
Asuri-Süryaniler bu seçimlerde Kürdistan’da BDP’ye ve Türkiye kentlerinde HDP’ye tam destek sunduklarını dile getiriyorlar.
Biz de KNK'nin Mêrdîn'nin Midyad ilçesinden olan, Süryani üye Numan Uğur’un seçimlere ilişkin düşüncelerini aldık.
BDP ile HDP’nin seçim anlayışını Asuri Süryaniler olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kürdistan ve Türkiye için çok önemli buluyoruz. Seçimden ziyade halk iktidarına doğru atılan bir hamledir. Bir referandum niteligi taşıyor. Bağımsızlık ve özgürlük için önemli bir aşamadır. Hatta buna bağlı olarak Başkanımız Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için de önemli buluyoruz.
Avrupa’daki Asuri-Süryaniler bu seçimlere nasıl bakıyor? Nasıl destek sunacaklar?
Maalesef 1.Dünya Savaşı sonrası katliamdan-soykırımlardan geçirilen Asuri-Süryaniler, Ermeniler ve diğer Hıristiyan halklar, Kürdistan coğrafyasında bitirilme noktasına getirildi. Fakat son 30-40 yılda Kürt Özgürlük Hareketi ile bu halklara bir güven verildi. Belli bir saygınlık ve ilgi var. Özellikle bizim için sembolik bir şehir olan Midyad için bir ilgi var. MÖ. 800'lerde kurulan bir şehir. Midyad kelime olarak da Süryanice medeniyet anlamına geliyor. Biz Avrupa’daki Hıristiyanlar hem Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi (ABDEM), hem de Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) içinde yer alıyoruz. Ayrıca Midyad Seçim Komitesi içinde arkadaşlarımız yer alıyor. Seçimler için yerel komiteler kuruluyor. Yani bu mücadeleyi Asuri- Süryani halkına mal etmeye çalışıyoruz.
Peki seçimlerden beklentileriniz nelerdir?
Asuri-Süryanilerin beklentilerini şöyle açıklayabilirim; Kürt Özgürlük Hareketi güçlendikçe Hıristiyanların nefes alcağı kesindir. Bunun bir örneği Rojava'dır. Süryani, Arap ve Kürtler ortak yönetimler oluşturuyor. Bu açıdan baktığımızda şu an halkımızın morali iyidir. Geleceğini görebiliyorlar. "Kürt Özgürlük Hareketi ve ona bağlı kurumlarla birlikte ve demokratik siyaset anlayışı çerçevesinde Kürdistan'a gider, köyümüzde yaşarız" diyorlar. Hatta geri dönüş hamlesini başlattılar yüzlerce ailemiz gidip evlerini yeniden inşa etti.
Mêrdin ve Midyad gibi çok dinli-çok halklı bölgelerin yerel yönetimlerinin sistemin elinde olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu bölgelerimizin sistemin elinde olması aslında tesadüf değildir. Midyad kenti Kürdü, Asurisi, Süryanisi, Ermenisi, Keldanisi ve Arapları ile halklar mozağidir. Rejim bu ve buna benzer yerleri elinde tutmak için her açıdan yoğun çaba harcadı ve harcıyor. Hıristiyan halkların nüfusu fazla olmasa da bizler için sembolik anlamı büyük olan kentlerdir. Bu seçimlerde tüm imkanlarımızı BDP için seferber ediyoruz. Çalışmalarımız yoğun şekilde sürüyor. Başracağımıza inanıyorum.
Kürtler 95'ten bu yana her seçimde belediye sayılarını artırıyor. Bu yıl için ne düşünüyorsunuz?
Bu seçimde belediye sayısı ikiye katlanmasa dahi, büyük oranda başarılı olacağımızı düşünüyorum. Kürdistan'da yaşayan halklarımız arasındaki birlik gittikçe pekişiyor. Mesela rejim daha önceleri aşiretleri ve koruculuk sistemini körükleyerek, büyük toprak sahiplerini hareketimize karşı kışkırtarak ve bir çok alanda çelişki yaratarak halklarımız arasındaki birliği bozmaya, zayıflatmaya çalıştı, halen de çalışıyor. Gerek Kürt Özgürlük Hareketi, gerekse de BDP tam tersini yapıyor. Bu birliği sağlamak için, barışı sağlamak için aşiretler arası çelişkileri ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz. Bu işin öncülüğünü yapan ve motor gücü olan Kürt Özgürlük Hareketi'dir.
Yerel seçimleri diğer seçimlerden farklı kılan nedenler nelerdir? Bu seçimleri nasıl anlamak gerekiyor?
Özellikle Asuri-Süryaniler ve Kürdistan coğrafyasında yaşayan diğer halklar bu seçimlere halkımız kendi özyönetimini yeniden inşa etme aşamasına gelmiştir. Bu seçimlerden başarılı çıktığımız zaman hem barışın sağlanması için elimiz güçlenir. Hem Kürdistan’da bir Demokratik Özerklik hem de Kürdistan’ın özgürlüğüne kavuşmasının ön adımı atılmış olacaktır. Halkımız bu şekilde yaklaşmalı. Yoksa "Filan belediye reisi kazandı, filan belediye reisi kaybetti" meselesi değil. Belki 5-10 yıl önce seçimlerin anlamı farklıydı ama 2014 yerel seçimleri çok anlamlıdır. Geleceğimiz için çok önemlidir. Bütün Kürdistan’ı sistemin elinden kurtarmanın fırsatıdır. Bunu aynı zamanda Türkiye kentlerine de dayatmamız gerekiyor. Şu an sistem ciddi bir zayıflık ve boşluk yaşıyor. Alternatif bir parti yok. Ne MHP, ne de CHP bu boşluğu doldurabiliyor. Bu süreçte alternatif demokratik ve ahlaki siyaset yapabilen alternatif partiler sadece BDP ve HDP’dir.
Eşbaşkanlık sistemi ile Kürtler bir ilke imza atıyor. Bunu nasıl buluyorsunuz?
Dünya siyaset tarihinin son yüzyılında demokrasinin oluşmasından sonra ilk defa Kürtler böyle bir sistemi hayata geçiriyor. Bu düşünce, Sayın Öcalan’ın düşüncesiydi. Çok sağlıklı bir çalışma tarzına vesile olacaktır. Güzel sonuçlar alacaktır. Olumlu olarak değerlendiriyoruz.
Son olarak söyleyeceğiniz bir şey var mı?
Şunu belirtmek istiyorum; Asuri-Süryaniler olsun, Ermeniler olsun, Rum halkı olsun, kısacası Türkiye’de ki tüm farklı inançlar ve halklar olsun gereçekten son yüz yıllık tecrübelerimiz var. Rejimden, sistemden kaynaklı katliamlar ortada. Bu katliamlara paralel olarak CHP, AKP veya diğer partileri anlatmaya gerek yok. Bunlar, halklarımıza zarardan başka bir şey vermedi. Tarih bunu ispatlıyor. Bunu propaganda ya da suçlama yapmıyorum. Tarihin gerçeklerine baktığımızda bunları görebiliyoruz. İşte yaşananlara bakarak, tarihten ders çıkararak diyorum ki, tek şansımız PKK'dir. Bu nedenle, seçimlerde BDP ve HDP çatısı altında toplanmak gerekiyor.
MURAT MANG/BIELEFELD