‘Adım Rüya/ Efsun ülkesindenim/ babam dağ/ annem sis/ ben ayı öldürülmüş bir yıl/ haftası yok edilmiş bir ay/ saati öldürülmüş bir gün/ rüzgara gebe olan bir geceden sonra/ yaralı bir sabahtan/ yeşil bir şafaktan/ kanlı bir sabah ışığı gibi yere düştüm/ yakıldım, bir mum oldum/ boynumda ateş/ soru oldum çığlığımla…”

Kadınlar yakıyor kendini, yakılıyorlar. Bu, ibadet olarak gerçekleştirilen ama aslında bir intihar olan Sati geleneği de değil. Bedene, duygulara ve düşüncelere yönelen şiddetten kurtulmak için başvurulan bir ölüm biçimi, hem de en acılı ölüm şekli.

Bir kadın kolay kolay ateşler içerisinde yanarak son nefesini vermeyi tercih etmez. Böyle bir tercihi yapmanın istisnai farklı sebepleri olsa da, çoğunlukla bir erkeğin kadının bir bütün yaşamı, bedeni, duyguları, düşünceleri ve ruhu üzerinde oluşturduğu tahakkümün bir sonucu olarak yaşanıyor.

Bu ülkede kendini yakarak, ya da yakılarak son nefesini veren her bir kadının çığlığı, soru işaretleri bırakıyor. Ancak ne kimse cevabını bulmanın peşinde ne de çözüm gücü olmanın derdinde. Çünkü bir kadını yakarak katleden erkeği cezalandırmaktan ve kendisini yakarak intihar eden bir kadının ölüm sebeplerini araştırmaktan, çözüm bulmaktan çok daha öncelikli olan şeyler var. Erkek aklının belirlediği, bunun üzerinden iktidar olduğu, toplum ve kadın üzerinde tahakküm kurduğu öncelikler… Hak, hukuk ve yasalar erkek lehine. Yargıya, kadın katili olan bir erkeği yargılama hakkı tanınmamış. Yasalar sadece erkeği ve onun haklarını belirliyor, tanıyor. Dolayısıyla söz konusu suçlu erkek oldu mu, delil ve şüpheler geçersiz. Vicdanlar da yargı kadar kör, dilsiz ve sağır söz konusu kadın olunca.

Tıpkı bundan 40 gün önce katledilen ve dün bazı kadın örgütlerinin 40’ında andıkları ve katil erkeğin yargılanmasını talep ettiği, Seywe Qadir ve 3 çocuğu olayında olduğu gibi. Elbette bu bir ilk değil. Son 27 yıl içerisinde Başur Kürdistan’da 20 bin kadının katledildiği, BM’nin geçen yıl hazırlamış olduğu bir rapora da yansımıştı. 2018 yılı boyunca da kadınlara yönelik 459 şiddet olayının yaşandığı kayıt altına alınmıştı. Son 10 yıla göre de 2018 yılında kadına yönelik şiddet ise yüzde 53.6 artış gösterdiği kent kent verilerle ortaya konulmuştu. Şiddetin yoğunlaştığı kentler, büyük ve iktidar güçlerinin, partilerin merkezi olarak da belirlenen Hewlêr, Süleymaniye ve Dihok gibi kentler. Bu verilere bakılırsa, Başur Kürdistan’da yaşamı ve insanların gelecek umudunu kadınlarla birlikte katleden erkek ve iktidar. Asıl suçlu da katil de onlar…

Yaşanan her kadın katliamının üstü suçlu kadınmış gibi örtülüyor. Nasıl olsa katil bir erkeği aklamanın en kolay yolu kadını suçlamak. Suçlu gösterilen bu kadınlar, yakılarak cezalandırılıyor.

Süleymaniye’nin Çemçemal ilçesinde yaşayan Seywe, bir zamanlar aşık olduğu, onun için ailesini bile karşısına aldığı bir erkek tarafından 3 çocuğuyla birlikte 24 Aralık 2018’de yakılarak katledildi. Bir annenin en dayanılmaz ve ciğerini dağlayan an, çocuklarının gözlerinin önünde yanarak can vermesi. Seywe, çocukları Darin, Larin ve Derun alevler içerisinde çığlık çığlığayken ve yaşamak için çırpınırken, onları kurtarmak için hiçbir şey yapamadı. O da çaresiz bir biçimde alevlerle boğuştu. Ta ki alevler tüm bedenini sarıp onu eritene dek. Nasıl bir canilikse, üzerlerine yanıcı madde döküldükten sonra üzerlerine tüm kapılar kilitlenir. Seywe yanarak can veren çocuklarından sonra kaldırıldığı hastanede 8 gün sonra yaşamını yitirir.

Seywe yaşamını yitirmeden önce katili, suçluyu kendisini ziyarete gelen kadın örgütlerine söylediği halde, suçluyu ölüm döşeğinde ihbar etmesine rağmen katil erkek hiçbir cezai yaptırıma tabii tutulmadı ve serbest bırakıldı. Seywe’nin davasına gizlilik kararı ve basın yasağı getirildi. O yüzden hiçbir basın yayın kuruluşu Seywe’yi işleyemiyor. Böylelikle 3 çocuğu ile birlikte vahşi bir biçimde katledilen Seywe, daha önce yakılarak katledilen diğer kadınlar gibi unutulmaya bırakılıyor.

Seywe hayata gözlerini kapatmadan önce şu sözlerle vicdan sahibi olanlara ve tüm topluma seslenir: „Beni bu acılardan kurtarın. Bu dosya kapanmasın. Bu olayda parmağı olan hiç kimseyi, bunu yapanı affetmeyeceğim. Eşim yaptı…“

Seywe’nin son sözleri hepimiz için bir vasiyet olsun. Onun ifşa ettiği kadın katili, erkeği-erkekleri cezalandırmak, erkeğin oluşturmuş olduğu tüm iktidar alanlarını temellerinden yıkmak sözümüz olsun ve kadın mücadelemizin daha da yükselmesinin sebebi olsun…

Seywe’yi unutmayın, katilini de.