Önceki gün Federal Almanya Parlamentosu’nda Almanya’da yaşayan Kürtleri ve çeşitli uluslardan göçmenleri yakından ilgilendiren tarihi önemde bir toplantı yapıldı.
Hükümet temsilcileri, bakanlar, milletvekilleri ve 100‘e yakın davetlinin katıldığı toplantıda, YEK-KOM öncülüğünde başlatılan ‘Kürt kimliği tanınsın‘ kampanyası ele alındı.
Alman ve Kürt temsilciler Kürt kimliğinin tanınması, eşitliğin sağlanması, Newroz gününün tatil olması ve PKK yasağının kaldırılması gibi Kürtlerin 12 maddeden oluşan taleplerini tartıştı.
Kimlik kampanyası bir yıldır sürüyor.
Geçen yıl 15 gün içinde toplanan 60 bin imzalı dilekçe Parlamento’nun Dilekçe Komisyonu’na verildi. Bunun üzerine komisyon konunun 15 Ekim’de ele alınmasına karar verdi.
Geçen yıldan bu yana birçok şehirde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Kampanyayı Kürdistan’ın dört parçasından ve diasporadan Kürtler aktif olarak destekledi.
Ayrıca Almanya’daki Kürt, Türk, Tamil, Sırp, Yunan, Portekizli ve Vietnamlı göçmenlerin oluşturduğu yaklaşık 250 sivil toplum örgütüyle aydınlar, sanatçılar ve sendikacılar da kampanyaya destek verdi.
Yoğun geçen bir yılın ardından sıra nihayet Parlamento‘daki tarihi oturuma geldi. Şimdi kararın açıklanmasını bekliyoruz. Federal Parlamento yakın tarihte yapacağı gizli oturumda konuyu karara bağlayacak.
Komisyon hazırlayacağı raporu genel kurula sunacak. Orada oylama yapılacak. Oylamanın sonuçları anında kamuoyuna açıklanacak.
Federal Parlamento‘nun olumlu bir karar alması halinde hem tarihi haksızlık giderilecek hem de barış içinde yaşama iradesi güçlenecek ancak, siyasal gözlemciler bu aşamada olumlu bir kararın çıkacağına ihtimal vermiyorlar.
Buna rağmen Almanya’nın bu meşru talebe uzun süre kayıtsız kalamayacağını, Kürtlerin gasp ettiği haklarını daha fazla vermemezlik edemeyeceğini ileri sürüyorlar.
Orta bir yol bulunacağı, süreç içerisinden bazı taleplerin karşılanacağı, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin de sürece olumlu etki yapacağını söylüyorlar.
Tabii Parlamento‘dan nasıl bir karar çıkarsa çıksın kampanyanın başarılı geçtiğini ve Kürtlerin meşru taleplerinin toplumsal kesimlerce kabul edildiğini söylemek mümkün. 
Kürtleri ve dostlarını bir amaç etrafında birleştiren Kampanya bu açıdan bakıldığında amacına ulaştı diyebiliriz. 
Olumsuz bir karar Federal Parlamento’nun utancı anlamına gelecek, Alman demokrasisi bundan yara alacaktır. Almanya bunu anlatmakta zorlanacaktır. Buna karşın Kürtlerin demokratik direnişi yayılacak ve süreklilik kazanacaktır.
Öte yandan Kürtlere verilen yaygın destek göçmenler arasında dayanışmanın ve birlikte hareket etmenin ne kadar önemli olduğunu da gösterdi. 
Kampanya boyunca Kürt kurumları ve örgütlerinin çabası gibi Türkiye’nin devrimci-demokrat göçmen örgütleriyle Avrupa Aleviler Birliği Federasyonu’nun sağladığı destek yerinde ve çok önemliydi.
Kampanya Türk ve Kürt bütün göçmen örgütlerinin birleşmeleri için önemli kazanımdı. Bu yolda önemli bir zemin yarattı. Şimdi ama, bunun güçlendirilmesi gerekiyor. Memnuniyetle ifade edebilirim ki birlik konusunda göçmenler arasında ciddi bir bilinç sıçraması yaşanıyor. 
Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun çağrısı üzerine 3 Ekim günü Köln’de yaptığımız toplantıdan çıkan sonuç da bunu gösteriyor.
Toplantıya değişik çevrelerden Kürt ve Türk göçmen örgütleri katıldı. Katılımcı örgütler farklı etnik, dini, mezhepsel, kültürel vd. kimliklerden göçmen örgütlerinin bir çatı altında birleşmeleri önerisine destek verdiler. Örgüt temsilcileri bir çatı örgütünün ihtiyaç olduğu görüşünde birleştiler. 
Irkçılığa, ayrımcılığa ve sosyal hakların kısıtlanmasına karşı göçmenlerin haklarını koruyacak olan söz konusu çatı örgütünün aynı zamanda, ülkede süren kirli savaşa ve AKP’nin baskıcı politikalarına karşı aktif mücadele etmesi gerektiği konusunda da ortak irade sergilediler.
Söz alan her katılımcı, birleşmenin önemine değindi ve bu konuda sorumluluk yüklenmeye hazır olduklarını ifade etti.
Girişimin Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim kimlikleri Ermenileri, Ezidileri ve Asuri Süryanileri de içine alacak şekilde genişletilmesi önerisi de kabul edildi.
Göçmen örgütlerinin birleşmesi gerektiğine inanan ve bunun geniş bir yelpazede oluşturulması çabasına katılmak isteyenlere Halkların Demokratik Kongresi‘nin ilham verdiği anlaşılıyor.
Biz de; Avrupa Barış Meclisi olarak girişimi desteklediğimizi ve süreçte aktif olarak yer almak istediğimizi ifade ettik.
Almanya’da giderek de tüm Avrupa’da bütün göçmen örgütlerini kucaklayacak, güçlü bir çatı örgütünün: bir demokrasi cephesi esprisiyle yaratılmasının tarihi önemine değindik.
2 Kasım akşamı yine Köln’de ve yine AABF’in ev sahipliğinde bu amaçla yeniden toplanacağız.
Ülkelerimizde ve diasporada demokrasinin, özgürlüklerin ve barışın kazanması için neler yapabilir, hangi adımları atabiliriz, onları konuşacağız.
Sonrasını yine yazacağım…