Türkiye’de 5 yaş zorunlu eğitimin 4 yıl içinde yaygınlaştırılabilmesi için Bakanlık ilk hamleyi 2009-2010 eğitim-öğretim döneminde yaptı. Öğretmen, fiziki imkan, bilinç düzeyi gibi bazı yetersizlikler nedeniyle pilot bölgeler seçerek, aşama aşama uygulamaya geçen Bakanlık, ilk olarak 2009-2010 eğitim-öğretim döneminde 32 ilde 5 yaş zorunlu eğitim uygulaması başlattı. 2010-2011 eğitim-öğretim döneminde pilot il sayısı 57’ye ulaşırken, 5 yaş grubunda okulöncesi okullaşma oranı yüzde 67’ye yükseltildi. Bakanlık, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında 14 ili, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ise 10 ili daha projeye dahil ederek, 81 ilin tamamında zorunlu eğitimi 5 yaştan başlatma kararı aldı. 2012-2013 yıllarında zorunlu eğitime geçmesi öngörülen iller ise Adıyaman, Antep, Ağrı, Hakkari, Van, Kars, Batman, Mardin, Şırnak oldu.

Asimilasyon yaşı 5’e çekiliyor

MEB’in kararının bölge illerinde Kürtçe üzerinde uygulanan asimilasyonu farklı boyutlara çekmesi bekleniyor. Konuya ilişkin DİHA’ya değerlendirmede bulunan KURD-DER başkanı Ahmet Aday, çocukların 5 yaşında eğitim almasının ileride eğitim hayatları açısından olumlu olduğunu ancak, devletin bu eğitimi Türkçe ile zorunlu kılmasının çok tehlikeli olduğunu kaydetti. Çocukların okul öncesi eğitimlerine anadili ile başlamaları ve bu eğitimin 8 ya da 9 yıl sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken Aday, bir çocuğun anne karnında bile yavaş yavaş anladığı bir dili yok etmenin olumsuz bir durum olduğunu belirterek, „Bir çocuk annesinden duyduğu bir dilden başka yabancı bir dille 5 yaşında eğitime başlıyor ve bir ömür boyu devam ediyor. Bu asimilasyonun en önemli yeridir, bu inkarcı anlayıştır, bir toplumu kökünden koparır. Hatta biz buna insanlık dışı bir uygulamadır diyoruz. Başbakan da Almanya da bunu demişti“ dedi.

Anadilde eğitim yapılmalı
Aday, Türkiye gibi birçok dilin, kültürün ve inancın bir arada olduğu ülkelerde etnik dillere göre ikili dil sisteminin olduğu eğitim sisteminin olması ama bunun yanında devletin resmi bir dilinin olması gerektiğine dikkat çekerek, „TZPKurdî olarak üzerinde durduğumuz şey şu; Türkiye Cumhuriyeti’nde Türkçenin dışında bütün dillerde anadil eğitimi yapılmalı. Türkiye’de Türkçeden sonra en yoğun ikinci konuşulan toplum dili Kürtçe olduğu için üzerinde duruyoruz“ dedi.
Aday, çocukların küçük yaşlarda Türkçe eğitime tabi tutulmak istendiğini belirterek, „Halkımıza çağrımız çocuklarını Türkçe eğitim almak üzere kreşlere anasınıflarına göndermesinler“ dedi. Aday, „Okullarda ne okutuluyorsa biz onun Kürtçesini hazırlıyoruz ve demokratik özerklik kapsamı içinde hazırlıklarımızı tamamlamaya çalışıyoruz“ şeklinde konuştu. Aday, „Devlet anadil çağrılarımıza kulak asmazsa bile biz bunu kendi bölgemizde yani Kürdistan’da kendi imkanlarımızla vermeye çalışacağız. Demokratik Özerkliğin diğer alanlarındaki gibi dilimizde eğitim yapmaya çalışacağız“ dedi.

Bu acele niye?
Eğitim-Sen Kadın Sekreteri Sakine Esen Yılmaz ise Türkiye’de okul öncesi eğitimin ve zorunlu eğitimin alt yapısının oluşmadığına dikkat çekerek, zorunlu 5 yaş eğitiminin „Neden bu kadar hızlı ve ısrarcı yapılıyor“ sorusu akla geliyor. Türkiye’de anadilde eğitim konusunda ciddi bir sorun yaşandığına, özellikle de okul öncesi eğitimde kritik bir noktada olduğuna işaret eden Yılmaz, „Kendi anadilini unuttuğu zaman bilişsel olarak eğiteceğim derken aynı zamanda zihinsel olarak da yaralamış oluyorsunuz. Pedagojik eğitiminin önüne set çekmiş oluyorsunuz“ dedi.
Yılmaz, uygulamanın asimilasyona hizmet etmekten başka bir işe yaramayacağını belirtti.