‘Ayaklar baş oldu” sözü siyasi tarihimize 1950 yılında CHP’li jakobenler tarafından kazandırılmıştır.

CHP ve tek parti döneminin elitleri Demokrat Parti ile iktidar olanları küçümsediler. Küçümsedikleri ve tahammül etmedikleri için de baş olan ayakları darağacında kestiler.
Çünkü CHP ve temsil ettiği bürokrasi dogmatik, ezberci, dar kafalı ve tahammülsüz olduğu halde kendilerinde nedense hep demokratlık ve bilimsellik addediyorlardı.
Onlara göre kendi dışındakiler cahil ve geri zekalıydı.
Erdoğan salı günkü meclis grup toplantısında Taksim Platformunu kast ederek: “Önce haddini bileceksin. Ne platformu olursan ol. Ayaklar ne zaman baş olmaya başladı. Millet bize tek başına iktidar yetkisi vermiş” dedi.
Bunu demesinin nedeni Taksim Platformu’nun AKP Hükümetinden taleplerinin olması. Platform ne istiyor: 1-) Gezi Parkı, park olarak kalmalıdır. 2-) Topçu Kışlası projesinin iptal edildiği ve AKM’nin yıkılmayacağı açıklanmalıdır. 3-) Olaylardaki sorumlular görevden alınmalıdır. 4-) Gaz bombası kullanımı yasaklanmalıdır. 5-) Gözaltındaki kişiler derhal serbest bırakılmalı ve haklarında hiçbir soruşturma açılmamalıdır. 6-) İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Erdoğan taleplerde ısrar edilmesine tahammül edemiyor.
Erdoğan milletin verdiği iktidar yetkisini “her şeyi yapma” yetkisi olarak anlıyor. Bu nedenle halkın haklı ve demokratik eylemini yok sayıyor, eziyor. İktidarına yönelen eleştiriyi halka ve Türkiye’ye yöneltilmiş sanıyor. Çünkü kendini halk ve Türkiye sanıyor. Böyle olunca da tek gerçek kendisi oluyor. Tek doğruyu o biliyor. Tek haklı o oluyor. Tek hakikat onda vücut buluyor.
Aynı Erdoğan sendikalar ve demokratik kitle örgütleri 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için ısrar edince 22 Nisan 2008 yılında yaptığı açıklamada: “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar”  demişti.
Erdoğan Kasımpaşalı’yken ayaktı, ayakken horlandı, ezildi, hapse atıldı. Sonra baş oldu. Kendisi ayaktı baş olunca kıyamet kopmadı.  Ama iktidarda geçirdiği 11 yılın sonunda dönüştü.
Baş olunca ayakları görmez oldu. Şimdi ayaklar yeniden başa direniyor. Onun hoyratlığına ve zulmüne “hayır” diyor.
Bu keyfim gönlüm bilir anlayışıyla ne demokrasi olur, ne barış olur ne de hak ve adalet. Bu keyfim gönlüm bilir ile özgürlükler yok olur, barış ve demokrasi yok olur.

Ayak kim baş kim?

Dünün ayak olanı bugünün İktidarı olan Baş (Erdoğan, Ak Parti) midesini, koltuğunu ve itibarını düşünüyor.
“Ol” dediğinde olsun istiyor, “yap” dediğinde yapılsın istiyor. Neyi bahşediyorsa onunla şükredilsin istiyor.
Bunlar dünün Kemalist bürokrasisi ve sermayesi ile işte Ak Parti iktidarı ve onun etrafına çöreklenmiş bürokratik ve ekonomik çevrelerdir. Dün Kasımpaşa’dayken Ankara’nın görmedikleri, bugün Ankara’dayken Kasımpaşa’yı görmeyenlerdir.
Taksim’de ayaklar seslerini çıkartırken onları susturmak için toma’larını, polislerini ve gaz bombalarını sürenlerdir.
Ayak Alevilerdir, Kürtlerdir, İşsizlerdir, Sosyalistlerdir, Ateistlerdir, Müslümanlar, Ermeniler, Eşcinsellerdir, Gençler ve Kadınlardır. Çünkü yıllardır yok sayıldılar, ezildiler, horlandılar, temel hakları gasp edildi. Ayak yok sayılanlardır, hakları gasp edilenlerdir, bütün yoksullardır ve “çapulcu” olan bütün halktır.
Ayak Kasımpaşa’da, Sur içinde, Kadifekale’de yaşadıkları için Ankara’nın yok saydıkları ve görmedikleridir.
Evet, o ayaklar ki birçok kere baş oldular, yine olacaklar, olsunlar…