Ahmet NESİN

 

Son günlerde bir moda çıktı, benim gibi HDP üyelerine HDPKK’li diyenler çoğaldı. Emniyet genel müdürlüğü internet sayfasında hakkımda soruşturma açılmasını isteyen bir haber yapınca Yeni Akit Gazetesi de beni “HDPKK’li Ahmet Nesin” diye haber yapmıştı. Geçtiğimiz günlerde buna Aydınlık Gazetesi’nin emekli amirali Soner Polat da katıldı ve Aziz Nesin’e sataşırken beni de “Peki, sonuç mu? Aziz Nesin’in bu açıklamalarını kayıt altına alarak elini kolunu bağlayan Almanlar, kendisine fahri doktorluk yerine güzel bir nasihat çekiyor… Resmin tamamlanması için oğlu Ahmet’in HDPKK paçavraları ile Avrupa kentlerinde boy gösterdiğini ekleyelim.” diye tanımlamış. Çok kısa değineceğim bu konuya, PKK’li değilim ama Türkiye’de yaşayan Kürtlerin sorunlarının çözülmesi konusunda onların yanındayım ve bu konuda birçok konuda PKK’yle aynı tezleri savunuyorsam, bundan hiç gocunmam ve aynı savaşıma da devam ederim. Ve yaşadığım sürece bekleyeceğim, Doğu Perinçek de günün birinde siyasi anlamda doğru bişey söylerse –Bugüne değin hiç rastlanmadı- o konuyu da savunurum ve onların mantığına göre sanırım HDPKKVP’li olurum.

Gelelim Soner Polat’ın Aziz Nesin’i eleştirdiği diyemediğim, daha çok aşağılamaya çalıştığı konuya, yani Aziz Nesin’e bir Alman üniversitesinden verilmek istenen onursal doktora ünvanına ve sonradan reddedilişine. Soner Polat bu konuyu Cengiz Özakıncı’nın “Derin Yahudi” adlı kitabından okumuş ve oradaki 6 sayfalık yoruma göre kendisi de yorum yapmış.

Soner Polat’a ilk olarak şunu söyleyeyim, Aziz Nesin bu konuda kitap yazdı ve bu kitabın ilk düzeltmesini de ben yaptım. Kitabın adı “Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru” ve 272 sayfa. Yani okuması biraz zaman alabilir, öyle başkasının kitabından 6 sayfa okumaya benzemez.

Aziz Nesin bu kitabın özetinde şöyle diyor: “Çok basite indirgersek bu kitapta, Darmstadt Teknik Yüksek Okulunca 1990 yılında bana verilmek istenen onursal doktorluk payesinin 1992 yılında bir uyduruk bahaneyle nasıl verilmediği ve bu verilmeyişte 12 Eylül’ün Türkiye’ye armağanı olan YÖK gerici eğitim dizgesinin büyük çabası anlatılmaktadır. Bütün bunlar, bireysel bir sorun gibi görünen onursal doktorluğun verilmeyişinin dış nedenleridir. Özdeki nedenlerse, Türkiye ve Almanya’nın toplumsal yapılarındaki birbirinden çok ayrımlı bozukluklardır. Toplumsal yapı bozukluğu bugün Almanya’da hortlayan Yeni Nazizm’le, Türkiye’deyse kökü hiçbir zaman kazınmadığı için gittikçe gelişen ve artık gelenekselleşmiş kültürel bağnazlık ve yozlukla açıklanabilir.”

Ne yalan söyleyeyim, bu kitabın düzeltmelerini yaparken çok sevinmiş, bunu da babamla tartışmıştım o dönem. Ben o dönem yağcılık adına katil Kenan Evren’e ve darbe döneminde yardımcılığını yapan Turgut Özal’a verilen Onursal Doktora ünvanlarının yanında babama verilmemesini memnuniyetle karşılamıştım. 90’ların gazetelerine bakarsanız (Hürriyet, Cumhuriyet vs.) bu konu hakkında oldukça eleştirel yazılar bulursunuz. Şunu açıklamam gerekiyor, Aziz Nesin’e verilmek istenen ödülü engelleyen 12 Eylül faşizminin ruhuydu ve bugün o konuda Aziz Nesin’i eleştiren kişi de kendisini yazar zanneden bir emekli oramiral. Nasıl da uyuşuyor ama Doğu Perinçek, Aydınlık Gazetesi ve emekli general yazarlar. Ne yalan söyleyeyim, HDPKK’li olmak da hoşuma gitmeye başladı ama henüz bana bu konuda cübbe veren yok.

Aynı gazetenin yazarlarından Mecit Ünal da Soner Polat’a çok bozulmuş ve “Aziz Nesin’i Kimseye Yedirmeyiz” diye bir yazı yazmış ama yazıda önemli bir yanlış var. Aziz Nesin Ünal’ın yazdığı anlamda İşçi Partisi’nin gazetesi Aydınlık’ta yazmadı, kendi şirketi olan Onbinler AŞ adına Aydınlık Gazetesi’ni aldıktan sonra yazdı. Yani Aziz Nesin İşçi Partisi yazarı olmadı hiç.

Soner Polat’a göre Aziz Nesin Almanlardan ödül almak için “Türklerin yüzde 60’ı aptaldır” demiş. Oysa bu sayıyı sonra değiştirmiş ve “Kenan Evren’e oy verenler kadar” demişti. O dönemde nasıl oy verdiniz bilmiyorum Soner Polat, biraz hafızanızı zorlasanız.

Son olarak şunu söyleyeyim, Aziz Nesin’e Nobel Ödülüne aday gösterildiği haberi verildiğinde ben de evdeydim ve kendisinden 1 yıl daha çok Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyada kulis gezileri yapmak üzere seyahate çıkması istenmişti. Hem işlerinin çokluğundan, hem de kulis olaylarını kendisine yakıştırmadığından bir daha konuyu tartışmadı bile. İşte böyle Soner Polat, kitabı okursan iyi olur kanımca, okumadan tartışırsan general kalırsın, okuyup tartışırsan belki yazar diyen çıkabilir.