Türk Hükümeti, seçim stratejisinin bir parçası olarak büyük  şovlarda açıkladığı ancak fiili uygulamaları yasallaştıran kimi düzenlemeleri barındırmaktan öteye gidemeyen 'demokratikleşme paketi'nin ardından yeni paket hazırlıyor. Bu paket ise, polisin yetkilerini arttıracak. Buna göre, daha önce hakim ve savcı talebiyle uygulanan önleme gözaltıları, bundan böyle 12-24 saate kadar polis yetkisiyle yapılacak.

Hürriyet gazetesinden Nuray Babacan’ın haberine göre polis, eylem yapma ve olay çıkarma olasılığı olanları, direkt gözaltına alabilecek. Gezi Parkı eylemlerinin ardından gündeme gelen polisin yetkisinin arttırılması çalışması biçim değiştirerek devlet güçlerine yönelik tüm çalışmaların bir paket haline dönüştürülmesi kararlaştırıldı. Bu nedenle, daha önce 'demokratikleşme paketi’nde yer alacağı dile getirilen ‘Kolluk Kuvvetleri Denetim Kurulu’ bu çalışmaya dahil ediliyor.

Yargıya gerek duymadan

Adalet ve İçişleri Bakanlıkları’nın ortaklaşa yürüttüğü çalışmaya göre, eylem yapma ve olay çıkarma potansiyeli olan örgütler izlemeye alınacak. İstihbarat raporlarının bu faaliyetleri doğrulaması durumunda, örgüt üyeleri hakim ve savcı talebi olmadan doğrudan polisin isteği üzerine 12 veya 24 saat gözaltında tutulabilecek. Bu süre hakim kararıyla uzatılabilecek. Mevcut uygulamada önleyici gözaltı için hakim veya savcının talebi gerekiyor.

Polise dokunan yanacak

Düzenlemeyle, polise mukavemet ve kamu malına zarar vermenin cezaları da artırılacak. Türk Ceza Kanunu’nun “Mala zarar vermenin nitelikli halleri” başlıklı 152’nci maddesiyle, “Görevi yaptırmamak için direnme” başlıklı 265’inci maddesi yeniden düzenlenecek. Bu maddelerde öngörülen cezalar artırılacak. Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla ‘cebir veya tehdit’ kullananlara verilen hapis cezasının da arttırılması düşünülüyor.

Molotofa cezaya doymadılar
Taslak çalışmaya göre, molotofkokteyli “Yanıcı ve parlayıcı madde kullanılarak oluşturulmuş, el yapımı saldırı veya savunma aracı” olarak tanımlanacak ve taşıyan, bulunduran kişiye 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelebilecek. Molotof kokteyli, suç işlemek için kurulmuş bir örgüt tarafından kullanılırsa, cezalar yarı oranında artırılacak.

Yüzün kapatılması halinde

Toplumsal olaylar ve eylemler sırasında, kimliği gizlemek için yüzün örtülmesi halinde de daha fazla ceza verilmesi planlanıyor. Pakete, ceza sınırı 2 yılın altında olan suçlarda tutuklama yapılamaması nedeniyle, suçun tekerrürü halinde tutuklamaya olanak sağlayacak hüküm konulacak.
Taslakta yer alması planlanan ‘Kolluk Kuvvetleri Denetim Kurulu’ düzenlemesi, insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen güvenlik güçlerini denetlemeyi amaçlıyor. STK’lar, polisi denetlemek için kurulacak kurulun, sivil ve tarafsız üyelerden oluşturulmasını talep ediyor. Hükümetin, bu maddeyle ‘polis devleti’ eleştirileri göğüslemek için denge oluşturmayı planladığı söyleniyor.

Tam otoriter polis devleti
Polis paketini ANF'ye değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, "Bu tam otoriter polis devleti kavramını güçlendiren, muhalefeti ve toplumu militarizmle ezmeyi hedefleyen bir paket görünümünde" dedi.
Polise "eylem yapma durumunda olanları değil, eylem yapma olasılığı" olanları dahi gözaltına alma yetkisi verilmesinin Gezi direnişi sırasında yaşanan vahim tabloyu yeniden doğuracağına dikkat çeken Efe, şöyle konuştu: "Hukukta ya da insan hakları, demokrasi ve özgürlüklerde olasılıklar yoktur, kesin kavramlar, tanımlanmış durumlar vardır ve bu duruma uygun da tespitler yapılır. 'Polisin yetkilerini artırıyoruz' şeklinde hükümetten gelen sözlü açıklamalar bile, kaç kişinin ölümüne neden olmuştur."
Polisin yetkileri her artırıldığında ölümlerin ve hak ihlallerinin de arttığını belirten Efe, "Bütün bunlar yapılırken, bir de ne olduğu belli olmayan denetleme kurulları kurularak, 'Yetki veriyoruz ama ardından denetliyoruz' havası yaratılmak isteniyor" dedi.
İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, polisin yetkileri artıran düzenlemeyi "çok vahim" bulduklarını söyledi, "Toplumun demokratik kanallarının açılması ve güçlendirilmesi yerine militarizmin, polisin, şiddetin güçlendirilmesini yararlı bulmuyoruz. Bu yaklaşımda şiddetin yanı sıra keyfiyetin artırılması da söz konusu" diye konuştu.

Kayıtdışı gözaltı

Hakim ve savcı talebi olmaksızın gerçekleşecek gözaltılarını "kayıtdışı gözaltı" anlamına gelebileceğine dikkat çeken Efe, "Keyfiyeti bu şekilde düzenlediğiniz zaman gözaltı kayıtlarının kontrolünü yapmanız mümkün olmayacak. İstediği zaman alır, istediği zaman bırakır. Alma yetkisini veriyorsunuz ve ne olduğu belli olmayan bir denetleme kurulundan bahsediyorsunuz" dedi.
1990'lı yıllarda yaşanan gözaltında işkence, tecavüz ve gözaltında kayıpları hatırlatan Efe, "Bu işkencelerde gözaltı kayıtları yoktu" diye konuştu.

Anayasal hak gasp ediliyor

Toplumsal gösterilerin izne bağlı olmayan anayasal bir hak olduğunun altını çizen İHD Şube Başkanı, şunları söyledi: "Halkın demokratik taleplerini açıkça ifade etme özgürlüğü, hiçbir zaman kısıtlanamaz ve en temel haklardan biridir, yaşam hakkı olduğu gibi. Gezi olaylarında olduğu gibi polisin yetkilerini artırdığınızda, halkın hiçbir hakkını özgürce kullanamadığına tanık olduk. Sadece kapalı kapılar arkasında işkence, kaybetme, keyfi gözaltının dışında, açık gösterilerde, yasal gösterilerde, düzenlenmiş mitinglerde de artı şiddeti daha artmış bir şekilde görmek mümkün olacak. Bu sistem halkın hiçbir hakkını ifade edemediği ve sindirildiği bir toplumsal sisteme doğru gidişata işaret ediyor."

İSTANBUL