, şimdi dizginleyemiyor. Neredeyse kendisini yutacak duruma gelmiş. Emniyet ve yargının konsensüsü sonucu son günlerde gerçekleşen operasyon ve tutuklamalardan bu anlaşılıyor.
Asıl bölücülük budur işte