Avusturya Başbakanı Scott Morrison, Erdoğan’ın tehditlerinden dolayı, ülkesindeki Türk Büyükelçisini çağırdı, elçinin açıklama ve özrünü kabul etmedi, Türk Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını ise pervasız ve iğrenç olarak niteledi.

Suriye, Irak başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde büyük savaş suçlarına imza atan DAİŞ ve diğer çete örgütleriyle temasları her geçen gün biraz daha deşifre olan Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın, Yeni Zelanda’daki cami katliamını kullanarak, Türkiye’ye gidecek olan Yeni Zelanda ve Avustralyalı vatandaşlarını ölümle tehdit etmesi, her iki ülkenin hükümetleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı.

Erdoğan pazartesi günü yaptığı konuşmada bu ülkelerin vatandaşlarının Türkiye’ye gelmesi durumunda, ülkelerine tabut içinde dönecekleri tehdidinde bulunmuştu.

Erdoğan, ayrıca seçim mitinglerinde Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde Cuma günü gerçekleşen ve 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamın çekimlerini de dev ekranlarda göstererek oy toplamaya çalışmıştı.

Türk büyükelçisini çağırdı

Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çanakkale Savaşı’nın 104’üncü yıldönümü töreninde yaptığı konuşmada sarf ettiği tehditlerden dolayı Türkiye’nin Canberra Büyükelçisi Korhan Karakoç’u çağırdı.

Görüşmenin ardından bir açıklama yapan Morrison, “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin Avustralyalılar için son derece rencide edici olduğunu ve böylesine hassas bir ortamda sarf edilmesinin pervasızlık olduğunu düşünüyorum” dedi.

Büyükelçinin özrünü kabul etmedi

Açıklamaları “İğrenç”, “düşünülmemiş” ve “yaralayıcı” olarak niteleyen Morrison, Büyükelçi Karakoç ile yaptığı görüşmede kendisine sunulan gerekçeleri de kabul etmediğini belirtti. Morrison bu açıklamasından önce Erdoğan’ın sözlerine ilişkin Türk Büyükelçisini de çağırırken, büyükelçilik tarafından yapılan özrü de reddetti.

Morrison, “Bu sözlerin açıklığa kavuşturulması, geri çekilmesini bekliyorum ve istiyorum. Herhangi bir adım atmadan Türk hükümetinin yanıtını bekleyeceğim ancak ilişkilere dair tüm seçeneklerin masada olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Vatandaşlarına ‘Türkiye’ye gidişi gözden geçir’ çağrısı

Morrison, Türkiye’ye seyahat etmeyi düşünen Avustralyalılardan sağduyulu hareket etmelerini ve Türkiye’ye yönelik bir seyahat uyarısının gözden geçirildiğini belirtti.

Erdoğan’a Yeni Zelanda da tepki gösterdi

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern de dün yaptığı açıklamada, “Bu sözlerle yüzleşmek üzere Türkiye’ye gidecek. Yüz yüze yanlış anlamaların giderilmesine çalışacak” dedi.

Erdoğan’ın bir seçim mitingi sırasında Yeni Zelanda’da 50 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının görüntülerini dev ekranda yayınlamasından dolayı Yeni Zelanda hükümeti de tepki gösterdi.

Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Winston Peters, bu görüntülerin gösterilmesinin “büyük bir haksızlık olduğunu” ve ülke dışında yaşayan vatandaşlarını tehlikeye attığını söyledi.

   

Erdoğan ne demişti?

2 camide işlenen katliamın kendi şahsına ve Türkiye’ye yönelik olduğunu tuhaf bir şekilde ileri süren Erdoğan, seçim öncesi söz konusu katliamdan mümkün olduğunca nemalanmak istiyor. Erdoğan, daha önce İstanbul’da kadınların gerçekleştirdiği 8 Mart kutlamalarında “ezana saygısızlık yaptılar” şeklinde attığı iftira tutmayınca, bu defa da Yeni Zelanda’daki katliama sarıldı.

Erdoğan, Pazartesi günü Çanakkale Savaşı’nın 104.yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende “Çanakkale’den 104 yıl sonra bir kez daha sesleniyor ve diyoruz ki, mesajınızı aldık. Hislerinizi de niyetinizi de anladık. Kininizin, nefretinizin canlı olduğunu anladık. Bir teröristin ortaya çıkarak 50 Müslümanı öldürmesinin ne olduğunu anladık. Aldığımız nefesi bize çok gördüğünüzü anladık. Biz buradayız, biz Çanakkale’deyiz. Dedeleriniz geldiler, burada olduğumuzu gördüler, kimi ayakta kimi tabutta geri döndüler. Aynı niyetle gelecekseniz sizi de bekleriz. Sizleri de dedeleriniz gibi uğurlayacağımızdan hiç şüpheniz olmasın” demişti.

Korkunç katliamı sömürmesi kaygı veriyor

Bu arada İngiltere’de yayımlanan Times gazetesi Erdoğan’ın Yeni Zelanda’daki katliamı kullanması ile ilgili “Aslında Türk Cumhurbaşkanı, Batı karşıtı duyguları kışkırtarak ve mağduriyet edebiyatını güçlendirmek için korkunç bir terör eylemini sömürerek yeni risklerin ve gerilimlerin kaynağı olma riski yaratıyor” yorumunda bulundu.

Gazetenin yorumunda özetle şu ifadeler kullanıldı: “Erdoğan’ın giderek artan otoriterliğine rağmen, muhalefet partileri Türkiye’nin bazı önemli şehirleri ve stratejik bölgelerindeki kontrolü üzerinde ciddi bir tehdit yaratıyor. Erdoğan’ın bu duruma verdiği yanıt ise hayali tehditler karşısında milliyetçiliği kışkırtmak oluyor. Burada üç temel konu öne çıkıyor. Birincisi bu sözlerin 50 vatandaşını kaybetmiş olan ve onların yasını tutan Yeni Zelandalılar açısından ne denli yaralayıcı olduğu. İkincisi ve daha ciddisi, bu sözlerin Yeni Zelandalılara ve diğer Batılı ülke vatandaşlarına yönelik şiddeti körüklemesi riski. Üçüncü ve en çok kaygı uyandıran konu ise Batı’nın Türkiye’yi sabote etme konusunda oynadığı söylenen sözde rol. Artık, Erdoğan’ın içerideki durumu ne kadar zora girerse Batı’yı o kadar şeytanlaştırdığı çok açıkça görülüyor. Bu ciddi bir durum. Türkiye, NATO’nun önde gelen üyelerinden birisi. Yıllarca İslam ve Doğu ile Hristiyanlık ve Batı arasında güvenilir bir köprü görevi gördü. Şimdi ise Rusya ile yakınlaşıyor ve Moskova’dan füze sistemi satın alıyor. Her ne kadar halen bizim müttefikimiz olduğu varsayılsa da mevcut lideri yönetiminde giderek uzaklaşıyor. Aslında Türk cumhurbaşkanı, Batı karşıtı duyguları kışkırtarak ve mağduriyet edebiyatını güçlendirmek için korkunç bir terör eylemini sömürerek yeni risklerin ve gerilimlerin kaynağı olma riski yaratıyor.”

 

 HABER MERKEZİ