Yargı kararıyla getirilecek yükümlülükler arasında “Tedavi amaçlı programlara katılmak, suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak, mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak” da yer alıyor.


İnfaz hakimliği karar verecek

Tıbbi tedaviye karar verilmeden önce hükümlü, bulunduğu kurum tarafından sağlık kurulu raporu almak için ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı ile üroloji veya endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı hekimler bulunan Sağlık Bakanlığı hastanelerine sevk edilecek.

Bu raporda, kişi hakkında tıbbi tedaviye gerek olup olmadığı, gerek varsa hangi yöntemin uygulanacağı belirtilecek. Gelen rapor doğrultusunda tıbbi tedavi uygulanıp uygulanmayacağına infaz hakimliği karar verecek. Yönetmelik hükümleri çocuklar hakkında uygulanmayacak. 


Cinsel saldırı hastalık değildir

Konuyu JINHA’ya değerlendiren ÖHD Ankara Şube Sekreteri Avukat Ceren Şimşek, cinsel saldırıda bulunanlara ‘hasta’ demenin suçu aklamak anlamına geldiğini vurguladı ve şöyle konuştu: “Her ne kadar cezalandırma yöntemi olarak sunulsa da tecavüz eylemini işleyen kişinin dürtüleri altında ve cinsel bir eylemle ortaya çıktığını düşünmek, toplumsal cinsiyeti yeniden üretmektedir. Bu nedenle tecavüz eyleminde uygulanacak ceza sadece tecavüzcünün cezalandırılması olmaktadır. Ancak bu toplumun politika biçimidir." 


Şeriat kurallarını anımsatıyor

“Hadım cezası şeriat kurallarını anımsatan bir ceza biçimidir” diyen Şimşek, bu durumun cinsel saldırıya maruz bırakılanın mağduriyetini gidermeye ve cinsel saldırıyı ortadan kaldırmaya yönelik bir adım olmadığını söyledi. 


Suç bireysel değil, toplumsaldır

Cinsel saldırıda bulunanlara "hasta, anormal" demenin suçu aklamak anlamına geldiğini söyleyen Şimşek, “Bu hükümle amaç, mağdur insanları korumak değil, tecavüz suçunu meşrulaştırmaktır. Söz konusu hükümle mevcut iktidar, kendi cinsiyetçi politikalarını ortaya koymaktadır. Tecavüz, taciz eylemlerini ‘hormonlara’ bağlayıp, suçtan sıyrılıp toplumsallaşmış suçu bireye indirmiştir. Ayrıca faili, ‘hasta’ diye gösterip suçu görünmez kılıp, iradesinden bağımsız bir hale getirecek bir bakış açısı yaratmaktadır. Bireysel hale getirilmeye çalışılan bu suç toplumsaldır. Kadına karşı şiddet bir iktidar politikasıdır” diye konuştu. 


 HABER MERKEZİ