Bir haftadır Şemdinli kırsalı gerillaların kontrolünde. Çok şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Devlet şehir merkezi dışında kontrolünü kaybetmiş. Türk ordusu karadan giremediği için dağları, taşları, köyleri savaş uçakları ve helikopterlerle bombalıyor. Bazı köylerden haber alınamıyor, bazı köylüler de köylerini bırakıyorlar. Gazeteciler onlarca asker kaybının olduğunu söylüyor. Ancak ne gazeteler yazıyor ne de genelkurmay açıklama yapıyor. Sadece Şemdinli’de değil, birçok yerde askerlerle gerillalar arsında çatışmalar sürüyor. Bunları da Türk basınında göremiyoruz.
Eski hükümetler de asker kayıplarını gizlerdi. Sayıları az verirdi. Bu, tüm savaşlarda görülen bir şeydir. Ancak dünyanın hiçbir yerinde savaş kayıpları AKP dönemindeki kadar gizlenmemiştir. AKP Hükümeti elinden gelse Türkiye’nin savaşın yaşanmadığı güllük gülistanlık bir ülke olduğunu gösterecek. Ne var ki mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü bu çatışmaları yansıtan ve olay yerinden gelişmeleri aktaran alternatif özgür basın da var.
Türk basını, genelkurmay ya da hükümet bir açıklama yapmadan asker kayıplarını vermiyor. Bu yönüyle genelkurmayın bir bülteni gibi çalışıyorlar. Roboskî olayını 18 saat sonra verdiler. O da yarım ağızla ve olayın tam olarak nasıl olduğunu söylemeden. Zaten birçok olayı hem eksik hem de çarpıtarak veriyorlar. Özellikle Türk devletini zayıf gösterecek, yıpratacak biçimde vermemeye gayret gösteriyorlar ya da PKK aleyhine olacak biçimde veriyorlar. Zaten hükümet olayların nasıl yansıtılacağı konusunda defalarca basına brifing vermiştir. Gerektiğinde ise hükümetin ilgili organları basın kurumlarına özel uyarılar gönderiyor. Özcesi basın tamamen psikolojik savaş organları gibi hareket ediyor.
Kayıpların bu kadar gizlenmesinin esas nedeni AKP Hükümeti’nin savaş politikasıyla ilgilidir. Savaşı sürdürme kararında olduğundan asker ölümleri ya az veriliyor ya da hiç verilmiyor. Asker ve polis cenazeleri çok yansırsa halk bu savaş bir an önce bitsin, bu sorun çözülsün der. AKP halkın bu yönlü tepkisinin önünü almak için asker kayıplarını gizliyor. Yoksa bu kirli savaşı sürdüremez, savaşta ısrar edemez.
Asker kayıplarının gizlenmesinin bir diğer nedeni de AKP’nin yıpranma korkusudur. AKP kadar iktidardan düşme korkusu yaşayan başka bir parti görülmemiştir. Diktatörler gibi iktidardan gidersem elimdeki bütün imkanları kaybederim korkusu yaşamaktadır. İktidardan düşmemek için de devlet imkanlarını çok fazlasıyla kullandığı gibi, teşhir olacağı konuları da kamuoyundan gizlemeye çalışıyor. Çok asker ve polis ölümü kamuoyuna yansırsa tepkilerin artacağını ve yıpranacağını düşünüyor. Deniz Feneri yolsuzluğunu da yıpranma korkusuyla nasıl sümen altı ettiğini biliyoruz. Öyle ki savcıları görevden alıp kendi istedikleri doğrultuda hareket edecek yeni savcılar atadılar.
Asker kayıplarını o kadar gizliyorlar ki, bazen kendilerini yalanlayan görüntüler ortaya çıkıyor. Genelkurmay helikopterin düşmesi sonucu 5 askerin öldüğünü söyledi. Gerillanın Basın İrtibat Bürosu (HPG BİM) ise 8 askerin öldüğünü açıkladı. Van’da askeri kışlada yapılan cenaze töreninde tüm basın sadece bir sıradaki 5 cenazeyi görüntülerken bir televizyon yanlışlıkla 8 cenazeyi de görüntülemişti. Tabutların 5’i bir sırada 3’ü de bir sıradaydı. Basına sadece 5 tabutun olduğu sırayı görüntüleyin denmiş; ama bir TV’nin kamerası diğer sırayı da görüntüye almış. Böylece HPG BİM’in açıklamasının doğru, genelkurmayın verdiği bilginin yanlış olduğu açığa çıktı.
Türk devleti ve AKP için asker ölümleri önemli değil. Nasıl olsa yoksul Türk emekçilerinin çocukları çoktur. Türk egemenlerinin geleneği böyle oluşmuştur. Bu nedenle yoksul bir Türk köylüsünün padişaha ve ordu komutanlarına yönelik bizim çocuk yapmamıza güvenerek savaş yapmayın, biçiminde söylediği veciz bir söz vardır.
Türk devlet geleneğinde sorunları siyaset yoluyla çözme anlayışı yoktur. Tüm sorunları güç yoluyla çözme geleneği vardır. Demokrasi ise sorunları siyasal yöntemlerle çözme rejimidir. AKP Hükümeti’nin demokratik zihniyeti yoktur. Kendine Müslüman kendine demokrattır. Demokratlığı sadece kendisi ve yandaşları içindir. Bu nedenle her sorunu ya askeri zorla ya da hukuki zorla çözmek istemektedir. En son Batı Kürdistan konusunda bile zorun dilini kullanmıştır. Öyle ki düne kadar dost olduklarını söyledikleri KDP’yi bile tehdit etmişlerdir. Bu tehditlerin getirdiği tepkiyi görünce biraz yumuşasalar da hala sorunları çözme yöntemi zor, tehdit ve şantajdır.
Türkiye’de devlet, şiddet tekelini elinde bulunduran meşru güç olarak görüldüğü için, devlete ve AKP Hükümeti’ne savaştan vazgeçin, bu sorunu siyasal yöntemlerle çözün denilmiyor. AKP’nin teslim olmazsanız son ferdinize kadar öldürülürsünüz ya da cezaevine atılırsınız politikalarına destek veriliyor. Bu nedenle en ucuz yol olarak da 35 yıldır olduğu gibi gerillaya silah bırak dayatması yapılıyor. Böylece AKP Hükümeti’nin silahla ezme politikası normalleştiriliyor, meşrulaştırılıyor.
AKP Türkiye’deki bu çarpık zihniyete dayanarak asker ölümlerini gizliyor. Hiçbir basın da bu durumu deşifre etme cesaretini gösteremiyor. Çünkü son helikopter düşme olayında görüldüğü gibi genelkurmay ve hükümet tarafından azarlanıyorlar. Türkiye’de bu azarlamanın aynı zamanda aforoz edilme anlamına geldiğini herkes biliyor. Bu nedenle asker ölümleri gizlenerek savaşı sürdürme imkanı buluyorlar.
Türk devleti Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı yürüttüğü savaşın büyük bir bölümünü psikolojik savaş olarak yürütüyor. Psikolojik savaş da toplumun aldatılması demektir. Türk devleti 90 yıldır yürüttüğü özel ve psikolojik savaşla Türkiye halkını kandırdığı gibi, bugün de kandırarak Kürtler üzerinde haksız ve kirli bir savaş yürütüyor. Dolayısıyla Türkiye toplumu da bu kirli savaşa ortak ediliyor, bu kire bulaştırılıyor.
Aydınlar, onurlu insanlar artık buna dur demeli, gerçekleri Türkiye toplumuna tüm çıplaklığıyla göstermelidirler.