CPT heyeti ile görüşen Öcalan'ın avukatları, CPT'nin Öcalan ve tutukluluk koşulları konusunda hassas olduğunu belirterek, "Hazırlayacakları raporda hükümete tutukluluk koşullarını iyileştirecek tavsiyelere yer verilmesini bekliyoruz" dedi.

Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'nden (CPT) bir heyet 16-17 Ocak'ta İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi'nde incelemelerde bulundu. Bu görüşme ardından Öcalan'ın avukatları 23 Ocak'ta CPT'nin Strasbourg'daki merkezinde Ada'ya giden heyet ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme hakkında bilgi veren Öcalan'ın avukatlarından Mazlum Dinç, bu görüşmenin, CPT'nin İmralı ziyareti öncesinde planlandığını belirtti. Öcalan'ın 14 yıldır İmralı Adası'nda çok ağır tecrit ve izolasyon koşulları altında tutulduğunu ifade eden Dinç, bu koşulların son 18 aydır sistematik bir biçimde ağırlaştırılarak devam ettiğini kaydetti. 27 Temmuz 2011'den bu yana İmralı'ya gidişlerinin inandırıcı olmayan komik gerekçelerle reddedildiğini anımsatan Av. Dinç, "Engellenmenin nedenini, zaman zaman Başbakan ve Adalet Bakanı'nın açıklamalarından da anlayabiliyoruz. Ulusal ve uluslararası yasa ve sözleşmelerde güvence altına alınmış, temel haklardan olan avukat ile görüşebilme hakkı tamamen keyfi olarak engelleniyor. Tam bir siyasi karar" dedi.

CPT ziyareti öncesi iyileştirmeler

Müvekkilleri ile görüştürülmeme yönündeki kaygılarını CPT ile paylaştıklarını aktaran Dinç, görüştükleri 2 yetkiliden birinin İmralı'ya gelen 3 kişilik heyetin içinde yer alan kişiler olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti: "Görüşmede, İmralı'ya yaptıkları ziyaret hakkında bize bilgilendirmede bulundular. 3 kişilik bir heyetin Sayın Öcalan ve 5 diğer tutuklu ile görüştüğünü ve koşullarını incelediğini söylediler. Tabi avukat ve aileleri ile görüştürülmemeleri ve dışarısı ile olan iletişimlerinin koparılması gibi konuların daha önceki raporlarında dile getirdikleri gibi farkında olduklarını belirttiler."
CPT'nin gizli yaptığı ziyaretin öncesinde basına sızdırılmasına ilişkin kaygılarını aktardıklarını ifade eden Av. Dinç, "CPT'nin daha önceki ziyaretleri hep gizli olurdu; ama bu ziyaret henüz onlar gelmeden bir süre önce basına yansıdı. CPT'nin Ada'ya ziyarette bulunacağının öğrenilmesinin hemen ardından Sayın Öcalan'a televizyon verildi, aile görüşmesi sağlandı, bazı gelişmeler oldu. Biz bu düzenlemelerin, CPT raporunu etkilemeye dönük şeyler olduğunu söyledik. Ama halen mesela avukat görüşmesinin gerçekleşmediğini, tecridin devam ettiğini bildirdik" dedi.
Öcalan'a verilen televizyon meselesine de açıklık getirdiklerini ifade eden Dinç, "Türkiye'deki tüm tutuklu ve hükümlüler, İmralı'daki diğer 5 tutuklu da dahil, bu hakka sahip. Sadece Sayın Öcalan bu haktan yararlanamıyordu. Böylesi temel bir hak için bile, Başbakan çıkıp, 'Ben talimat verdim, televizyon verilecek' gibi, bunu sanki bir lütuf olarak sunmasını doğru bulmadığımızı, kabul edilemez olduğunu kendileri ile paylaştık" diye konuştu.

CPT'nin tavsiyeleri olabilir

CPT yetkililerinin, Öcalan ve koşulları konusunda hassas olduklarını dile getirdiğini söyleyen Dinç, hazırlayacakları raporda AKP Hükümeti'ne yönelik tavsiye ve önerilerin yer alacağını öğrendiklerini kaydetti. Hazırlanacak raporun önce Hükümete sunulacağı, ardından onay verilmesi halinde yayınlanacağını hatırlattı. CPT'nin önceki raporlarında avukat görüşmelerinin 3 ay engellenmesinin dahi kabul edilemez olduğunu belirttiğini hatırlatan Dinç, "İmralı'da açıkça izolasyon ve tecrit olduğu, buna son verilmesi, avukatları ile görüşmesinin koşullarının oluşturulması gerektiği yönünde çok somut ve net tavsiyeleri vardı. CPT heyetinin, bu görüşme kapsamında hazırlayacağı raporda bu yönde tavsiyeleri olacağına yönelik imaları oldu. Avukatları ile görüştürülmemesinin kabul edilemez olduğunu belirttiler" şeklinde konuştu.
CPT'nin engellenen görüşmelerin daha sonra yapılması yönündeki tavsiyesini de hatırlatan Av. Dinç, "Hatta bir dönem yoğun bir şekilde görüşmelerin engellenmesi, tecridin ağırlaştırılmasından kaynaklı İşkenceyi Önleme Sözleşmesi'nde düzenlenmiş olan bir prosedürü başlattılar. Hükümetten Sayın Öcalan'ın ve İmralı'nın koşullarına ilişkin düzenli olarak rapor istediler. İmralı'nın koşullarının hassas olduğunu belirtiyorlar. Görüşmelerin engellenmesinin kabul edilebilir olmadığını zaten kendileri de söylüyor" dedi.

Öcalan avukatlarını istiyor

Zaman zaman medyada yer alan haberlerde Öcalan'ın avukatları ile görüşmek istemediği yönündeki iddiaları değerlendiren Dinç, bunun hükümet cephesinde dillendirilen bir iddia olduğunu vurguladı. Dinç, "Bu gerçekliği olmayan, tamamen tecrit ve izolasyon politikalarını meşrulaştırmaya dönük bir çabadır. Kafaları bulandırmaya dönük bir çaba içerisinde bu tür dezenformasyonların yapıldığını görüyoruz" diyerek, Öcalan'ın daha önce belirttiği gibi avukatları ile görüşmek istediğine vurgu yaptı. 


FERHAT ÇELİK / DİHA/İSTANBUL




Başvuru çarpıtılıyor


Av. Mazlum Dinç, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Anayasa Mahkemesi'ne başvurusunun çarpıtıldığını söyledi.
Öcalan'ın 5'inci savunması "Kürdistan Devrim Manifestosu, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü" adlı kitap için Anayasa Mahkemesi'ne başvurunun yeni olmadığını ve Öcalan tarafından değil avukatları tarafından yapıldığını belirtti. Av. Dinç, Öcalan'ın başvurudan haberi bile olmadığını ifade ederek, "O konuda Sayın Öcalan'ın savunma hakkı ihlal edilmiş durumda. O başvuruyu temsilcileri olarak biz çok önceden yaptık. Başvuruyu yaparken bile kendisi ile görüşmemiz engellendiği için görüşemedik. Bu kitaplara hukuksuz biçimde, daha matbaadan çıkarılmadan baskın yapılarak el konuldu. Bu konuda itirazlarımız sonuç vermeyince Anayasa Mahkemesi'ne başvurduk" dedi.
"Bir yandan tecrit devam ediyor olmasına rağmen kamuoyunda sanki tecrit politikası sonlandırılmış gibi bir algı yaratılıyor" eleştirisinde bulunan Öcalan'ın avukatı, sözlerine şöyle devam etti: "Bir yandan Sayın Öcalan'ın haklı olarak Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünde temel bir muhatap olduğu kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılırken, bir yandan da kamuoyu ile olan bağları kesilmiş durumda. Kendisinin temel hakkı olan avukat görüşmesi de dahil diğer görüşmelerinin engellenmesi, düşüncelerinin kamuoyuna ulaşmasının engellenmesi doğru değildir. Bu kitabında Kürt sorununa ilişkin temel perspektifi var; ama bu düşüncelerinin kamuoyuna ulaşması konusunda tahammülleri olmadığını düşünüyoruz."