Bana “Tayyip Erdoğan ve AKP son günlerde neden bu kadar azgınlaştı, HDP’ye saldırıyor?” diye sorsalar, bunun nedeni kesinlikle HDP’nin Avrupa’da aldığı oylardır derim. Çünkü seçim anketleri bir varsayım ama 8 Mayıs’tan itibaren yurt dışındaki seçmenlerin kullandığı oylar ise birer gerçeklik. Tayyip Erdoğan kesinlikle elçilikleri aracılığı ile sandığa atılan her HDP oyununun ne anlama geldiğini bizzat soruyor ve öğreniyor. HDP oylarının her geçen gün arttığını görünce de miting meydanlarında beyin sarsıntısı geçiriyor, eli ayağı bir birine dolanıyor. Dengesizleşiyor. Saldırganlaşıyor. Çünkü Erdoğan kendi sonununu görüyor. 

Avrupa’da belki sandığa gitme oranı hala istenilen düzeyde değil. Ama yurtdışındaki HDP’li seçmenlerin verdiği her oy AKP’yi ve Tayyip Erdoğan’ı çıldırtıyor. Bir de geçen yıl yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre sandığa ilginin biraz daha artması AKP’yi daha fazla ürkütüyor. HDP oyları geçen yıla göre bir artış gösteriyorsa bu bile Tayyip Erdoğan’ın dengesini bozmaya yetiyor. O nedenle HDP’nin Avrupa’da alacağı her oyun HDP’nin barajı aşması, Türkiye’de daha büyük başarılar almasının temeli olacak. Hatta garantisi. Bunun abartısı yok. İşte tam da bu nedenle Avrupa’daki seçim çalışmaları ve oy verme işleminin hız kazanması, özellikle de katılımın artması gerekiyor. 

“Hala zaman var, gider oyumu veririm” ya da “Bir oyum var ne olacak ki!” gibi gerekçeler sadece Tayyip Erdoğan’ı sevindirir ve AKP’nin zulüm politikalarına sessizlik anlamına gelir. Bunun için Avrupa’da büyük emekler verilerek yapılan çalışmaların iyi bir sonuç alması devrimsel değer taşır. Erdoğan’ın diktatörlüğünü geliştirmesinin önünde büyük bir set olur. AKP’nin yanlış hesaplarının bozulmasıyla sonuçlanır. Bu da yeniden çatışma ve savaş politikalarına giriş yapmak isteyen AKP politikasını engelleyebilir. Siyasal zeminde AKP’ye tarihi bir ders niteliği taşır. 

İşte Avrupa’daki HDP seçmenleri “Oyumu verdim ben daha ne yapayım” demek yerine, hala oy vermeyen komşusunu, arkadaşını hızla sandık başına götürmek için işe koyulmalıdır. Hala oyunu vermeyen yanında birkaç kişiyi alıp sandığa gitmelidir. Verilen her oy AKP’de sarsıntı yaratacak ve Tayyip Erdoğan’ın yüz hatlarındaki gerginliği derinleştirecektir. Erdoğan ve AKP hükümeti döneminde Roboskî’de, Geliyê Tiyarê’de, Gezi’de, Cizre’de, Lice’de, zindanlarda yaptığı zulmün hesabının sorulması da yine bu oylarla olabilir. 

Yani işin özü; AKP’nin siyasi olarak hesaba çekilmesi anlamı taşıyan 7 Haziran seçimlerinin Avrupa etabında AKP gereken dersi almak durumundadır. Daha 12 gün varken hergün Tayyip Erdoğan’a ve AKP’ye hesap sormak için sandık başına gitmek demokratik siyasete olan inancın ve kendine güvenin ölçüsü olacaktır. Tayyip Erdoğan ve şürekasının artık istediği gibi her alanda at oynatamayacağını görmesi açısından önümüzdeki 12 gün gerçekten çok önemlidir. Bunun için çok güzel örnekler var. Fuat Kav geçen gün MedNuçe’de Paris’te ölümcül kanser hastası olan bir amcanın “Ölmeden oyumu HDP’ye vereyim” diyerek sedye ve serumlarla oyunu kullandığını aktardı. Yaşlı anneler ve babalar oylarını kullanmak için büyük çaba gösteriyor...

Onun için oylarını veren, oylarını vermeyenleri sandık başına götürmekle sorumludur. Oylarını veren birkaç kişiyi daha ikna edip, örgütleyip oylarını HDP’ye vermelerini sağlamalıdır.