'Asrın Vurgunu’

Mihraç URAL yazdı —

8 Ağustos 2021 Pazar - 23:00

  • Bölgemiz dünya sorunlarının turnusoludur. Son günlerde bunu çok belirgin hale getiren bir heyula dolaşmaktadır bu bölgede. “Sefkit el Asır” (Asrın Vurgunu).


‘Asrın Vurgunu’, kendi adlandırmalarıyla ‘Yüzyılın Anlaşması’, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ardından gelen bu yeni proje çok daha kapsamlı ve evrensel boyutlar taşıyor.

Bölgemizi de hedef alan bu vurgunun ana amacı, aklın, bilimin, gelişmenin, ilerlemenin karşısına emperyalist yayılımcı globalizmi koymaktır.

Teknolojinin, bilimin gelişimi ve üretici güçleri değiştirme yönünde ilerlemesiyle oluşacak yeni bir uygarlığı tıkamak, kendi emperyalist hegemonyalarını sürdürmek için dünya pazarlarını kendi üretim sistemlerine tabi tutabilmek için, ilerleme güçlerini kuşatarak ekonomik olarak dize getirip, bu gelişmeyi durdurma amacıyla sosyal buhranlar yaratma çabasındadır.

Bunun için her alanı bir savaş meydanına çevirmekten çekinmeyen, kıyım ve yıkımı her ne pahasına olarsa olsun dayatan, gözü kararmış bu proje karşısında direnme eksenleri yaratmak tarihsel bir sorumluluk haline gelmiştir. Zaten bu karanlık vurgun projesi de dolaysızca direnme hareketlerini, özgürlük ve demokrasi çabalarını hedef haline getirmiştir.

Bölgemiz dünya sorunlarının turnusoludur. Son günlerde bunu çok belirgin hale getiren bir heyula dolaşmaktadır bu bölgede. “Sefkit el Asır” (Asrın Vurgunu).

Bu vurgun merkezinde Siyonist İsrail’le Arap ülkeleri arasında Filistin davasıyla başlayan düşmanlığı sona erdirmek, İsrail’i sıkı bir güvenlik çemberine alarak Filistin davasını tasfiye etmek, İran’ın yükselen ve genişleyen etkisini kırmak; Suriye devletini terörle çökertip Yemen’de Suudi yanlısı bir rejim kurarak, İsrail’i ve emperyalist çıkarları Hint okyanusu ve Mendap kapısının (Kızıldeniz girişi) güvenliğini kendi lehlerine dizginlemek.

Bu çabaların tümü yükselen güçler olarak belirlediği rakipleri Rusları, Çin’i, Hindistan’ı kuşatmak çökertme amacı içindir. Bölgemiz bu gelişmelerin, karanlık ve kirli senaryoların vekalet savaşlarıyla kara bir deliğe sürülmektedir. 

Kimler hedefte

“ASRIN VURGUNU”nun direk yöneldiği hedefleri altta sıralayacağım. Rusya’yı ve Çin’i kuşatmak için, emperyalistlerin öncelikle ilgili oldukları hedefler bölge halkının direnme ruhunu ve çıkarlarını tahrip ederek kukla ülkeler, devletler, örgütler yaratmayı amaçlar. Sırasıyla bunlar; 

Ortadoğu NATO’su

ABD-İngiliz-Fransız-Alman ve diğer müttefik güçler, bölgenin tüm gerici ülkelerini bir askeri çatı anlıda toplamak üzere Ortadoğu NATO’su kurmak girişimi içinde oldular. Bunun için toplantılar, konferanslar sürüp durdu. İlk adımda da Mısır-Suudi ortak tatbikatıyla bu adım ilan edilmiş oldu.

NATO’nun dünyada oynadığı kirli rolü bilenlerin, bölge NATO‘sunun oynayacağı rolün ne olacağı konusunda kuşkuları olmayacaktır; amaç, emperyalist ülkelerin çıkarlarını, pazarlarını, enerji yollarını, askeri üslerini, istihbarat ağlarını korumak üzere bölge ülkelerini kalkan, mali ödenek kaynağı, ölüme sürülecek asker olarak kullanmaktır. 

İkinci adımda İsrail’in de katılacağı, böylece İsrail’le başlayan ‘ikili uyumlaşma süreci’nin genel ve meşru bir hal alarak, bölgede İsrail merkezli çok boyutlu ekonomik, askeri, siyasi, sosyal faaliyetlerin yolları açılmış olacaktır.

Filistin direnişinin tasfiyesi

Filistin direnişi bölge direnişinin mayasıdır. On yıllardır bu direnişin ezilmesi için çalışan emperyalist-siyonist güçler bu konuda başarılı olamamıştır. Filistin halkının özveriyle sürdürdüğü direnişi kırmak için, bu direnişe nispeten mali katkı sağlayan ülkeleri önce çökertmek gerekti; bunu başardıkları an ardından doğrudan Filistin direnişinin çöküşünü için girişimler başladı.

Gerici Arap ülkelerinin İsrail’le uyumlaşma politikalarıyla birlikte, Filistin örgüt ve liderlerinin bir biçimde baskı altına alınarak, bölge direniş ekseni ülkelere ve örgütlere karşı düşmanca politikalar izlemesi sağlandı 

3- İran kuşatılması 

Emperyalistlerin bölgedeki tüm korkuları, İsrail güvenliğiyle ilgilidir. İsrail ileri bir karakoldur onlar için ve korunması demek, tüm çıkarlarının korunması demektir.

Bölgede sömürgeci çıkarlar a) Petrol ve gaz kaynaklarının denetim altına alınması, b) enerji güzergahlarının korunması, c) dev zirai alanların denetim altında olması, d) ucuz işgücü ve nüfus alanları olması, e) stratejik madenlerin ve maden filizleri alanlarının denetimi, f) Askeri üslerin konuşlandırılarak bu çıkarların korunmasının askeri açıdan sağlanması. Bunların sonucu ise sosyal, kültürel ve siyasi askeri müdahalelerle bölgenin sıkı bir denetim altına anılması olarak özetlenebilir. Bu da Büyük Ortadoğu Projesini (BOP) tanımlar.

İran’ın molla yönetimi baskıcıdır. ABD için bunun önemi yok; sorun ABD kararı dışında kalmasıdır. Bu nedenle İran kuşatılmakta ve çökertilmek istenmektedir. 

Kürt direnişinin ezilmesi ya da yedeklenmesi 

Kürt direnişinin (İran hariç) öne çıkan üç temel ayağı bulunmaktadır; Türkiye, Kuzey Irak ve Suriye. Bu üç ülkede gelişen, ilerleyen, güçlü hale gelen ve Kürt ulusunun haklı çıkarlarını savunan başta PKK olmak üzere, diğer tüm Kürt direniş güçleri üzerine büyük oyunlar tezgahlanmaktadır. 

PKK, Kürt tarihinin siyasal, askeri sahneye çıkardığı en güçlü, en olgun ve en dirayetli gücüdür. Başkan Öcalan ve tanıdığım tüm liderler, Kürt ulusunun tarihinde en önemli liderler olarak yerlerini almıştır.

Büyük özverilerle, şehit üzerine şehit vererek gelişen bu hareket bu son dönemde çok ciddi bir baskı altında tasfiye edilmek, bölge senaryoları içinde eritilmek istenmektedir.

Bundan yaklaşık 10 yıl önce bölge devletleri PKK tasfiyesi üzerine anlayış birliği içindeyken, Suriye’nin bu oyuna katılmayıp elinin tersiyle bu projeleri itmesi sonucu bozulan denklemler, şimdi bir kez daha kurgulanmak istenmektedir.

Tekrarla belirtmem gerekir ki, bölgemize yönelen bu hamle karşısında tarihsel misyonları kesişen tüm güçlerin aralarındaki sorunla ne kadar sert olursa olsun; direnme ekseni ortak paydasında bölgemize yönelen bu halkların düşmanı saldırganlığa karşı ortak paydada yer almaları gereklidir.

Ortodoks kilisesini bölüp yönetmek 
(Antakya ve sair el Meşrik Kilisesini parçalayıp denetim altına almak)

Tarihin cilvesi diyelim, süper güç çekişmesi de bu bölünmenin çizgilerini taşıyor. Doğu Ortodoks, batı ise Katolik ve detayları (Protestan vd). Batı emperyalistleştiği süreçte Doğu hala köylü toplumları olarak ikinci sınıf durumdaydı. Bolşevik Devrimine rağmen bu günün verileriyle bakınca değişen bir şey yok, ilerde olan batı geride olup, ilerleme çabası içinde olan Doğu. Konumuz olan Doğu’nun Ortodoks kilisesi siyasal gerginliklerin de ortasında anlamlı yer kapsamaktadır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.