
Türkiye, Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran seçim sonuçlarını sindirememesi nedeniyle yeniden seçime gidiyor. 1 Kasım 2015 tarihinde yapılacak seçimlere 2 aydan az bir süre var. 8 Ekim’de oy verme işleminin başlayacağı Avrupa için seçim çalışmaları daha da yüksek bir tempoyla yürütülmek durumunda. 7 Haziran seçimlerinde geniş yelpazede bir bileşenle seçimlere giren HDP, Avrupa’da seçim çalışmalarının startını HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla verdi. Demirtaş, hem Türkiye ve Kürdistanlı seçmenlerle 1 Kasım için buluştu. Hem de Avusturya, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde devlet yetkilileri ve AB temsilcileriyle önemli görüşmeler gerçekleştirdi.
Avrupa’daki seçmenlerin ilk kez genel seçimler için oy kullandığı
7 Haziran’ın önemli bir deneyim olduğuna dikkat çeken Demirtaş, Avrupa’daki oy verme işlemleri için bir ay gibi kısa bir zaman diliminin bulunduğuna dikkat çekerek, çok daha hızlı bir şekilde pratikleşen ve önceki oy oranını çok çok aşan bir noktaya ulaşması gerektiğini belirtti. Gazetemize konuşan Demirtaş, “7 Haziran’da ortaya çıkan başarıyı büyütmek, çok daha yoğun ve disiplinli bir çalışma yürütmek gerekiyor. Özellikle Avrupa’daki Alevilerden beklentimiz çok daha yüksektir” çağrısında bulundu.
Türkiye ilk kez bu kadar kısa bir zamanda tekrar seçime gidiyor. 1 Kasım seçimlerinde nasıl bir kampanya ile seçmenin karşısına çıkacaksınız?
Aslında HDP, 7 Haziran’dan bu yana Türkiye ve Ortadoğu açısından ciddi değişikliklerin olmadığını tespit etti. Ama değişen ne var? AKP’nin kısmen gizlediği yüz alenileşti; savaş politikaları pratikleşti. Dolayısıyla Türkiye halkları nezdinde Tayyip Erdoğan ve onun AKP’si artık çok daha güçlü bir şekilde teşhir edilebilir. Alternatif bir iktidar olanağı yaratılabilir. Dolayısıyla partimiz, politikasını daha çok pozitif ve yapıcı bir politika üzerine kuracak. Bir önceki seçimde “Seni Başkan Yaptırmayacağız” sloganında beklediğimiz dikta rejimini durdurma politikası başarılı olmuştur. Şimdi onun yerine iktidar seçeneğini ortaya çıkarmamız gerekiyor. Bu nedenle yüzde 20 hedefini tutturmamız gerekiyor. Kapsamlı, yaygın, niteliği yüksek bir seçim kampanyasıyla bir kez daha HDP’nin halklarımız için ne kadar büyük bir şans olduğunu anlatmaya çalışacağız. Önceki kampanyalarımızda yaptığımız gibi profesyonelliğe değil, gönüllü katılıma ağırlık veren bir kampanya örgütlememiz olacak. Zaman çok kısıtlı. Avrupa’da zaten 8 Ekim’de oy verme işlemi başlıyor. Dolayısıyla 1 aydan az bir süre var. Avrupa’daki bütün çalışmaların da önceki dönemlerden çok daha hızlı bir şekilde pratikleşen ve önceki oy oranını çok çok aşan bir noktaya ulaşması gerekiyor.
HDP Avrupa’da 7 Haziran seçimlerine çeşitli kurum, örgüt ve kesimleri biraraya getirerek güçlü bir bileşenle girdi. Bu birliktelik seçim sonuçlarını nasıl etkiledi, bu seçim için neler öngörülüyor?
İlk defa Avrupa düzeyinde bu denli büyük bir seçim kampanyası yürütülüyor. HDP bileşenleri ilk defa bu kadar yaygın ve birlikte bir çalışma yürütüyorlar. Dolayısıyla 7 Haziran seçim deneyimi önemli derslerle doludur. Ortaya elbette bir başarı çıkmıştır ama hedefler tutturulamamıştır. Ortaya çıkan başarıyı büyütmek için 7 Haziran’daki eksiklikleri doğru tespit etmek gerekiyor. Bütün HDP bileşenlerinin bulunduğu alanlarda çok daha yoğun ve disiplinli bir çalışma yürütmesi gerekiyor. Özellikle Avrupa’daki Alevi örgütleri, Alevi Federasyon ve derneklerinden beklentimiz çok daha yüksektir. Önceki seçime nazaran daha iyi bir çalışma yürütmeleri gerekiyor. Birebir seçmen çalışması bütün STK’lar ve bütün kurumlar tarafından yürütülmesi lazım, ama bu geçen dönemde Alevi örgütlerinde özellikle çalışma konusunda bir yetersizlik görüldü.
Almanya düzeyinde bu yetersizlik oy oranlarına da yansıdı. Bunun gidermenin yolu herkesin merkezi seçim koordinasyonunun çıkaracağı planlamanın disiplini çerçevesinde katılması ile olur. Biz yine her şeye rağmen Avrupa’daki çalışmalardan çok memnunuz. Büyük bir destek ve moral veriyor burdaki çalışmalar.
Buradan hareketle hem Avrupa hem de Türkiye için ittifakları daha da geniş yelpazeye yayma gibi bir hedefiniz var mı?
Tabii ki HDP genişleme kapısını hiçbir zaman kapatmadı. Bu seçimde de olabildiğince farklı geniş kesimleri katmaya hazırız. Hem Kürdistan’da hem Türkiye’de ve Avrupa genelinde HDP ile birlikte hareket etmek isteyen bütün toplumsal kesimlerle ilkelerimiz çerçevesinde birlikte mücadele etmek istiyoruz. Genişleme fırsatı geçen seçime nazaran daha yüksek gözüküyor. Çünkü HDP’nin başarısı herkesi heyacanlandırmış durumda. Herkes HDP dışında başka kurtuluşun olmadığını görüyor ve buna inanıyor. Bu paradigmanın demokratik ulus çizgisi ortak vatanda özerk yönetimlerle bir arada yaşama yaklaşımı aslında Türkiye’de sorun yaşayan bütün kesimler açısından bir kurtuluş umudu olmuş durumda. Dolayısıyla eminim ki bu, 1 Kasım seçimlerinde ittifak politikalarımızda genişleme, oy oranlarında olumlu olarak yansıyacaktır.
Avrupa’dan Türkiye’ye transfer olan oyların güvenliği için alınan tedbirlere değinebilir misiniz?
Avrupa’daki seçmenimizin içi rahat olsun. Hem burada hem Türkiye’de sayım sırasında yeterli güvenlik tedbirlerini alıyoruz. Oyumuz kaybolacak diye sandığa gitmemezlik yapmasınlar. HDP son seçime parti olarak girdiği için bu defa müşahit dışında resmi sandık kurulu üyesi de verebilecek. Dolayısıyla hem sandık kurulu üyemiz hem de müşahitlerimiz olacak. Ankara’da bütün konsolosluklarda sandık başlarında görevlilerimiz olacaktır. Tabii burada da görevli olmak isteyen herkesin kendini yazdırmasını da bekliyoruz. Oylara sahip çıkma noktasında yeterli organizasyonumuz var. Özelikle genç arkadaşlar sandık görevlisi ve müşahit olarak kendini yazdırmak için seçim koordinasyonlarımızla mutlaka temasa geçmelidir. Güvenlik önlemleri açısından yani kullanılan oyların korunması için teknik hazırlıklarımız vardır. Bu konuda seçmenlerimizin içi rahat olsun.
Partiniz, Türkiye ve Kürdistan’da barış, özgürlük, kadın hakları ve emeğin gerçek değerine kavuşması üzerine bir seçim programı hazırlamıştı. Ancak Avrupa’da yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeliler için ne gibi düzenlemeleri öngörüyorsunuz?
Burada ikili bir sorun yaşanıyor. Birincisi yaşadığı ülkeden kaynaklı sorunlar ya mülteci hukukundan yada vatandaş olma ve çalışma izni noktasında o ülkeden kaynaklı sorunlar var. İkincisi Türkiye ile hukukuyla sorunlar sıkıntılar yaşanıyor. Örneğin pasaport harçları çok yüksek. Giriş-çıkışlarla ilgili ek külfet gerektiriyor. Onun tümden kaldırılması lazım. Burada yaşayan genç erkeklerin askerlik sorunları var. Askerlik yapmak istemeyenler için biz vicdani hakkı öngörüyorduk zaten. Ayrıca buradaki çalışma vatandaş olma izinleriyle ilgili olarak da Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin burada yaşayan her yurttaşa ayırım gözetmeksizin herkese destek olması lazım. Şimdi buraya muhalif kimliği ile sığınmacı olarak gelene Türkiye Cumhuriyeti neredeyse düşman muamelesi yapıyor. Biz bu politikanın kesinlikle nahoş olduğunu düşünüyoruz. Partimiz hiçbir ayrım gözetmeksizin bütün Kürdistanlı ve Türkiyeli yurttaşların hukukuna sahip çıkar. Burada onların korunması yaşadıkları zorlukların giderilmesi için eşit muamele gösterir. Partimizin yaklaşımı budur. Buradaki Türkiye konsolosluk ve elçilikleri herkese eşit muamele etmek zorundadır. Ama maalesef bugüne kadar hep ayırımcılık yapıldı. Muhalif olanlar terörist muamelesi gördü. Bu muamelelerin hepsinin kaldırılması lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nin her yurttaşı dünyanın neresine giderse gitsin arkasında demokratik bir ülkesi olduğunu bilmesi lazım. HDP’nin anlayışı görüşü budur.
Belirttiğiniz gibi çok kısa bir sürede Avrupalı seçmenler hazır hale gelmek durumunda. Bu son dönemde bir kez daha Avrupa’daki seçmenler ile karşılaşma imkanı buldunuz. Son olarak Avrupa’daki HDP gönüllülerine, seçmenine neler söylemek istersiniz?
Bir defa, seçmenler çok heyecanlı. Avrupa’da seçim çalışmaları zaten biraz daha erken başlıyor. Burada zaten seçim koordinasyonları kurulmuş, bir çok yerde seçim çalışmaları başlamış durumda. Yaptığımız mitingler de görkemli çok kalabalık ve heyecanlı geçti. Dolayısıyla halktaki moral düzeyi eminim ki sandığa yansıyacak ve 7 Haziran’ı çok çok aşan bir sonuç ortaya çıkacak.
Seçmen olmayanların çok kısa süre içinde kendilerini yazdırması lazım. Aynı zamanda seçim koordinasyonuna başvurarak seçim çalışmalarına katılmalarını özellikle genç arkadaşlardan rica ediyorum. Zamanı çok olmayanlar da telefon ve internet üzerinden ikna çabalarını sürdürebilir. Herkesin yapabileceği birşey vardır. Sadece gidip oy kullanmak yetmiyor. Avrupa gençliği sosyal medyayı HDP’ye destek için kullanmalıdır. Partinin propagandasının yapılması, seçim çalışmalarına katılımın artması için yeni videolar ve afişler, sloganların üretilmesi şeklinde günlük yeni kampanyalar yürütebilirler. Kendileri bulundukları yerde doğal bir seçim örgütü kurarak öz disiplinli bir çalışmayı başarabilirler. Herkesin sandığa gitmesi ile muazzam bir başarı ortaya çıkacaktır. Koşulları uygun olanlar burada oy kullandıktan sonra ülkeye gidip seçim çalışmalarını sürdürebilirler. Avrupa’daki halkımıza bütün arkadaşlarımıza partim adına çok teşekkürlerimi, başarı dileklerimi iletiyorum.
AKP’nin Avrupa’daki kredisi bitti
Bir süredir Avrupa’da devlet yöneticileri, AB kurum temsilcileri ile görüşüyorsunuz. İzlenimleriniz nedir?
Yaptığımız görüşmelerde gerçekten çok büyük bir ilgi ile karşılaştığımızı belirtebilirim. Önceki dönemlerde bizi yok sayan Kürt halkını bir irade olarak görmeyen anlayış yavaş yavaş terkediliyor. Partimizin 7 Haziran’daki başarısı bütün dünyada takdir toplamış durumda. Ama ondan önce özellikle Rojava devrimi, Rojava’da DAİŞ’in durdurularak yenilgiye uğratılması, Kürt halkının temsiliyetini bütün dünyada daha görünür, saygın hale getirdi. Son dönemde AKP iktidarının yeniden savaşa ve silaha sarılması da Avrupa ülkeleri başta olmak üzere buralarda tedirginlik ve kaygı ile izleniyor. Aslında herkes bu savaşın niye başladığını, kim tarafından başlatıldığını ve neye hizmet ettiğini çok iyi görüyor. Eskisi gibi tek yanlı bir yaklaşım yok. O nedenle bir an önce silahların susması ve müzakereye dönülmesi konusunda çağrı yapıyor bu resmi temaslarla görüştüğümüz kişiler. Dışişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı düzeyinde bu çağrılar yapılıyor. Avrupa Birliği yetkilileri ile önümüzdeki günlerde temaslarımız olacak. Avrupa Birliği yetkilileri de eminim ki bu çerçeve de yaklaşıyorlardır. Yani öyle eski klasik bir yaklaşım yok artık. İşte ‘PKK teröristtir, teslim olup silahlarını bıraksınlar, Öcalan da muhatap olamaz’ gibi eski klasik politika terk edilmiş durumda. İki buçuk yıldır devam eden müzakereye herkes büyük umut bağlamıştı. Yeniden müzakere koşullarına dönülmesi konusunda buradaki ülkelerin birçoğu çağrı yapıyorlar. Hatta arabulucuk gözlemcilik dahil, rol alma konusunda bazı ülkeler görev alabileceğini belirtiyorlar.
Çünkü Türkiye deki istikrarsızlık çatışma ve savaş koşulları bir çok bölgesel dengeyi etkiliyor; Avrupa’daki ülkelerin de Ortadoğu politikalarını yakından ilgilendiriyor.
Bu nedenle çok ilgililer. AKP’nin itibarının, kredisinin çok zayıfladığını görüyoruz. AKP’ye olan güven çok çok zayıflamış durumda. Dolayısıyla Türkiye’yi yakından izliyorlar. Alternatif bir iktidar seçeneği çıkacak mı diye. Seçimleri, Avrupa da dikkatle izliyor.
BİRGÜL ROAVA/DEN HAAG