Amed’in Licê kırsalında başlatılan operasyonla birlikte ilan edilen “yasak” kaldırıldı. Türk ordusu, operasyonun bittiğini duyururken medyası köylülelere yönelik zulmü “zafer” diye pazarladı. HPG ise operasyonun askeri olarak fiyasko olduğunu açıkladı.

Amed’in Licê, Hezro (Hazro) ve Karaz (Kocaköy) ilçelerinin arasında kalan kırsal alanda başlatılan askeri operasyon nedeniyle bölgede bulunan köylerde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” kaldırıldı. 23 Haziran’da ilan edilen “yasak”, Diyarbakır Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklama ile önceki geceden itibaren sonlandırıldı. 

Binlerce asker ve timin getirildiği Licê’de “operasyon bitti” açıklamasına rağmen yerel kaynaklar askerlerin halen alanda olduğu bilgisi verdi. Askerlerin tepelerde kurdukları mevzileri kaldırdıkları, ancak başta korucular olmak üzere çok sayıda askerin arazide saklandığı ve konumunu koruduğu bildirildi. Askerlerin yoğunlukla Zengesor, Xosor, Hamza, Riz, Çemeeliki, Sipeni, Kerwas, Derxust, Barav ve Merg köyleri kırsalında gizlik biçimde konumlandığı bildirildi. 

Yasağın ilan edildiği günden itibaren bombalanan köylerden Kerwas, Sisê, Cenezur ile Derxust köylerinde ise sessizlik hakim. Yine arama noktalarının kurulduğu Qurmık, Çemeelik, Xanekele, Melê ve Karahasan Dehbılo mezrasında noktaların kaldırıldığı öğrenildi. Yoğun baskı ve aramanın yapıldığı Licê’de dün itibariyle araçlar aranmadı, kimlik kontrolü yapılmadı. Ancak Fis Ovası’ndan Licê girişine kadar yol üzerinde askerler ve özel hareket timlerinin zırhlı araçlar içindeki bekleyişi sürdü.


Sonuçsuz operasyon

HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) ise dün yaptığı yazılı açıklamada, Türk ordusu kapsamlı operasyonunun detaylarını paylaştı:

* Başlayan operasyon ile birlikte Şehit Kendal, Şehit Serxwebûn, Şehit Ferhat ve Apê Musa alanları savaş uçakları tarafından yoğun bombalandı.

* 22 Haziran günü operasyon birlikleri karadan Sisê ve Pêşi Kevir alanlarına girdi. 23 Haziran günü Sisê alanında bulunan Dêrxust ve Henyad köyleri yakınlarında çatışma başladı. Henyad köyü yakınlarındaki askerlere yönelik bir sabotaj eylemi yapıldı. Çatışma ve sabotaj eyleminde operasyon gücünün birçok kaybı oldu.

* 25-26 Haziran günleri Helhel, Mahlê ve Kerwas köyleri yakınlarında yoğun çatışmalar yaşandı.

* 26 Haziran günü Cumarê köyü yakınlarında yaşanan çatışmalarda etkili vurulan düşman birliklerinden netleştiren 3 asker öldü, çok sayıda asker yaralandı.

* 30 Haziran günü yaşanan çatışmalarda Masiro adlı gerilla şehit düştü.

* Bu operasyonlarda ciddi bir sonuç elde edemeyen Türk askerleri, 2 Temmuz günü Mahlê köyünde yaşayan bir yurttaşı da katletti.

* 12 gün boyunca ve 10 bin civarında özel birliklerin dahil edildiği operasyonda TC ordusunun çok sayıda ölü ve yaralı oldu.

* Amed’in Licê ilçesinde süren operasyon 2 Temmuz günü Şehit Serxwebûn ve Şehit Ferhat alanından Temel boğazına kadar olan alana geri çekildi.

* 2 Temmuz günü saat 14.00’te Amed Hani’ye bağlı Milika karakoluna yönelik bir suikast eylemi düzenlendi; 1 asker öldürüldü.


Mehlêliler o günü anlattı

Önceki gün sabah saatlerinde aralarında DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP milletvekilleri Sibel Yiğitalp ve Nursel Aydoğan ile Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın da bulunduğu heyet, 30 Haziran günü kısmen ateşe verilen ve 4 kişinin katledildiği Kerwas köyü Mehlê mezrasına doğru hareket etti. Yolda özel harekât polislerinin engellemelerine rağmen mezraya ulaşan heyet, işkence ile katledilen Mehmet Şirin Kocakaya’nın akrabalarını ziyaret etti. Heyet, taziye dileklerinde bulunduktan sonra köylülerle olay gününe ilişkin bilgi aldı.

Köylüler, operasyon günü yaklaşık bin askerin mezraya ve çevresine konumlandırıldığını belirterek, olay günü sivil araçlarla köye gelen askerlerin köyün etrafından 4 drone (insansız hava aracı) uçurduklarını aktardı: 


Giden köylülere işkence

“Gündüz saatlerinde yaklaşık 30-40 saniye boyunca yoğun silah sesleri yükseldi. Bunun üzerine biz, ne oluyor diye dışarıya çıktık. Köylülerden bir kısmı olay yerine, yani Mehmet Şirin Kocakaya’nın işkence gördüğü yere gitti. Oraya gittiklerinde özel harekât polisleri onları darp ediyor ve gözaltına alıyor. Biz ise seslerden sonra korkudan evin içine tekrar geri girdik ve dışarıya çıkmadık.” 

Köylülerden bir diğeri ise olay günü askerlerin bir kişiyi ağacın altında “Bu çitleri sen yaktın” diyerek, feci şekilde dövüp ardından zırhlı araca bindirdiğini anlattı. 


Evlerin kapılarını kırdılar

Köylüler, askerlerin olayın yaşandığı yere yakın evlerin kapılarını kırdıklarını ve bir evi birkaç gün boyunca karargâh olarak kullandığını aktardı. Askerlerin köyde bulunan ev, araba ile köyün ihtiyacı için kullanılan su motorlarına zarar verdiğini belirten köylüler, evin içindeki televizyon ve bilgisayar gibi değerli eşyaları da zırhlı araçlara koyarak götürdüğünü anlattı. 

Arazinin yandığı, mermi ve bombardımandan dolayı birçok hayvanın öldüğü, mezra girişinde bulunan ve köyün tarla işlerini yapmak için kullanılan birkaç iş makinesinin de kullanılamaz hale getirildiği görülüdü. 

Heyet, Mehlê mezrasının ziyaretinin ardından Kerwas köyüne oradan da inceleme yapmak üzere, büyük oranda tahrip edilen PKK’lilere ait mezarlığın bulunduğu Sîsê’ye ggeçti.


Mezarlık temizlendi

Sîsê’deki “Şehit Amed ve Şehit Hevidar Mezarlığı”nı ziyaret eden heyet, daha sonra Derxus köyüne geçerek, geceyi burada geçirdi. Köy camisinde nöbet tutan heyet, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Sîsê’deki mezarlığa geçerek temizliğe başladı. Mezarlık duvarları yıkılan, mezar taşları tahrip edilen şehitlik, halk ile birlikte temizlendi.


6 kişi daha tutuklandı

Askeri operasyonlar sırasında gözaltına alınan 7 kişi, Licê İlçe Jandarma Karakolu’ndaki işlemleri ardından adliyeye çıkarıldı. Savcılık ifadeleri ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 7 kişiden 6’sı tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. 


Zulme boyun eğmeyeceğiz 

Derxust köyü günlerce askerler tarafından abluka altında tutuldu. Köyde yaşayan Bedriye Sulucan (68) ve kızı Hatun Sulucan (29), 27 Haziran günü gözaltına alınarak, “örgüte yardım etmek” iddiasıyla tutuklandı. Eşi ve kızı gözaltına alındığı sırada evde olan Ahmet Sulucan yaşadıklarını anlattı. 

Bütün ekili alanlarının yakıldığını ve evlere girilerek her şeye zarar verildiğini belirten Sulucan, “Baskın yaptıkları sırada ellerinde bir çanta vardı. Gelip önümüze attılar ‘bu çantayı tanıyor musunuz?’ diye sordular. Biz ‘hayır tanımıyoruz’ dedik. Bize ‘bunlar PKK’nin çantası nasıl tanımasınız’ dediler. ‘PKK sizin evinize geliyor ve siz de yardım ediyorsunuz’ diye bağırmaya başladılar. Sonra eşimi ve kızımı zırhlı araca zorla bindirerek götürdüler” dedi. 

6 çocuğunun olduğunu belirten Sulucan, şunları aktardı: “Bu yapılanlar haksızlıktır. Biz bu zulme boyun eğmeyeceğiz. Onlar esrar adı altında yalandan kendilerince operasyon yapıyorlar, ama biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim esrarla işimiz yok.”