
AKP hükümeti seçim öncesi yine psikolojik savaşı tırmandırmıştır. Sanki gerilla silahsızlanacak ya da Türkiye sınırları dışına çekilecekmiş gibi bir hava yaratıyor. Böyle bir algı yaratarak seçimlere gerillayı saf dışı etmiş, Türkiye'yi Kürt sorunundan kurtarmış bir hükümetmiş gibi girmek istiyor. Her seçimde "Ölümleri durdurduk, evlere cenaze gitmiyor” diyerek seçimi kazanmak isteyen AKP hükümeti, şimdi daha ileri giderek "Gerilla silahı bırakacakmış ya da Türkiye'yi terk edecekmiş” gibi bir algı yaratarak anayasayı tek başına değiştirebilecek bir seçim zaferi kazanmayı hedefliyor.
Kürt Halk Önderi AKP'ye bir müzakere taslağı sundu. On başlıktaki bu taslak 15 Şubat’a kadar müzakere edilir ve Kürt sorunu çözülürse Mecliste silahlı mücadelenin bırakılması çağrısı yapabileceğini söylemiştir. Şimdi Kürt sorununun çözümünü sağlayacak müzakereye başlayıp bir sonuca ulaşmadan "silah bırakılacak” ya da "gerilla geri çekilecek” demek Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı açısından kurnazlık bile değildir, çocuk aldatmak bile değildir; sadece Türkiye kamuoyunu aldatmak için yürütülen bir algı operasyonudur. Önder Apo bir müzakere taslağı, yol haritası ve takvim sunmuştur. AKP hükümeti bunları yerine getirseydi tabii ki bundan sonraki aşamalar da gündeme gelirdi. Kürt sorununda hiçbir adım atmadan silah bırak ya da geri çekil demek olmayacak duaya amin demektir.
Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi, Türk devletine iki yıldan fazla bir süredir çözüm için şans tanımıştır, ateşkes ilan etmiştir. AKP hükümeti iki yıldır "cenazeler gelmiyor” demektedir. Bunu sağlatan AKP değil, Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Buna rağmen AKP hükümeti tek bir adım atmamıştır. Aksine gerillanın yaptığı ateşkes ve çatışmasızlıktan yararlanıp karakol ve askeri amaçlı yollar yapmış, toplum içinde özel savaşı geliştirmiştir. Şimdi hiçbir şey yapmayan hükümetin ''silah bırakılmalı, gerilla geri çekilmeli ya da silah bırakılacağının çağrısı yapılmalı'' demesi pişkinliktir. AKP Kürt sorununda hiçbir adım atmıyorsa PKK neden bu adımları atsın? Öyle ki şu anki ateşkes ve çatışmasızlık bile bu hükümete fazladan verilen bir şanstır. AKP bu politikayı sürdürürse Kürt Özgürlük Hareketi mevcut ateşkesi bile tartışır. Buna da hakkı vardır. Çünkü AKP hiçbir adım atmamakta direnmektedir.
Kürt sorununu yaratan Türk devletidir. Çözümsüzlükte ısrar eden Türk devletidir. Kürt sorununu PKK yaratmamıştır. Gerilla direnişini Türk devletinin politikaları yaratmıştır. Bu direnişi ortaya çıkaran gerekçeler hala ortadan kalkmamıştır. Kürt Özgürlük Hareketi'nin ateşkesten başka atacağı bir adım da yoktur. İki yıl önce gerilla geri çekilme iradesi ortaya koymuş, ama AKP buna bile olumlu bir yanıt vermemiştir. Cehenneme kadar yolları var, denilmiştir. Dolayısıyla AKP çözüm için adım atmadan Kürt Özgürlük Hareketi'nden ateşkesten öte bir adım atması beklenemez. AKP, Kürt Halk Önderi'nin on başlıkta ortaya koyduğu müzakere başlıklarını hemen tartışır, bir ay içinde mutabakat sağlanır ve çözümün olacağı anlaşılırsa Kürt Özgürlük Hareketi gerilla güçlerini de geri çeker, Türkiye'ye karşı silahlı direnişi de bırakır. Gerilla keyfi olarak tarih sahnesine çıkmamıştır. Kürt sorunu çözülürse tabii ki Türk devletine karşı konumunu değiştirir. Bunu AKP’lilerin söylemesine gerek yok; bir çocuk dahil böyle olacağını bilir.
AKP, Kürt sorununu çözmek için adım atmazsa istediği kadar psikolojik savaş yürütsün, algı operasyonları geliştirsin, gerillaya silah bıraktıramaz, gerillayı geri çektiremez. Ortada hükümetin çözüm iradesi yoksa, bırakalım seçim öncesi, seçimden sonra da çözüm zihniyeti yoksa Kürt Özgürlük Hareketi neden bu tür adımlar atsın? AKP'nin seçim kazanmasına neden yardımcı olsun?
Sanki Kürt sorununu müzakere edilmiş, sorununun çözümünde mutabık kalınmış, AKP hükümeti bu yolda adımlar atacakmış da Kandil engelliyormuş gibi bir algı yaratmaktadır. Kandil, hükümetin saldırılarına rağmen sabırla ateşkesi sürdürmek isterken, AKP hükümetinin psikolojik savaş yürütmesi iyi niyetli olmadığını gösterir. Kürt sorununu çözmeyi değil de psikolojik savaş yürütmesi seçim öncesi pozisyonunu güçlendirip kendi hegemonyasını pekiştirme peşinde olduğunu ortaya koymaktadır. Hegemonya peşinde koşanlar da Kürt sorununu çözemezler.
Meclis'te HDP milletvekillerini bile konuşturmak istemeyenlerin demokrasi ve demokratik siyasetten söz etmeleri tam bir demagojidir. Bir taraftan faşist yasalar çıkartılacak, diğer taraftan Kürt sorununun çözümünden söz edilecek! Bu iki olguyu yan yana getirmek mümkün değildir. Eğer Güvenlik yasası çıkıyorsa Kürt sorununu çözmeyi değil, Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi'ni bastırmayı planlandığı anlaşılır. Nitekim Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin bu yasaya karşı direnmesine rağmen ısrarla çıkarılmak istenmesi bunu göstermektedir.