Avrupa ekonomik şokla karşı karşıya

Ekonomik kriz/foto:AFP

Ekonomik kriz/foto:AFP

  • Avrupa, yükselen enflasyon, daralan arz ve toparlanmanın dayandığı zaten dar marjların aşınmasıyla belirginleşen yeni bir ekonomik şokla karşı karşıya.

ABD-İsrail ile İran savaşı, uzayan istikrarsız bir çatışmaya dönüştükçe ekonomik yansımaları küresel ekonomiyi etkisi altına almaya devam ediyor. Bu süreçte en ağır darbeyi Avrupa alıyor. Savaş, uzun zamandır ithal enerjiye ve jeopolitik istikrara dayanan Avrupa ekonomik modelinin kırılganlığını ortaya koydu.

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği, İran ve ABD’nin birbirini tamamlayan ablukaları nedeniyle aksarken, enerji bir kez daha stratejik denklemin merkezine oturdu. Avrupa, yükselen enflasyon, daralan arz ve toparlanmanın dayandığı zaten dar marjların aşınmasıyla belirginleşen yeni bir ekonomik şokla karşı karşıya. Kıta, petrol ve gaza ağır bağımlılığı nedeniyle yeni bir ekonomik sınavla yüz yüze. Bu durum, enerji güvenliği ve giderek artan kriz, keskinleşen bloklar ve tekrar eden şoklarla şekillenen bir dünyada bağımsız ekonomik karar alma kapasitesinin sınırları konusunda acil soruları yeniden gündeme getiriyor.

İki haftalık ateşkes ilanından önce İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti talep etmişti. Avrupa hükümetleri bu adımı “ticari denizcilik korsanlığı” olarak nitelendirmiş ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı bulmuştu. Bu ayın başlarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, boğazdaki deniz trafiğinin paylaşılan bir hak olduğunu ve kısıtlama veya ücretlerle engellenemeyeceğini vurgulamıştı. Avrupa yetkilileri ve denizcilik kuruluşları, İran’ın dayattığı ücretlerin ödenmesinin küresel ticari navigasyon sistemini tehdit eden tehlikeli bir emsal oluşturacağı uyarısında bulundu.

Öte yandan, Islamabad’da yapılan ilk yüz yüze görüşmenin başarısız olmasının ardından bu hafta ABD-İran görüşmelerinin yeniden başlaması bekleniyor. Al Majalla'dan Mohamed Sharki'ye göre; Avrupa abluka nedeniyle petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ve enflasyon korkularının yeniden alevlenmesiyle yeni şoklara hazırlanıyor.

Almanya’ya etkisi

İran savaşı, Alman ekonomisindeki kırılgan toparlanmayla aynı zamana denk geldi. Daha önce yüzde 1,2 olarak öngörülen büyüme, sanayi talebindeki zayıflama nedeniyle yüzde 0,6 civarına revize edildi. Ifo Enstitüsü Makroekonomi ve Anketler Merkezi Yardımcısı Direktörü Timo Wollmershäuser’e göre; enerji fiyatlarındaki sıçrama bu toparlanmayı tehdit ediyor. Genişlemeci mali politika, daha derin bir yavaşlamayı önlemeye yardımcı olsa da enerji yoğun sektörlerde (özellikle otomotiv ve kimya endüstrilerinde) sonuçlar şimdiden hissediliyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, çatışmanın ekonomik sonuçlarının küresel salgın ve Ukrayna savaşının ilk dönemindeki etkilere benzer olabileceğini belirtti. Merz, 28 Şubat’tan bu yana yüzde 40 ila yüzde 70 oranında yükselen enerji fiyatlarının artık ekonominin makul biçimde absorbe edebileceği seviyenin üzerine çıktığını söyledi.

Enerji tavsiyeleri

Yükselen enerji fiyatları tüm Avrupa’yı etkiliyor. Avrupa Enerji ve Konut Komiseri Dan Jørgensen, Uluslararası Enerji Ajansı’nın tavsiyelerinin uygulanmasını istedi. Bu tavsiyeler arasında toplu taşımanın daha fazla kullanımı, araç paylaşımı, daha düşük hız limitleri, mümkün olduğunca evden çalışma ve zorunlu olmayan hava yolculuklarının azaltılması yer alıyor.

Jørgensen, “Kolektif siyasi tercihler, koordineli çeşitlendirme çabaları ve yerli enerjinin hızlandırılmış devreye alınması sayesinde 2022’ye kıyasla bugün çok daha hazırlıklıyız” dedi ve piyasanın uyum sağlamasına yardımcı olmak, fiyatlar üzerindeki baskıyı hafifletmek için koordineli enerji depolama önlemlerinin hızla devreye sokulmasını istedi; “Ancak küresel piyasaların dalgalanmasına karşı hâlâ belirgin bir kırılganlığımız var” diye ekledi.

İngiltere'ye etkisi

OECD’ye göre; Birleşik Krallık, savaşın yansımalarından en ağır etkilenen sanayileşmiş ülkelerden biri. Kurum, enerji fiyatlarındaki artışla birlikte enflasyonun yüzde 2,5’ten yüzde 4’e yükselebileceği uyarısında bulundu. Bu durum, tüketicileri ve mortgage sahiplerini daha fazla zorlayacak ve İngiltere Merkez Bankası’nın yatırımları desteklemek için 2026 sonuna kadar faiz oranlarını yüzde 3,75’ten yüzde 3,3’e indirme kabiliyetini kısıtlayacak.

Uluslararası Para Fonu (IMF) da 14 Nisan’da Birleşik Krallık ekonomisinin G7’nin en büyük kaybedeni olacağını açıkladı. Bu yıl GSYİH büyümesinin daha önceki yüzde 1,3 tahmininin aksine yalnızca yüzde 0,8 olmasını beklediklerini belirtti. IMF, ayrıca işsizliğin 10 yıldan fazla sürenin en yüksek seviyesine çıkabileceğini ve reel gelirlerin baskı altında kalmaya devam edeceğini uyardı.

Fransa'daki görünüm

Fransa’daki görünüm de pek iç açıcı değil. Güncel tahminler, çatışma öncesi OECD’nin yüzde 1 öngörüsünden 2026’da büyümenin yaklaşık yüzde 0,9’a yavaşlayacağını gösteriyor. Yükselen enerji fiyatları hane halkı finansmanlarını giderek daha fazla zorluyor; birçok tüketici satın alma gücündeki sıkışmadan yeterince korunamadığını hissediyor. Ülke genelindeki bazı istasyonlarda bir litre benzin fiyatı 3 euroya yaklaştı.

Avrupa genelinde enerji arzının daralması ve fiyatların yüksek seyretmesi endişesi artıyor. Eurostat verilerine göre; AB, 2025'te 336,7 milyar euro değerinde, yaklaşık 723 milyon ton petrol ithal etti. Aynı dönemde ABD’den ithalatı yüzde 15’e, Norveç’ten yüzde 14,4’e, Kazakistan’dan ise yüzde 12,7’ye yükseldi. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, AB'nin bu yılın ilk çeyreğinde Rusya’dan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatını artırmasına da yol açtı.

BNP Paribas, bu son enerji şokunun yaşandığı ekonomik zeminin 2022’ye göre daha az enflasyonist olduğunu belirtiyor. Bu nedenle banka, enerji fiyatları yükselmeye devam etse bile enflasyonun daha yavaş artacağını öngörüyor.

AB'nin büyümesine sekte

Avrupa Komisyonu, savaş çıkmadan önce AB’nin 27 üye ülkesinin toplam GSYİH’sının 2026 sonuna kadar ortalama yüzde 1,5 civarında büyüme ile yaklaşık 22,5 trilyon dolara ulaşacağını tahmin ediyordu. Savaşın sonuçları, enerji maliyetlerindeki keskin artış nedeniyle Avrupa ekonomisini dünyanın önde gelen sanayi güçleri arasında en zayıf konumda bıraktı. En olumlu senaryoda Avrupa’nın büyümesinin yüzde 0,6 ile yüzde 0,8 arasında kalması bekleniyor, ancak ülkeler arasında belirgin farklılıklar var. İspanya yüzde 2’yi aşabilirken, İtalya’nın yüzde 0,4’ün üzerine çıkması pek olası görünmüyor.

Bağımlılığı artıyor

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Nisan başlarında Katar’daki Ras Laffan üretiminin askıya alınmasının ardından LNG açığını kapatmak için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan bir Körfez turu gerçekleştirdi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer de benzer bir ziyaret yaptı. Bu ziyaretler, Avrupa’nın enerji güvenliğinde bölgeye olan bağımlılığının arttığını gösteriyor.

Norveç daha iyi

AB içinde karar alma süreçlerinde sınırlı etkiye sahip olsalar da bazı Avrupa ülkeleri nispeten daha iyi performans gösteriyor. Avrupa’nın başlıca petrol ve gaz üreticisi olan Norveç, yüksek enerji fiyatlarından ve Hürmüz Boğazı’ndaki tedarik aksamalarından faydalanıyor.

İspanya'nın avantajı

İspanya ise son 20 yılda yenilenebilir enerjiye, özellikle rüzgâr ve güneş enerjisine ağır yatırımlar yaptı. Bu sayede komşularına göre enerji fiyatlarını daha iyi kontrol edebiliyor ve euro bölgesinde yüzde 2’nin üzerinde büyüme kaydederek en yüksek büyüme oranlarından birine sahip oluyor.

Yunanistan ve Portekiz

Güneybatı ve güneydoğu Avrupa’nın iki küçük devleti Yunanistan ve Portekiz de mali ve ekonomik durumlarını önemli ölçüde iyileştirdi. Her ikisi de turizm, hizmetler ve tarımın canlanması sayesinde nispeten hızlı bir toparlanma sağladı. Bu da gıda fiyatlarındaki olası artışları absorbe etme kapasitelerini artırdı.

Avrupa’nın ekonomik direnci, hâlâ büyük ölçüde kontrol edemediği güçlere bağlı. Bazı ülkeler fırtınayı diğerlerinden daha iyi atlatabilse de genel tablo, yabancı enerjiye bağımlılıktan kaynaklanan kalıcı bir zayıflığı gösteriyor. Kırılgan büyüme ve giderek istikrarsızlaşan jeopolitik ortam, bu zayıflığı daha da belirginleştiriyor. HABER MERKEZİ

* * *

Hazırlıklı olmalı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı, İran çatışmasının enerji tedarik zincirlerini bozmaya devam etmesi halinde dünyanın büyük bir ekonomik darbe için hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

IMF'in bu hafta başında yayımladığı yeni tahminler, dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3,3’ten yüzde 3,1’e yavaşlayacağını öngörüyor. IMF, bunun en iyimser senaryosu olduğunu vurgulayarak, enerji aksamalarının gelecek yıla sarkması durumunda küresel resesyon riski uyarısında bulundu. IMF Yönetici Direktörü Kristalina Georgieva, “Eğer çatışma devam eder ve petrol fiyatları uzun süre yüksek seviyelerde kalırsa, zor zamanlara hazırlıklı olmalıyız” dedi.

Çatışma, Ortadoğu ekonomilerini şimdiden olumsuz etkiliyor ve tahminlerde önemli aşağı yönlü revizyonlara yol açtı. Fon, Birleşik Arap Emirlikleri’nin büyüme tahminini 1,9 puan, Suudi Arabistan’ınkini ise 1,4 puan düşürdü. İran, Irak, Kuveyt ve Katar için bu yıl daralma öngörüyor.

Georgieva, savaşın ekonomik etkisinin eşitsiz dağıldığını, düşük gelirli ülkeler ile enerji ithalatçılarının en ağır yükü taşıdığını belirterek, yakın dönemde 20 milyar ile 50 milyar dolar arasında IMF finansal desteği talebi beklediğini söyledi. Bu tutar, mevcut bazı programların artırılmasını da kapsıyor. IMF Başkanı, Sahra Altı Afrika’da da bulunan en az 12 ülke için yeni program talepleri olduğunu kaydetti.

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ise Reuters’e yaptığı açıklamada, savaşın etkilediği ülkeler için kurumun 100 milyar dolara kadar destek sağlayabileceğini belirtti. Bu rakam, küresel salgını döneminde sağlanan desteğin üzerine çıkmış olacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.