
Dengê Azadî döneminden bu yana müzikal kalitesinden hiç ödün vermeyen ve repertuarına ticari kaygının hiçbir zaman girmediği bir müzisyen olan Mehmet Atlı’nın son albümü “Birîn” ile tanıştık nihayet.
Şeroyê Biro’dan Atlı’nın ‘Birîn’ine
Geleneksel Kürt müziğinde leitmotiv’i yara olan ve iyileşmeyi talep eden Şeroyê Biro bu anlamda özel bir yer tutar. Hekimo şarkısında “de were merhemekî çêkê ji birîna mala bavê min ra” diyen Biro Metê’de “Hey la mala bavê wê xera bibe gule maye di bîrînê da” der. Vücuda giren kurşun orada kalmıştır yara iyileşir mi bilinmez ama hekim talebini yineler yine de.
Atlı’nın Birîn’i ise Biro’nun “gule maye di birînê da” dediği şeyden “ ken vemirî girîn ma derman çu birîn ma” ya bir yolculuk yapmamıza fırsat veriyor. Kamûran Elî Bedirxan’ın şiirini bestelenen Atlı’nın Birîn’i hekimi ya da iyileşmeyi talep etmediği gibi dermanın yokluğunu da açıkça itiraf ediyor. Hekimin kendi yarattığı yaraya yazılan albüme adını veren şarkı vücutta kurşunun kalmasından daha ağırının yüzdeki gülümsemenin yitmesine sebep olan, duygularımızı medite eden hekimin yok oluşunun hikayesi. Albümün en dikkat çekici şarkılarından Talde’de de kaybolan eli ve göremediğimiz gözü yani dermandan alıkonulmaya olan sitemi, iyileşmeyi talep etmekten öte yaraya ağıt yakmanın hikayesini okuyoruz.
Yorumculuğunun yanında bestekarlığını da her seferinde konuşturan Atlı, albümlerinin değişmez şairi merhum Arjen Ari’yi “bi tena serê xwe” ile yad etmiş. Cigerxwîn, Lorîn S. Doğan, Mazhar Kara’nın şiirlerinden bestelediği şarkıların yanı sıra Aram Tigran, Seid Gebarî şarkıları da mevcut albümde. Birîn ve Tevda’yla beraber ele alındığında yara üçlemesinin üçüncü ve son halkası olarak yorumlayabileceğimiz Koçgirî şarkısı Kavo da ayrı bir güzellikte yorumlanmış.
Önceki albümlerinden daha farklı bir orkestrasyonun olduğu trompet ve çello’nun müzikal temayı beslediği İskandinav Jazz’ı ve Neo-Klasik batı müziğinin etkisinin hissedildiği albüm akla ikinci dünya savaşından çıkmış yaralı Avrupa’nın sakinleşmeye, terapiye ihtiyacı olduğunu söyleyen ve bu yönde çalışmalara yer vermek için ECM müzik şirketini kuran Manfred Eicher’in iradesini yöneten duygunun yanı başımızda olduğunu hatırlatıyor. Dramasında bu farklılığı barındıran, yayılan dalgaların terapi edici bir özelliğinin de olduğu Birîn albümü, açılan kapılardan görülen manzaranın renkliliğiyle aramızdaki yerini alıyor.
Müzikal dilinde onu dinleme
Dağkapı meydanından Silvan’a gidecek otobüste beklerken radyoda çalan “Dêra Sorê” şarkısıyla tanıştığım ve otobüsün şarkı bitene kadar hareket etmesini istemediğim o gün Kürt müziğinde yeni bir şeyin doğduğunu hissetmiştim. İnternet ortamında bir şarkısına veliaht gibi nitelemeleri görünce şaşkınlığım ikiye katlanmıştı. Müzikler arası ilişkilendirme ve benzetmenin birkaç ortak enstrüman üzerinden yapıldığı ve ezberin bozulması karşısındaki şaşkınlığı karşılayacak cümleleri kurmakta zorlanıldığı için müzisyenleri benzetme kolaylığına ya da birinin veliahtı olarak görme hatasına düşenlerin sayısı artık yok denecek kadar azaldı. İşte tam da bu yüzden Kürt Müziğine Kent Müziği kategorisini kazandıran Atlı’nın üçüncü solo albümü Birîn’î dinlediğinizde onun inşa ettiği müzikal dille onun anlatısını dinlemenin hazzına kendisini yeniden anımsatışına tanık oluyoruz.
Yalnızlığa terk edilmiş şehirli Kürt bireyini anlatan Atlı’nın elinden çıkma öykülerinin, Birîn’in yani yaranın yol açtığı acıdan kurtulmanın yolunun o acıyı çekmeyi kabul etmek olduğu şeklindeki kurtuluş fikriyle bir bir ilişkisi olabilir mi. Onun şarkılarında göğsünde bıçakla acile gelen yaralı adamın “doktor yok mu? isyanına benzer bir ton olmamasının sebebi belki de budur.
BIROYÊ DIRÊJ