
Güney Kürdistan’daki gelişmelere yer veren sitelerin kadın bölümüne bakılınca, tüyler ürperten kadın katliam haberlerinden başka bir gelişmeye rastlanamıyor ne yazık ki. Kadına yönelik şiddet, yaygın sünnet ve cinayet faillerinin cezasız kalması, geleneksel yapılar ve yetkili kurumların kayıtsızlığı kadın ölümlerinin artmasına neden oluyor.
Yıllardır Güney Kürdistan’ın Kerkûk kentinde çalışmalar yürüten Rêkxirawa Jinên Azadîxwaz ên Kurdistanê (Kürdistan Özgür Kadın Hareketi) Temsilcisi Rotînda Amed, Güney Kürdistan’da geleneksel yapıların kökenini, kadın kırımına zemin sunan hükümet yasalarını değerlendirdi.
Aşiret kanunları daha güçlü
Rotînda Amed, Güney Kürdistan’da aşiret kanunlarının tüm kanunlardan daha keskin olduğunu belirterek, mevcut yasaların ‘şeriatın kestiği parmak acımaz’ anlayışına sahip aşiret kanunları karşısında hükmünü yitirdiğini söyledi. Kürdistan’da sürekli artış gösteren kadın ölümlerinde geleneksel şiddet ve baskı kadar iktidarın da rolünün bulunduğunu dile getiren Amed, “Sonuçta adeta toplu kıyıma dönüşen kadın intiharları vuku buluyor“ dedi.
Güney Kürdistan’ın bugünkü tablosunun iki biçimde resmedilebileceğini söyleyen Amed, bir yandan İslami değerleri koruma adına oldukça tutucu ve katı bir yaşam tarzının yaşatıldığını, diğer yandan ise modernlik adı altında batıya özenti, taklitin gelişmesiyle birlikte öz değerlerden uzaklaşıldığını, maneviyatın çökertildiğini ifade etti.
Şeriat kanunlarına paralel yasalar
Şeriat hukukunun Güney Kürdistan anayasasındaki yansımalarına değinen RJAK Temsilcisi Rotînda Amed, “Yerel hükümet Irak yasalarını baz alarak şeriat kanunlarına ters düşmeyecek tarzda kanunlar oluşturuyor. İslam hukuku, demokratik hukukun içerisine yediriliyor. Şeriat kanunlarıyla birebir örtüşen yasalar çıkarılıyor. Örneğin, bir kadın eşinden izinsiz dışarı çıkıyorsa, bu kadını ölesiye dövme hakkını erkeğe verebiliyor. Herhangi bir kadın aile erkeklerinin rızası ve imzası olmadan asla pasaport alamaz. İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedel. Yine çok eşlilik, kanunların kadınlara çizdiği sınırlar olmaktadır. ‘Namus’ gerekçesiyle işlenen ve toplum tarafından kanıksanan cinayetler, yasalarda hafifletici gerekçe haline dönüşebiliyor. Örneğin, geçtiğimiz günlerde başkasını sevdiği gerekçesiyle eşi ve babasının 30 kurşunla katlettiği Rêzan adlı kadının, hem halk hem de kanun nezdinde 'haketmiştir‘ muamelesi görmesi gibi…" dedi.
Cemaatler baskı kuruyor
RJAK Temsilcisi Amed, Federal Hükümet'in kadına yönelik şiddetin son bulması için vaatlerde bulunmasına rağmen, yaptığı yasal düzenlemelerin, idari önlemlerin yetersizliği nedeniyle sonuçsuz kaldığını söyledi. Amed, kadına yönelik işlenen suçlara karşı şimdiye kadar caydırıcı cezai yaptırımlar uygulandığına raslanmadığını da kaydetti.
Geçtiğimiz aylarda Kürdistan parlamentosunda aile içi şiddeti önlemeye yönelik hazırlanan yasa tasarısının, dini cemaatler nezdinde oldukça sert tepkilere yol açtığını belirten Amed, camilerde verilen vaazlerde “Ey erkekler! Artık eşlerinizi dövemeyecek misiniz? Çocuklarınızın kulaklarını çekemeyecek misiniz? Ne biçim erkeklersiniz“ şeklinde tepkilerin örgütlendiğini, hatta kadın örgütlerine tehdit mektupları gönderildiğini belirtti.
Amed, Güney Kürdistan’da yerel hükümetin kadın sünnetini yasaklayan yasayı yürürlüğe koymasına rağmen, özellikle köy ve mezralarda yaygın olarak devam ettiğini belirtti.
Amed, var olan kurumların hükümet veya erkek denetiminde olduğunu söyledi ve ekledi: "Ülkede birçok kadın kurumu var, ancak bunların birçoğunun sorumlusu bile erkek. Bunlar aşiretçi ve erkek zihniyetiyle kadın sorunlarına müdahale ediyor. Biraz bağımsız hareket eden, aktif olan kadın kurumlarına yaşama şansı verilmiyor.“
Aşiretler üstü yasalar gerekli
Hareket olarak da Kerkûk ve Silêmanî kentlerinde biraz da olsa bağımsız duruş sergileyen kadın kurumlarıyla ilişkilenmeyi esas aldıklarını söyleyen RJAK temsilcisi, kadına yönelik şiddete, intiharlara, kadın sünnetine yönelik çeşitli kampanyalar yanında, bilinçlendirme çalışmaları için “Kadının Aydınlanma ve Bilinçlendirme Akademisi’ni kurduklarını ifade etti.
Yürüttükleri çalışmaların aşiretçi erkek zihniyetini aşmaya, kadın katliamlarını önlemeye yetmediğini de ifade eden Amed, sorunun ancak düzenlenecek aşiretler üstü yasalarla çözüm yoluna gireceğini belirtti. Amed, "Her öldürülen kadını kendi zayıflığımız olarak görüyor ve çalışmalarımızı daha fazla derinleştirmeye gayret ediyoruz. Umudumuz ve ideallerimiz kadın renginde bir yaşam ve dünya yaratmak...“ diyerek değerlendirmesini noktaladı.
SOZDAR DERSİM