İngiltere Unite Sendikası yöneticisi Clare Baker: “Başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerinin bir anlamda Kürt sorunu çözümsüz bırakmak için çaba sarf ettiklerini söyleyebilirim. Kürt hareketini teröristlikle suçlamaları Kürt sorununu çözüme bağlamasını engelliyor. Avrupa’nın bu tavrı Türkiye’yi cesaretlendirmekle kalmıyor adeta teşvik ediyor.”
ERKAN GÜLBAHÇE / BRÜKSEL
Britanya’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’na öncülük eden İngiltere’nin en büyük sendikası Unite’nın yöneticilerinden Clare Baker, “Sayın Öcalan’a uyguladıkları tecrit ile Öcalan’ın halka buluşmasını engellediklerini sanıyorlar. Oysa realite bunun tam tersini gösteriyor” dedi. 16 yıldır sendikal çalışmalar içerisinde yer alan Baker, Öcalan’a uygulanan tecrit ve Türk devletinin Kürt sorununa yaklaşımını gazetemize değerlendirdi. Özellikle Kobanê süreciyle İngiltere’de Kürt halk mücadelesine duyarlılığın arttığına vurgu yapan Baker, bu sürecin Öcalan kampanyasının gelişiminde de etkili olduğunu aktardı: “O dönemde Kobanê’ye giden insani yardımlar sürekli İngiltere basınında yer alıyordu. Ve bu yardımların Türk devleti tarafında engellenme çabaları işleniyordu. Bu yardımların Kobanê’ye ulaşmaması için verilen çabanın bizzat tanığıyım. Bu durum Kürt sorunun Britanya halkı tarafında daha fazla tanınmasına vesile oldu. İngiltere’de Kürt halkına karşı bir duyarlılık vardı ama sendikacılık hareketi içerisinde içinde çok fazla bilinmiyordu. İlk defa 2016 yılında Öcalan’a Özgürlük Kampanyasını başlatmamızın ardından Kürt sorunu ve Öcalan’ın durumu Britanya sendikacılık hareketi içerisinde tartışılmaya başlandı.”
Öcalan, esin kaynağı
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın fikirlerinin İngiltere’deki sendikacılar için de esin kaynağı olduğunun altını çizen Baker şöyle konuştu: “Sayın Öcalan’ın yazıları, fikirleri direkt sendikacılara hitap ediyor. Onun fikirlerindeki tolerans eşitlik, beraberce yaşam fikirleri bizim sendikanın içinde alıcı buldu. Öcalan bizim savunduklarımız savunuyordu. Öcalan’ın fikirlerini kendimize esin kaynağı olarak gördük. Bizimle aynı düşüncede olan, yazıları ve fikirleriyle bize yol gösteren sayın Öcalan’ı bundan dolayı gündemimize aldık. Ve özgürlüğü için kampanyalar düzenledik.”
Öcalan için 2 bin balon uçtu
Baker, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası kapsamında yürüttükleri çalışmalara ilişkin ise özetle şunları belirtti: “Özellikle üretim yapılan yerlerde, İşçi Partisi’nin konferanslarında, sendika veya işçiler ile ilgili gerçekleştirilen yerel toplantı ve seminerlerde Sayın Öcalan’ı gündeme getirdik. İrili ufaklı birçok kurumu bu kampanyanın bir parçası haline gelmeleri için cesaretlendirdik ve katılımlarını sağladık. Sadece desteklerini almakla kalmadık aynı zamanda bu kampanyanın daha sağlam yürümesi daha geniş kesimlere ulaşılması için maddi destek olmalarını sağladık. Öcalan’a Özgürlük Kampanyası çerçevesinde birçok etkinlik düzenledik. En dikkat çekici olanı Maden İş Sendikasının Durham Festivaliydi. Bu etkinlikte 2 bin kişi Öcalan için balonlar uçurdu. Hem görsel bir eylem olma özelliği hem de Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmemiz büyük yankı uyandırmıştı.”
Fikirlerinden korkuyorlar
Öcalan’a yönelik tecride tepki gösteren Baker, “Sayın Öcalan’ın Kürtler için ve Kürt hareketi için ne ifade ettiklerini çok iyi biliyorlar. Fikirlerinden korkuyorlar. Sayın Öcalan’ın fikirlerinin halk ile buluşmasından korktukları için böylesi bir yola başvuruyorlar. Sayın Öcalan’a uyguladıkları tecrit ile Öcalan’ın halka buluşmasını engellediklerini sanıyorlar. Oysa realite bunun tam tersini gösteriyor” diye konuştu.
Avrupa çözümsüzlüğü derinleştiriyor
Baker, Türk devletinin Kürt sorununu çözümsüz kılmasında Avrupa ülkelerinin ve uluslararası güçlerin etkisi olduğunun da altını çizdi. Sendikacı Baker şöyle konuştu: “Türk devletinin Kürt politikasını çözümsüz bırakmasının nedenlerinden bir tanesi Avrupa ve egemen güçler. Bu devletler ki başta İngiltere olmak üzere, bir anlamda Kürt sorunu çözümsüz bırakmak için çaba sarf ettiklerini söyleyebilirim. Kürt hareketini teröristlikle suçlamaları, Kürt sembollerini yasaklamaları Türkiye’nin doğru yola gelmesini ve Kürt sorununu çözüme bağlamasını engelliyor. Avrupa’nın bu tavrı Türkiye’yi cesaretlendirmekle kalmıyor adeta teşvik ediyor.
Avrupa ülkeleri, Türkiye’nin Kürt halkına karşı uyguladığı zulmü ve katliamı görmelerine rağmen seslerini yükseltmiyorlar. Üstüne üstlük Türkiye’nin insan hakları sicili bu kadar kötü olmasına rağmen her türlü silah ve satışını karşılamaktan geri durmuyorlar. Ne yazık ki devletler ekonomik çıkarlarını her şeyin üstünde görüyor. Avrupa devletlerin Türkiye ile var olan ilişkilerinden dolayı Türkiye’nin Kürtlere uyguladığı katliamları görmüyor. Veya görmek istemiyor. Bundan dolayı da çok cılız sesler çıkıyor. Bu cılız sesler çıkarken de Türkiye ile her türlü ticarete devam ediyorlar. Nihayetinde en son Erdoğan ve Theresa May görüşmelerinde İngiltere ile Türkiye arasında yeni silah anlaşmaları imzalandı.”