Üç feminist kadın tarafından kurulan ve 69 kadının kitabını yayımlayan Ayizi Yayınevi, 9 yılın ardından ekonomik krizden dolayı kapanıyor. Feminist mücadeleden isimleri sıkça duyulan yayınevi kurucuları İlknur Üstün ve Aksu Bora, kapanmanın bir son olmadığını belirterek, kadınlara “yazmaktan vazgeçmeyin” çağrısı yaptı.

Ayizi Yayınları, 2010 yılında 3 feminist kadın Aksu Bora, İlknur Üstün ve Selma Acuner tarafından kuruldu. “Feminist kitap ne demektir?”, “Feminist bir yayınevi feminist hareketin neresinde durmalıdır?” sorularına cevap olan Ayizi Yayınevi, kurulduğu günden bu yana atölyeler, tartışma toplantıları ve okuma grupları yaptı. Genç editör ve çevirmenlere alan açan ve destekleyen Yayınevi, 9 yılın ardından ekonomik sıkıntılar nedeniyle kapatılacağını duyurdu.

Son kez Eda Çakmak’ın kaleme aldığı “Kural Tanımayan Bir Moda Kılavuzu” isimli kitabı yayınlayan Ayizi Yayınevi, yayın hayatına son verecek. Son kitaplarıyla okuyucularına veda eden Yayınevi, kitabın içinde “Yazmaktan vazgeçme” posteriyle tüm kadınlara da aslında bu alanın devamlılığını sağlaması açısından çağrıda bulunuyor.

Yayınevinin kurucularından İlknur Üstün ve Aksu Bora, Jinnews muhabirleri Dilan Babat ve Habibe Eren’e yayın hayatına son veren Ayizi’ni ve kadın yayıncılığını değerlendirdi.

Hikayesini ortaklaştıran kadın daha güçlenir

Ayizi’nin bir yayınevi olduğu kadar feminist hareketin parçası olarak da düşündüklerini söyleyen İlknur Üstün, “Feminist mücadelede altı çizilen bir durum vardır; kadınlar kendi hikâyelerini ortaklaştırdıkları zaman daha da güçlenirler. Hem güçlenme meselesi hem de gündelik hayatın çok sıradan görülen kimi zaman değersizleştirilmiş, kıymet yüklenmeyen hikâyelerde daha görünür değerini teslim eden bir hayale kavuşturmak” diyerek, Ayizi Yayınevi’ni bu amaçla kurduklarını ifade etti.

Yayınevi-yazar ilişkisi değil yol arkadaşlığı

Aksu Bora da kurulduğu günden bugüne çok sayıda kadınlar bir araya geldikleri Ayizi’ndeki paylaşımlarını şöyle özetledi: “Sadece kendi kendimize devam etmedik o yolda. Başladıktan sonra etrafımıza hemen başka kadınlar da geldi ve 9 yıl boyunca yayınevini birlikte örerek devam ettik. Yazarlarla ilişkilerimiz diğer yayınevlerinden daha farklı oldu. Bir yol arkadaşı ilişkisi oldu. Onlar bize dosyalarını teslim etti, biz onları onaylatıp dağıttık diye bir şey olmadı. Dosya üzerinde çalıştık, kimi zaman ortada bir dosya yokken onu yoktan var ettik. Ayizi, bir yayınevi olmanın sınırlarını epey zorladı. Birlikte çok şey biriktirdik.”

Kadınlar vazgeçmiyor, direniyor

Türkiye’deki kadın mücadelesinin zenginliğinin hikayelere de yansıdığını belirten İlknur Üstün; “Kadınlar hayatın her alanında birçok dışlamayla uğraşırken, pek çok şeyden fazla etkilenmeleri, bildiğimiz aynı zamanda da beklediğimiz bir şey. Kadınlar kendi hayatlarından yola çıkarak, ortak yaşam alanlarını kurabilmek, orada birlikte olabilme mücadelesi veriyor. Kendi hayatlarını kurabilmek, kendi ayakları üzerinden durabilmek mücadelesi olduğu için bu mücadeleyi veren kadınlar ile bir araya gelebiliyor. Bu nedenle birçok problem yaşanıyor, olağanın üstünde koşullardan geçiliyor. Ama baktığınız zaman kadınlar durmuyor. Durmak hayatından vazgeçmek demektir. Kadınlar için bu kadar hayat memat meselesiyken, vazgeçme lüksleri olmadığı için bu direniyorlar” diye konuştu.

Feminist hareketin parçası oldu

Ayizi’nin kapatılmakta olduğunun duyulması üzerine kurumun adeta taziye yerine döndüğü günler yaşadıklarını söyleyen Üstün, “İnsan kötü hissediyor ama öte yandan kadınlar mücadele ettiği süre bu tür işler devam edecektir. Ekonomik kriz koşullar ne kadar zorlasa da kadınlar bunun yerine farklı bir şey çıkaracaktır. Biraz feminist hareketinin bir parçası olma hali tamda böyle bir şey. Değersizleşmeyi ortaya çıkarma birbirinden hayatları bir arada görebilme, ortaklıkları farklılıkları ortaya çıkarabilme. Yayınevi de bundan azade bir şey değil” ifadelerini kullandı.

‘Cesaret vermeye çalıştık’

Kadınların bütün alanlara olduğu gibi edebiyat alanına da girmesinin zor olduğunu belirten Aksu, Ayizi’nin bunu kolaylaştırmak istediğini, kadınlara cesaret vermeye çalıştıklarını, etkilerinin ise görüldüğünü aktardı. Aksu şöyle devam etti: “Yapmaya uğraştığımız şeylerden biri, kadınlar arasındaki farklılığı ortadan kaldırarak, daha kolay yazabilen kadınlar yerine daha zorlanan genç, diplomasız, yoksul kadınlar ile iletişim kurmaya çalışmaktı. Pek çok kitap yayınladık. Orta yaş üstü kadınların kitaplarını da yayınladık. Onlara da cesaret verdik. Yazarlarımızdan şu an torun bakan emekli olan bir kadın vardı. Hep yazmış ama yazdıkları hep çekmecede kalmış. Çekmecede tıkalı kalanları bize getirmeye cesaret edebildi ve biz de bastık. Çok da mutlu olduk. Çünkü sadece o kadına değer vermedik, onun yazdıklarına da değer verdik. Ömür boyu süren bir şiddet ve öfke hikâyesiydi. Ancak onun anlatabileceği bir hikâye. Bu anlamda edebiyatta hiç kadın yok değil ama tüm kadınlar aynı şekilde ilişkilenemiyor, kendi hikayesini değerli görmüyor. Orta sınıftan olan bir kadınla alt sınıf diye nitelendirilen kadınlar aynı şartlarda değiller. Biz onu da görmeye de çalıştık. Gideremedik ama telafi etmeye çalıştık.”

‘Yürümeye devam edeceğiz’

Kadınlara ‘Yazmaktan vazgeçmeyin’ diye çağrıda bulunan Aksu, “Ne yazmaktan, ne mücadeleden, ne yoldan ne de birbirinden vazgeçmemek lazım. Bazen kesintiler olabilir, bazen biraz kenara çekilip dinlenmek isteyebilir insan ama gidilecek uzun bir yol var, yürümeye devam edeceğiz” diye belirtti.

 

HABER MERKEZİ

 
 

Ayizi’nden çıkan kimi kitaplar

 
  • Denizlere Çıkar Sokaklar (Reyhan Saygın)
  • Cebimdeki Taşlar (Sofya Kurban)
  • İşte Bir Hayat Vardır (Ekin Açıkgöz)
  • Ne Malum (Ayşe B. Kaban)
  • Ne Olmuş Güldüysek (Burcu Karakaş)
  • Yaralı Erkeklikler-12 Mart Romanlarında Yalnızlık Yabancılaşma ve Öfke (Çimen Günay Erkol)
  • Hakikaten-Sevin Okyay Anlatıyor (Pınar İlkiz)
  • Gülsün, Agavni, Zilha (Tomris Alpay)
  • Kendini Arayan Yıldız (Nedret Güvenç)