
Aydınlık görünmeyen bir ülkenin geleceğinde aydının rolü nedir? Aydın kime denir, neyi ifade eder? Aydın olmak hep eleştirel olmak mıdır? Aydın olmak tarafsız görünmeye çalışarak hem nalına hem mıhına vurmak mıdır?
Evet, bu sorular yeni sorular değil. Fakat kendimi tekrar tekrar bu soruları sormaktan da alıkoyamıyorum. Özellikle de kendini aydın ve tarafsız göstermeye çalışan ama bu yaklaşımlarıyla aslında nasıl da iktidar taraftarı ve aracı olduklarını gizlemeye çalışanların aksine, ben bir tarafım.
Taraf olduğumu açıklamak rahatsız etmiyor beni. Çünkü artık bu ülke de hiçbir aydının tarafsız olamayacağını düşünüyorum. Apolitik olmak bile bir taraf olmaktır bugün Türkiye’de. Apolitiksen de bir şekilde Türkiye tarihinin gördüğü en sinsi, en faşizan yönetim olan AKP’nin ekmeğine yağ sürüyorsundur.
Bugün Türkiye’de iki temel güç var. Her şeyiyle Kürt Özgürlük Mücadelesini, Kürtleri ve tüm Türkiyeli demokrasi güçlerini boğmaya ve iktidarını kurumsallaştırıp kalıcılaştırmaya kilitlenmiş AKP iktidarı ve varlık yokluk savaşını Türkiye Halklarının eşit ve özgür geleceğine dönüştürmeye çalışan Kürt Özgürlük Mücadelesi ve halkı.
Biliyorum böyle bir ortamda AKP yandaşı olmak kolay ve kazançlı. Fakat Kürdün, demokrasinin ve özgürlüğün yandaşı olmak ölüm, zindan, karalama, dışlanma… Nobel barış ödülüne önerilen Ragıp Zarakolu’nun aylardır zindanlarda olması, Hrant Dink’in katledilmesi, resmi ezberlerin biraz dışına çıkan gazetecilerin Türkiye medyasından aforoz edilmeleri bunlardan sadece birkaçı.
Böyle bir ortamda PKK’ye atıp tutmak, “PKK niye silah bırakmıyor” demek farz kılınmış. Hani PKK’ye sıkça atıp tutanlar, “PKK beni tehdit ediyor. PKK beni ihanetçilikle damgalıyor” diyorlar ya. Senin bir Halkın mücadelesini karalaman bu kadar doğal ve düşünce özgürlüğü de, neden kimliği için her türlü bedeli veren Kürtlerin bunun bir halk gerçekliğine karşı ihanet olduğunu vurgulamaları bir tehdit. Evet, bir taraf her şekilde saldırır, bastırır, karalar ama diğer taraf hep susmak kurbanlık koyun misali boyun eğmek, yüzüne tükürülse “yarabbi şükür” demek durumundadır.
Sanki günümüz Türkiye aydınları ve gazetecilerinin görevi hep bu ikilemi güçlendirmek olarak belletilmiş güdümlü bir “aydın” ve gazeteci gerçeği ortaya çıkarılmıştır.
Tarafsız taraftarlar, Kemal Burkay gibi Türkden daha Türkçü kesilip işi azıtarak “Türkiye’nin temel sorunu Kürt sorunu değildir” diyenler halk deyimiyle meydanlarda cirit atıyor.
“PKK’ye kayıtsız şartsız silah bırak”, “silahın artık miadı dolmuştur” diyenler. Bense soruyorum: Gerçekten siz kimden tarafsınız?
Türk devletinin Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze yaptığı katliamlar PKK’nin eseri miydi? PKK güllük gülistanlık bir ortamda mı aldı silahı eline? Tamam, 89 yıllık Cumhuriyet tarihinin 44 yılı Türk devletiyle PKK arasındaki silahlı çatışmalara sahne oldu. Fakat 1924’lerden bu yana inkarcı 1925’lerden bu yana da katliamcı-kültürel soykırımcı Cumhuriyetin karakteri ne kadar değişti?
Cumhuriyet tarihi resmi söylemin dışına çıkılarak kapsamlıca araştırılırsa görülecek ki geçmişinden günümüze Türkiye’nin temel sorunu Kürt sorunudur. PKK’nin yaptığı bunu yürüttüğü mücadeleyle görünür kılmak olmuştur. Evet bugün Kürt sorunu çözülmüş değil. Ve iki taraf arasındaki silahlı mücadele sürüyor. Fakat PKK mücadelesinin Kürt halkına çok önemli değerler kazandırdığı açık. En başta sosyal dokusu bir bütün olarak parçalanmış bir halkı yeniden sosyalitesiyle buluşturdu. Bu halk bugün karşısındaki yeşil faşizmin tüm saldırılarına karşın kendisi için mücadele ediyor. Hedefleri net. Kimi sahte sivil toplum kuruluşları, sahte Kürt aydınları ve şoven ve iktidarcı gelenekten kopuşu sağlayamayan Türk basını gibi meydanlarda PKK’ ye silah bırakma çağrısında bulunmuyor.
Kürt Halkı bugün meydanlarda Önderini, PKK’yı, gerilla cenazelerini, tutsaklarını sahipleniyor. Ve topyekûn saldırılara karşı topyekûn direnişe çağırıyor. Direnişe her şeyiyle hazır olduğu mesajını veriyor. Devlet her türlü yöntemle bastırırken, ezerken silah bırak demenin utanmazlık olduğunu duruşuyla ortaya koyuyor.
Fakat ne PKK silahla Kürdistan kurmak istiyor. Ne de Kürt halkı gerillanın vurarak Kürdistan devleti kurmasını istiyor. Kürt Özgürlük Hareketi ve halkı her alanda gelişen saldırılara karşı meşru savunma temelinde her alanda direneceklerini ortaya koyuyor.
Önümüz bahar… Öyle görünüyor ki Türkiye sıcak çatışmalara gebe. Aydın olmak, böyle bir ortamda Türkiye halklarının geleceği için halkların birliğine dinamit koyan AKP faşizmine karşı bir hep birlikte “dur” demektir.