
İktidara geldiği günden bu yana göstermelik açılımlarla halkların dillerine karşı samimiyetsiz yaklaşan AKP hükümeti, anadilinde eğitim taleplerine olumlu yanıt vermiş değil.
Ders müfredatına haftada 2 saatlik “Yaşayan Diller ve Lehçeler’’ dersini koyan hükümet, devletin asli görevi olan ve uluslar arası sözleşmelerce de anadilinde eğitim hakkını görmezden geliyor.
Anadilleri olan Lazcanın, her geçen gün daha çok asimile olmasından ve artık bitme noktasına gelmesinden yakınan Laz Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Armağan Serdaroğlu, kendi anadillerinde eğitim ve öğretim görme taleplerinin bir an önce yerine getirilmesini istedi.
Arap Alevileri Gençlik Meclis üyesi olan Mahmut Durkal da eğitim ne kadar doğuştan gelen bir hak ise, anadilinde eğitim görmenin de en az o kadar doğuştan gelen bir hak olduğunu vurguladı.
Pomak Dernekleri Federasyonu (PODEF) Başkanı Mehmet Demir’e göre de anadilinde eğitim talebine devletin gösterdiği yaklaşım tamamen ırkçı. Yoğunlukta Trakya bölgesinde yaşayan Pomak halkının yoğun asimilasyona maruz kaldığını kaydeden Demir, asimilasyona karşı mücadele vermeye devam edeceklerini kaydetti.
Jineps gazetesi Yayın Kurulu üyesi Sebahattin Çurmıt ise Çerkes halkı olarak dillerinin uğradığı asimilasyonu “Biz bu topraklar için ölürken Türkçeyi bilmiyorduk, şimdi ise kendi anadilimizi bilmiyoruz” sözleriyle ifade etti.
Kürt Demokrasi Kültür ve Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Mustafa Karaman göre ise halkların anadilinde eğitim hakkının önündeki en büyük engel, 1982 Anayasası’nda yer alan 42. Madde. O madde ise şöyle: “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.”
Bu maddenin değişmesi gerektiğini söyleyen Karaman, uluslararası yasalarda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan “Her ülkede çocukların kendi anadillerinde eğitim görme hakkı vardır ve bunu da devlet sağlar” ilkesini hatırlattı. Karaman, “Devlet vergisini alıyor, gençleri askere götürüyor. Halk, devlete karşı görevlerini yerini getiriyor ama devletin de vatandaşlarına karşı görevleri vardır. Devletin görevini yerine getirmek gibi bir zorunluluğu var” diye konuştu.
1 milyon işçi çocuk okula gidemeyecek
Eğitim Sen’in raporuna göre, Türkiye ve Kürdistan’da bir milyona yakın çocuk işçi, okula gidemeyecek.
2016-2017 eğitim ve öğretim yılı on binlerce öğretmenin açığa alınması, anadilde eğitim, basılmayan kitaplar ve müfredat tartışmalarıyla bugün başlıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yüzbinlerce çocuk işçi, okul yerine mevsimlik işçi, çırak ve hizmet sektöründe çalışmaya devam ettiği için ya aylar sonra okula başlayacak ya da hiç gidemeyecek.
Eğitim Sen 2015-2016 Yıl Sonu Raporu’na göre, Türkiye ve Kürdistan’da yarısı tarım sektöründe olmak üzere aile geçimine katkı sağlamak için çalıştırılan bir milyona yakın çocuk işçi var. Yine aynı şekilde ücret almadan ev işlerinde çalıştırılan çocuk sayısı ise daha fazla ve neredeyse 7,5 milyon kişiyi buluyor. Bu verilere göre, Türkiye genelinde toplamda neredeyse 9 milyona yakın çocuk işçilik yapıyor.
Kürtçe müzik için düğün bastılar
Mersin’de önceki gece sokak arasında yapılan bir düğünde Kürtçe müzik çalınmasına ve geleneksel kıyafetler giyilmesine bile tahammül edemeyen Türk polisi, biber gazı sıkıp havaya ateş açarak davetlileri dağıttı.
Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Demirtaş Mahallesi’nde yapılan bir sokak düğünü polisin tahammülsüzlüğüne sahne oldu. Yeni evlenen Kürt bir çiftin düğüne katılan davetlilerin yöresel kıyafetler giymesine ve düğün esnasında Kürtçe müzik çalınmasından rahatsız olan polisler, düğünün yapıldığı sokağa gelerek düğüne katılanlara saldırdı.
Damadın babası Maruf Dündar, o anları şu sözlerle anlattı: “Düğün alanına gelen polisler, Kürtçe şarkılar çalınmayacağını ve geleneksel kıyafet giyen davetlilerin ise emniyete götürüleceğini söyledi. Davetlileri kendilerine teslim etmeyeceğimi söylemem üzerine ise biber gazı ve silahlarla düğünü dağıttı.”
Yapılan bu saldırı üzerine çocuk ve kadınların atılan biber gazından etkilendiğini anlatan Dündar, saldırı sonrasında düğün alanının adeta savaş alanına döndüğünü ifade etti. Yıllardır düğünlerinde yöresel kıyafetler giydiklerini dile getiren Dündar, gösterilen bu tahammülsüzlüğe rağmen düğünlerini yeniden yapacaklarını söyledi.