Av. Hesen: Behdinan tutsaklarına işkence yapılıyor

Dosya Haberleri —

12 Nisan 2021 Pazartesi - 23:00

AVUKAT HESEN BEHDINAN

AVUKAT HESEN BEHDINAN

  • Behdinan’da tutuklanarak akıllara zarar suçlamalarla haklarında 6 yıl hapis cezası verilen 5 gazeteci ve aktivistin avukatı Beşdar Hesen, davayı ve tutsakların durumunu anlattı:
  •  Tutsaklar aileleriyle ve avukatlarıyla görüştürülmüyor; en temel insan hakları ellerinden alınıyor.
  •  Israrla avukatlarını istemelerine rağmen ifadeleri, zor kullanılarak avukatsız alındı.
  •  Sorguda işkence yapıldı; işkence altında alınan ifadeleri “itiraf” diye KDP yanlısı basına servis edildi.
  •  “Hakim Kürtçe bilmiyor” denilerek ifadeler Arapça’ya çevrildi; çeviride istediklerini yazdılar.
  •  Tutsaklara ifadelerin altına zorla parmak iziyle imza attırıldı.
  •  Dava boyunca “KDP yargısı” devredeydi; yargı bağımsızlığı söz konusu değildi. 

 

FERMAN MIHEMED

 

Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde tutuklanan ve haklarında 16 Şubat 2021’de 6’şar yıl hapis cezası verilen aktivist ve gazeteciler Şerwan Şerwanî, Guhdar Zebarî, Hariwan Îsa, Mamoste Şivan ve Eyad Kerîm’in avukatı Beşdar Hesen, davanın içeriğini ve tutsakların durumunu gazetemize anlattı.

5 gazeteci ve aktivist, “ülkenin bağımsızlığını, birliğini veya güvenliğini zayıflatmak” suçlaması ile tutuklanarak hapis cezasına çarptırılmıştı. Tutuldukları Asayiş Merkezi’nde uğradıkları kötü koşulları gündeme getirmek için tutsaklar, Şubat ayında açlık grevi yapmıştı. Hapis cezaları, Güney Kürdistan’daki muhalefetten de sert tepki görmüş; Goran Hareketi’nin Hewlêr Parlamentosu’ndaki üyesi Belen İsmail, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, “Bir kişi gözaltına alındığında hakkında bir suçlama olmalı ama Behdinanlı eylemcilere yönelik ceza konusu olabilecek hiçbir suçlama yok” demişti. Parlamenter Dr. Şayan ise verilen cezaları, “Şüphelerim var, çünkü hepsine aynı ceza verildi. Bu dikkat çekici ve şüpheli. Hiçbir suçları yok” diye tepki göstermişti.

KDP’ye bağlı basın ise baştan bu yana 5 gazeteci ve aktivisti “ajanlık yapan gizli bir şebeke” gibi göstermeye çalışan yayınlar yapıyor. Türkiye’deki AKP yanlısı basının haberlerini anımsatan bu haberlerde, 5 gazeteci ve aktivistin “PKK ile gizli görüşmeler yaptıkları”, “Güney Kürdistan güvenlik güçlerine karşı eylem hazırlığında oldukları”, “ajanlık yaptıkları” gibi ifadeler yer alıyor. Haberlerde ayrıca tutsakların “işledikleri suçları” video kayıtları ile itiraf ettikleri iddia ediliyor.

 

Tutsakları kimse göremiyor

Behdinan tutsaklarının avukatı Beşdar Hesen, KDP Asayişi’nin tutsakları kimsenin görmesine izin vermediği bilgisini verdi ve şimdiye kadar tutsaklarla yalnızca ailelerin tek bir kez telefonla görüşebildiklerini söyledi. Bu uygulamanın Güney Kürdistan’daki yasalara da aykırı olduğunu belirten Hesen, “Bu tutuklu ve hükümlülerin yasal insan haklarının hepsi ellerinden alınmış durumda. Haklarında isnat edilen suçlamalara karşı kendilerini savunma hakları engelleniyor; avukat ve aileleriyle görüşmelerine de yasadışı olarak engel olunuyor” dedi.

Tutsaklara sorguları sırasında avukatları olarak eşlik etmesine müsaade edilmediğini aktaran Hesen, “Ne Irak ne de Güney Kürdistan yasalarında tutukluların avukat olmadan ifade vermeyeceklerinde ısrar etmelerine rağmen zor ve baskı ile ifadelerinin alınması gibi bir uygulama vardır. Tutuklulara sorgu sırasında işkence yapıldı, ifadeleri işkence altında alındı” dedi.

 

Arapça çeviride istediklerini yazıyorlar

Tutsakların ifadelerinin önce Kürtçe alındığını ama daha sonra Arapçaya çevrildiğini de aktaran Hesen, bunun nedeninin ise “hakimin Kürtçeyi iyi bilmemesi” olarak belirtildiğini söyledi. Bu çevirilerde müvekkillerinin savunmalarının keyfi biçimde değiştirildiğini, ardından ise müvekkillerinden zorla imza yerine geçecek parmak izi alındığını belirten Av. Hesen, kendisinin de katıldığı duruşmada da bu konuları gündeme getirdiğini söyledi.

 

Tutsağın eşine tecavüz tehdidi

Tutukluların 6 yıl hapis cezasına çarptırıldığı duruşmada ayrıca mahkeme heyetine, tutuklulardan birinin eşine cinsel saldırı ve tecavüz tehdidinde bulunulduğu bilgisini verdiklerini aktaran Av. Hesen, “Biz bu durumu kabul etmiyoruz ve hakkımızı hem yurtiçinde hem de yurtdışında aracağız” dedi.

 

‘İtiraf’ videoları

Av. Hesen, KDP’ye bağlı basın organlarında yayınlanan ve “tutukluların itirafları” olarak sunulan videolardaki ifadelerin işkence altında alındığını belirtti ve ekledi: “Videoların seslerinde de oynama yapılmıştır. Kaldı ki videolardaki sözleri gerçekten etmiş olsalar dahi bunlar suç değildir ve bunlara dayanarak ceza verilemez.”

 

Yasalar ayaklar altında

Cezaları temyize götürdükleri bilgisini veren Hesen, mahkeme kararının iktidar partisinin siyasi baskısı ile alındığını ve bu açıdan “yasaların açık ihlali ve ayaklar altına alınması” anlamına geldiğini belirtti. Davada Güney Kürdistan Hükümeti Başkanı sıfatı ile Mesrur Barzani’nin Behdinan tutsaklarını başka ülkelere casusluk yapmak ile suçladığını hatırlatan Hesen, “Mahkeme bu ferman ile ceza vermiştir. Yargı bağımsızlığı hiçe sayılmıştır. Bu karar bozulmalıdır” diye belirtti.

 

Hewlêr’e sevkin nedeni

Tutukluların Behdinan’dan Hewlêr’e sevk edilmesinin de gündemde olduğu bilgisini veren Hesen, tutsakların hepsinin Behdinanlı olduğunu ve Behdinan’da mahkemeye çıkarılmaları gerektiğini belirterek, “Hewlêr’e sevkleri konusunda kaygılıyız. Oradaki güvenlik güçleri artırılmış durumda ve geneli de bir partiye bağlı” dedi.

 

TUTSAĞIN KARDEŞİ ANLATTI:

50 metrekarede 135 tutsak

 

Behdinanlı tutsaklardan birinin kardeşi olan Eyhan Seîd de tutsakların durumu hakkında endişeli olduklarını belirterek, “Görmemize izin verilmiyor. Sağlık durumlarının iyi olmadığını biliyoruz” dedi.

KDP’nin zindanlarındaki politik tutsakların sayısının 70’ten fazla olduğunu söyleyen Seîd, bunların bazılarıyla ilgili hiçbir bilgi olmadığını belirtti.

Kardeşinin de içinde olduğu tutuklulara verilen hapis cezasının hukuksuz olduğuna dikkat çeken Seîd, “Suçsuz yere cezalandırıldılar. Kaldı ki bir suç işlemiş bile olsalar avukatlarının ifadeleri sırasında onların yanında olma hakkı vardır” dedi.

Tutukluların ceza almalarına rağmen cezaevine götürülmediğini ve Asayiş’te tutulduklarını belirten Seîd, bunun da tutsaklara yönelik “psikolojik savaşın” bir parçası olduğunu vurguladı.

 

50 metrekarede 135 tutsak

135 tutsağın 50 metrekarelik bir odada tutulduğunu aktaran Seîd, şöyle devam etti: “Koşulları çok kötü, hakları ihlal ediliyor. Yerleri soğuk, yemekleri iyi değil, yattıkları zaman ayakları birbirine değiyor, hastalıklar yayılıyor. Tutuldukları yer pis olduğu için cilt hastalıklarının ortaya çıktığını öğrendik. İhtiyaçları olan ilaçlar da verilmiyor. Evrensel insan haklarına göre de, Irak ve Kürdistan’ın yasalarına göre de burada insan hakları ihlali yaşanıyor.”

 

Amaçları susturmak

Kendisi de insan hakları mücadelesi içinde yer alan Eyhan Seîd, KDP’Nin baskı ve tehditleri sonucu başka arkadaşlarıyla birlikte Hewlêr ve Behdinan’dan Süleymaniye’ye göç etmek zorunda kaldıklarını belirtti ve ekledi: “KDP’nin amacı, itiraz edenleri, özellikle de Behdinan’daki özgür halkı susturmaktı. Behdinan, haksızlığı, yolsuzluğu, maaşların kesilmesini, adaletsizliği ve sömürgeciliği kabul etmiyor. İnsanlar bu gidişin tehlikeli olduğunu düşünüyor. Bu insanları susturmak ve korkutmak için temiz yurtseverleri, aydınları, gazetecileri, aktivistleri mahkemeye verip zindanlara atıyorlar. Bunlar, Behdinan’ı korkutmak için yapılıyor.”

 

‘Korku iklimi sökmez’

KDP’nin Behdinan’ı mülkü gibi gördüğünü ve “elinde tutmaya” çalıştığını anlatan Seîd, “Behdinan halkı ise yurdunun yanında, hakkın ve adaletin, kanunun yanında. Halk, iyileştirmeden, imardan, hizmetten ve yurtseverlikten yana” dedi.

Yaptıkları demokratik eylemler nedeniyle operasyonlara maruz kalıp tutuklandıklarına dikkat çeken Seîd, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir korku iklimi yaratmaya çalışıyorlar. Tabii ki başarılı olamayacaklar. Daha önce de başaramamışlardı. Birini tutukladıklarında yerini binler alacak. Birine suikast yaparlarsa yerine ülkesine yürekten bağlı binlerce özgür insan geçecek. Bölgedeki halkı bastırmak ve korkutmak için uğraşan iktidar, yenilgiyi yaşayacak.”

 

‘Amerikan ajanı’ lafazanlığı

Kendisine de yazdığı yazıları gerekçe göstererek “Amerikan ajanlığı” suçlamasıyla dava açıldığı bilgisini veren Seîd, “Benim yazdıklarım belli. Bu, çok boş bir isnattır; ne insanidir, ne de ahlakidir. Kardeşim ve diğer kişiler için yapılan suçlamalar da böyledir. Suçlamalarda PKK, Amerika, Tahran ve bilmem diğer devletler, hepsini yazıyorlar. Bunlar çok anlamsız sözler. Biz kanunla, hukukla konuşuyoruz. Bu ithamlar gerçeklerden uzaktır, hepsini reddediyoruz” dedi.

 

Dava ‘parti’ etkisinde

Davanın “parti etkisi” altında olduğunu belirten Seîd, devam etti: “Karar da hiç adil olmayan bir karardı; çünkü ellerinde ne belge var, ne de başka bir şey. Bu tiyatral duruşmada özgürlüklerin hiçbir belge olmaksızın kısıtlanmasını gördük. Gösteri ve yürüyüş düzenlemek, hem Irak’ta hem de Güney Kürdistan’da kanuni bir haktır ve bu özgür insanlar, bu haklarını kullandıkları için tutuklandılar. 70’lerden kalma 35’inci madde gibi ‘terör’ maddeleri bize uygulanıyor. Cezalar partizanca bir tutumla verildi. Bu cezaları da, onların verildiği maddeleri de, kararı da reddediyoruz.”

 

Tüm dünyaya duyururuz

Temyiz Mahkemesi’nin adalete uygun bir karar vermesini dilediklerini belirten Eyhan Seîd, sözlerini şöyle noktaladı: “Eğer oradan da aynı şekilde bir karar çıkarsa, tutuklu aileleri, gazeteciler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve aktivistler olarak ülke içinde de, dışında da sessiz kalmayacağız, gösterilere başlayacağız. Daha önce de protestolar düzenlemiştik, yine yapacağız. Biz aileler olarak sesimizi tüm dünyaya duyuracağız. Bu demokratik bir süreç ve biz de hiçbir hakkımızdan geri adım atmıyoruz. Temyiz mahkemesinin kamu çıkarlarının üstünlüğünü savunmasını, kanunlara göre hareket etmesini ve partilere ve kindarlığa göre hareket etmemesini bekliyoruz.”

 

16 BASIN KURULUŞU KINADI:

Baas yasaları uygulanıyor

 

Aralarında Nalia Medya, KirkukNow, Gazeteci Haklarını Koruma Kurumu, Spêde Kanalı, Radyo Deng, Hiwa Kanalı, Awena Gazetesi gibi medya organlarının yer aldığı 16 basın kurumu, ortak bir açıklama yaparak 5 gazeteciye verilen hapis cezasını kınadı.

Açıklamadan satırbaşları şunlar:

* Irak Kürdistan Bölgesi’nde basın ve ifade özgürlüğü tehlikeli bir dönemden geçiyor. Kürdistan Bölgesi yetkililerinin basın ve ifade özgürlüğüne saygılarının olmadığı, artık ortada.

* Tutuklu 5 gazeteci ve aktivistin duruşmasına katılan gözlemciler, milletvekilleri ve avukatlar, mahkemede hiçbir güvenilir delil sunulmadığını teyit etti.

* Bu gelişme, daha fazla sansür ve otosansürü teşvik ediyor. Baas rejiminin özgürlükleri kısıtlamak ve muhalifleri tasfiye etmek için özel olarak tasarladığı aşikar olan yasalar uygulanıyor.

* 5 gazeteci ve aktiviste yönelik cezaların derhal kaldırılmasını talep ediyor; basın ve ifade özgürlüğünü savunan bütün kuruluşları, Irak Kürdistan Bölgesinde basın alanında çalışan kurum ve kuruşları da bunu desteklemeye çağırıyoruz. Bu tür tehlikeli girişimlerin ardından daha ciddi tehlikeler ortaya çıkabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.