Cemal ŞERİK

Türkiye’de suni gündemler yaratılmaya devam ediyor. Böylece toplumun dikkati de çözüm bekleyen asıl sorunları dışına çevrilmiş oluyor. Sadece bununla da kalmıyor; devrimci, demokratik güçlerin de belirlenen bu suni gündemler peşine takılmaları sağlanmaya çalışılıyor. En son olarak CHP ve İP (İyi Parti) içerisinde yaşanan “sorunlar” da bunlar arasında yer alıyor. Dikkat edilirse günlerdir ısrarlı bir şekilde kamuoyunun gündemine bu partilerin yaşadıkları sorunlar getirilmeye çalışılıyor. Bu durum, partilerin kendi içerisinde yaşadıkları sorunlardan daha çok farklı nedenlerinin olduğunu gösteriyor.

24 Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkan tablonun çok dikkat çekici olduğunu ve bunun da bir ‘ayarlama olduğu’ yönündeki kanaatleri güçlendirdiğine dikkat çekilmişti. Seçim öncesinin hararetli ortamının ve hatta ‘seçim sonuçlarının netleştiği’ yönündeki haberlerin ajanslara, TV ekranlarına ve vb. basın-yayın organlarına yansıyan boyutları göz önünde bulundurulunca nedensiz olmadığı da son derece açık ve netti. Çünkü CHP ve İP o ana kadar seslerini “yüksek perdeden” çıkarırlarken, bir anda sus-pus olmuşlar, açıklanan sonuçları kabul etmişlerdi.

25 Haziran ve sonrasında basın-yayın organlarında bunun nedenlerine dair haber ve yorumlar yayınlanmaya başlanmıştı. Buna göre de, seçim sonuçları ile oynanmış ve bir biçimiyle de CHP ve İP’ye bunu kabul ettirilerek, R.T. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı ile AKP ve MHP’nin meclis çoğunluğunu garanti altına alması sağlanmıştı. Tabii bununla birlikte CHP ve İP’ye mecliste kabul edebilecekleri oranda milletvekili vermişlerdi. Bir yanda bunlar yaşanırken, diğer yandan da her ne kadar tüm engellere rağmen meclise girmeye başarsa da bundan zarar gören HDP olmuştu. Çünkü HDP’nin hiçte azımsanmayacak oranda kazandığı milletvekilliği sayısında bir düşüş gerçekleştirilmişti. Ortaya çıkan bu tablo ile 24 Haziran seçim sonuçları olarak iç ve dış kamuoyuna kabul ettirilirken, böylece asıl tartışılması gereken konuların tartışılmasının da önüne geçilmişti. CHP ve İP’de 24 Haziran seçimlerinde böyle bir tablonun oluşmasında önemli bir oynamıştı.

CHP’nin Türkiye’de devrimci, demokratik güçlerin kendini örgütlemesinde ve güçlü bir halk muhalefetinin açığa çıkarak, bunun eylemsel bir karakter kazanmasının önünde frenleyici bir rol oynadığı bilinen bir gerçekliktir. 24 Haziran seçim sürecinde de böyle olmuştur. Milyonlarca insan seçim öncesinde meydanları doldurmuş ve sokaklara çıkmıştır. Bunların önemli bir oranının Muharrem İnce’yi ya da parti olarak CHP’yi destekleyenler olmadığı da bir gerçek. Aynı şekilde HDP’de milyonları sokaklara çıkarmış ve güçlü mitingler düzenlemişti.

Gerek CHP’nin gerekse de HDP’nin meydanlarda bir araya getirdiği bu milyonlar, 24 Haziran seçimlerinde açığa çıkacak olan iradelerine sahip çıkacak bir kararlılık içerisindeydiler. Bu gerçeklik sadece AKP-MHP faşist kliğini değil, CHP ve İP’de korkutmuştu. O nedenle de nasıl seçimleri kullanarak halkın AKP-MHP faşist kliğine karşı gelişen tepkisini barajlamışlarsa, 24 Haziran akşamı da önceden yapılan bir ayarlama olduğu ve bunun sonucu olarak da çok bariz hilelerin yapıldığı bilinmesine rağmen, halkın meydanlara çıkararak kendi iradelerine sahip çıkmasının önüne geçmişlerdir.

CHP ve İP bu şekilde 24 Haziran seçimlerinde çok uğursuz bir rol oynamışladır. 24 Haziran sonrası da bu uğursuz rolü oynamaya ve kamuoyunun gündemini meşgul etmeye devam etmektedirler. Daha doğrusu bu doğrultuda kullanılmaktadırlar. Son günlerde CHP ve İP içerisinde yaşananları da bu gerçeklik içerisinde ele almak gerekmektedir.

24 Haziran öncesinde CHP ve İP’i çıkarları doğrultusunda bu şekilde kullanan AKP-MHP faşist kliği, nasıl onları iktidar koltuğundaki yerlerini sağlamlaştırmak için kullanmışsa, şimdi de sistemlerini kurumlaştırmak ve kirli hedeflerini gerçekleştirmek için kullanmaktadır. Bu çok net ve açık bir şekilde de görülmektedir.

Bugün Türkiye’de 24 Haziran sonrasında CHP ve İP’de yaşanan “sorunları” böyle bir gerçeklik içerisinde ele almak gerekmektedir. Özellikle de devrimci, demokratik ve özgürlükçü güçler için bu gerekli olan bir gerçekliktir.

İP’nin niteliği bellidir. Devletçi-faşist kadrolar tarafından kurulmuştur. MHP’den ne kadar “farklı” olduğu bile tartışma konusudur. Ne kadar doğrudur? Bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün olmasa da, AKP-MHP faşist kliği tarafından seçimlere yönelik özellikle de Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek için bir proje olarak hazırlandığı dile getirilmektedir. CHP ise R.T. Erdoğan’ın “dostların başına” dediği bir “muhalefet” olma özelliğinin ötesine geçememiştir. Tüm temel ve stratejik konularda tamamen AKP-MHP faşist kliğinin ortağı olmuştur. 24 Haziran seçimleri öncesi ve sonrasında da bu rolünü oynamaya devam etmiştir. Belki de bugüne kadar olanlardan çok daha fazla AKP-MHP faşist kliğine nefes aldırmıştır. Gezi Direniş ruhunun demokratik halk güçlerini sardığı ve harekete geçmeye hazır hale getirdiği koşullarda, bu direniş ruhunu kendi potası içerisine hapis etmiş, 24 Haziran gecesi halkın kendi iradesine sahip çıkarak AKP-MHP faşist kliğine tarihin unutamayacağı bir ders vermesinin önüne geçmiştir.

Türkiye’deki devrimci, demokratik ve özgürlükçü güçlerin 24 Haziran ve sonrasında yaşananları bu gerçeklik içerisinde ele alması, buradan hareketle de sonuçlar çıkarması gerekmektedir. Buna bağlı olarak ta AKP-MHP faşist kliğinin yarattığı ve toplumun önüne sürdüğü suni gündemlerin peşine takılmadan, kendi asıl gündemlerine bağlı olarak hareket etmeleri, 24 Haziran öncesinde sokağa çıkan, meydanları dolduran halk gerçekliğinin verdiği mesaja göre pozisyonlarını belirlemeleri gerekmektedir.