Van Barosu adına Avukat Turan Ece ve Cahit Kutlak, Van MAZLUMDER Şubesi adına Mehmet Nasri Aydın, Van İnsan Hakları Derneği adına Şube Sekreteri Sami Görendağ ve Van İHD Çaldıran İlçe Temsilcisi Kudrettin Fırtına'dan oluşan heyet, Uca'nın hayatını kaybettiği Soğuksu Köyü ve İştenyılmaz'ın hayatını kaybettiği Sarıçimen Köyü'ne giderek olay yerlerinde incelemelerde bulundu. Sonuçları da rapor halinde açıklandı. Raporda görgü tanıkları ile mağdurların anlatımlarına da yer verildi. 31 Temmuz'da sabaha doğru mazot almak için sınıra gittiklerini anlatan Necdet Çiftçi, Uca'nın hedef gözetilerek dört taraftan açılan ateş sonucu öldürüldüğünü söylüyor. Kendisi de ayağından vurulan Çiftçi'nin anlatımları şöyle: "Bir anda dört koldan, yakın mesafeden bize doğru askerler tarafından ateş açıldı. Alakaya Piyade Hudut Bölüğü/Uzunyol Takım Komutanı Yüzbaşı, askerlerine seslenerek, 'Vurun oğlum, vurun' dedikten sonra bütün askerler bize doğru ateş etmeye başladı. Özellikle Uzman Çavuş Hüseyin İnci'nin bize isabet edecek şekilde ateş ettiğini gözümle gördüm...Ercan Uca ölmüş, ben ve İbrahim Ecevit ise yaralanmıştık. Bence bu komutanların hayatımızı sonlandırmaya dönük bir tutumları var. Bunu destekleyecek bir yığın olay ve diyalog var."

Sami feci şekilde can verdi
Raporda 11 yaşında hayata veda eden Sami İştenyılmaz'ın babası Mehmet İştenyılmaz'ın anlatımlarına da yer verilmiş: "31 Temmuz günü öğlen saatlerinde köyün civarında ot toplamış eve dönüyorduk. Kan kanseri oğlum, ot balyalarıyla birlikte at üstündeydi. Bu sırada mazot kaçakçılarına karşı pusu kuran askerlerle karşılaştık. Takım komutanı, elindeki sopayla balyaların altında mazot olduğu düşüncesiyle balyalara vurmaya başladı. Ancak balyaların altından mazot falan çıkmadı. Bu sırada askerler de  havaya ateş etti. Bunun üstüne paniğe kapılan at şaha kalkıp oğlumu 150 metre boyunca sürükledi. Oğlum gözümün önünde feci bir biçimde yaşamını yitirdi."

Komutan hastaneye götürmedi

Olaya tanık olan Ayhan Hannarcı (29), silah seslerini duyar duymaz olay yerine gittiğini söylüyor. "Gördüğüm manzara korkunçtu" diyen tanığın anlatımlarına göre, çocuk baygın halde yerde yatmasına rağmen askerler beş dakika mesafedeki araçlarıyla çocuğu hastaneye götürmemişler. Çocuğun babası çocuğu hastaneye götürmek için komutana yalvarmasına rağmen komutan, "Beni ilgilendirmez" demiş. Telefon çekmediği için köyden yardım da istenememiş. Çocuk olaydan üç saat sonra, hastaneye götürülürken ölmüş.

Askerler 50 kişiyi öldürdü

Raporda, "Geçen seneden bu yana yaklaşık olarak 50'ye yakın kişi İran ve Türkiye sınırında askerlerce açılan ateş sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu ölüm olaylarının hiçbirisinde faillere ceza verilmemesi de ölümlerin artmasına sebebiyet vermiştir. Bu durum endişe verici bir hal almıştır" denildi.

Ölümler münferit değil
Raporda, sınır bölgesinde ve civar köylerde bu tür olayların artık münferit olmaktan çıkıp, sistematik bir hal aldığı kaydedilerek, olayların halkta inanılmaz bir korku ve endişeye yol açtığına dikkat çekildi. Raporda yer alan tespitler şöyle:
-  Söz konusu sınır bölgesinde ve civar köylerde bu tür olayların artık münferit olmaktan çıkıp, sistematik bir hal almış olması, halkta inanılmaz bir korku ve endişeye yol açmıştır.
- Ölüm ve yaralanma olaylarının ardından sürekli olarak takipsizlik veya beraatle sonuçlandığından bölge halkının yargıya ve adalete olan güveninde ciddi zedelenmeler oluşmuştur.
-  Bu tür üzücü olaylarda yargılama aşamasının başından itibaren hukuka aykırı işlemler yapıldığı açıkça görülmüştür. Örneğin anılan olayda soruşturmanın başında görevsizlik kararı verilmesi bile açık bir şekilde hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
- Olay yerinde yaptığımız inceleme esnasında göze çarpan bir başka önemli detay da, babanın (Mehmet İştenyılmaz) ısrarlı çağrılarına rağmen, umursamaz bir biçimde atı panikletmeye yol açan ve olay gerçekleştikten sonra askeri araç olay mahalline bu kadar yakın bir mesafedeyken, çocuğun hastaneye götürülmeyişi bir insanlık ayıbı olmakla beraber, teamülden insan öldürmeye yönelik bir girişimdir.
-  Söz konusu olayla ilgili İnsan Hakları Araştırma ve İnceleme Heyeti, ölüm olayının gerçekleştiği yerde gerek görgü tanıklarıyla yapılan mülakatta ve gerekse de heyetin gözlemleri neticesinde; anılan olayla ilgili çok etkin ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi gerektiği kanaatindedir.
-  11 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkının ihlaliyle sonuçlanan bu olayda derhal adli ve idari soruşturma ve kovuşturmanın başlatılıp bu olaya sebebiyet veren kişi ve kişilerin cezalandırılması yönünde somut bir adımın atılması kamu vicdanını bir nebze olsun rahatlatacaktır.
- Olayda ihmal ve ağır bir kusurun varlığı söz konusudur. Kendisini hukukun üstünde görüp bütün insani saikleri hiçe sayan militarist güçler, daha önce yaşanan benzer durumlarda herkesin vicdanını rahatlatacak bir cezaya çarptırılmış olsaydı, böylesi pervasızca öldürme olaylarına kanaatimizce devam etmeyecekti.

- Yaşanan olayın, geçmişteki örnekleriyle beraber değerlendirildiğinde asıl etkenin bir 'devlet otoritesine yaslanarak hukuk dışına çıkma arzusunun bir ürünü' olduğu kanaatine varılmıştır. Bizlere göre bu olay fazlasıyla trajik bir içerik taşıyor. Bir daha tekerrür etmemesi için gerekli tedbirlerin alınması hayati önem taşıyor. Başta olayı gerçekleştirenler ve hiyerarşik olarak bütün sorumluların açığa çıkartılması için etkin ve etkili bir soruşturma derhal başlatılmalıdır."

DİHA/VAN