Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın yanı sıra çok sayıda bakan da katıldı. Kılıç, hükümete yönelik sert açıklamalarda bulundu. Yargının görevini başarıyla yürütebilmesinin bağımsız yargıçlarla mümkün olduğunu belirten Kılıç, "Demokratik değerleri hukukun üstünlüğünü ve hukuk devleti anlayışının gereklerini tekrar tekrar konuşmak zorundayız" dedi. "İnsanlar onurlu bir hayat yaşayabilmek için hukukun egemen olduğu bir devletin varlığına ihtiyaç duymuşlardır" diyen Kılıç, "Hukuk devletinin odağında, iktidar gücünün keyfi davranışlarının sınırlandırılması vardır. Bu nedenle kamu gücünü kullananlar da vatandaşlar gibi hukuksal ilkelerle kuşatılmışlardır" diye belirtti.


İntikam aracı oldu

"Hukuk devletinin temel bireyi olan yargı aynı zamanda devletin vicdanı da olarak tanımlanmaktadır" diyen Kılıç, "Yargının vicdanını işgal edenlerin kimliği, düşüncesi, kutsalları ne olursa olsun bu sonuç değişmeyecektir. Dün hak ihlallerine uğramış mağdurlarla, bugünkü mağdurların kimliğinin farklı olması bakışımızı değiştirmeyecektir. Barışın teminatı olan farklılıkların birlikte yaşamasını ancak başkalarının hak ve özgürlüklerini savunan onurlu insanlar hayata geçirebilir. İdeolojik ve siyasi yapılanmaların hedefinde her zaman ele geçirilmesi gereken bir kale olarak görülmüş, ele geçirenlerde kendi vesayetini dayatmanın peşine düşmüştür. Kaleyi işgal edenler de yargıyı siyasi düşüncelerle ideolojilerine lojistik destek sağlamak için, rakiplerinden intikam amacı olarak kullanmışlardır. Bu anlayış ve işgalden kurtulmadıkça bağımsız yargının oluşması hayaldir. Vesayet altındaki yargıdan hukuk güvenliğinin sağlanması beklenemez" değerlendirmesinde bulundu.

Yeni bir vesayet sistemi
2011'deki anayasa değişikliğiyle cesaretli adımlar atıldığını belirten Anayasa Başkanı Haşim Kılıç, "Bu adımlar toplumda büyük de karşılık gördü, vesayetçi yönetimlerin görevlerinin sona ermesiyle büyük bir boşluk doğdu. Bu kez farklı renkte yeni bir vesayet sisteminin oluşmasına tanık olduk. Kimse bu yeni girişimin günahından kendini soyutlamasın" diye konuştu.
"Tarih olanları kaydeder. Gerçekleri itiraf etmek, cesaretle çözüm bulmak zorundayız" diyen Kılıç şöyle devam etti: "Son dönemde yargı, paralel devlet ve çete diye nitelendirilen çok vahim ağır bir suçlamayla karşı karşıyadır. Bu suçlama üzerinde yapışık kaldığı sürece yargının ayakta kalması mümkün değildir. Bugün itibariyle en basit alacak davasına ilişkin kararlar bile tartışma açılmış, yargıya güven ağır yara almıştır. Herkes bu iddialarla ilgili bilgi belge ve delilleri zaman geçirmeden ortaya koymak zorundadır. Gerek yargıda gerek yürütmede var olduğu iddia edilen bu kişilerin, tayin edilerek sorunu çözmenin anlamsızlığı açıktır. Söz konusu iddiaların yargıda psikolojik travma yarattığı, hakim ve savcılar arasında önemli ayrışma ve bölünmelere sebep olduğu hepimizin saklayamayacağı gerçeklerdir. Bunun adaletin sonunu getireceğini olaylar bizlere göstermektedir. İddia edilen kayıt dışı yapılanma korku endişe belirsizliklerin doğmasına, mesleki ilişkinin çok olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Yargının karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur."

Erdoğan'ın suçlaması 'sığlıktır'

AYM'nin son günlerde verdiği bireysel başvuru kararlarına ölçülü eleştirileri saygıyla karşıladığını ve verilen kararların arkasında olduklarını ifade eden Kılıç, Türk Başbakan'ı Erdoğan'ın 'twitter' kararına ilişkin açıklamalarına atıfta bulunarak, "AYM'nin, AİHM'in içtihatları doğrultusunda kanun yolları tüketilmeden verdiği kararlara karşı hiçbir eleştiri yapılmamasına rağmen, bir internet sitesiyle ilgili kararıyla ilgili ölçüsüz şekilde eleştirilmesi dikkat çekicidir" dedi. Hukuk devletinde mahkemelerin emir ve talimatla çalışmadığı gibi dostluk ve düşmanlıkla da yönlendirilemeyeceğini kaydeden Kılıç, "Anayasa Mahkemesi'nin siyasi amaçlarla hareket ettiğini söylemek ya da milli olmamakla suçlamak sığlıktır. AYM, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği öncesinde yargı ve yürütme organı arasında yaşanan gerilimlerin ülkemize verdiği zararların bilincindedir. Bu sebeple yeni gerilimler yaşatılacak meydan okuma çağrılarını cevapsız bırakmakta kararlıyız. 2010'daki Anayasa değişikliğine kadar, AYM'nin sınırlayıcı ve daraltıcı anlayışından mağdur olanların, bugün bireylerin hak ve özgürlük alanını genişleten bir anlayışa dönüşmüş olan mahkeme kararlarından rahatsızlık duymalarını garip bir çelişki olarak görüyoruz" diye konuştu.

Korku ve nefret ortamı

"Bizler gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız. Dün hak ihlaline uğrayanların nasıl yanında yer alınmışsa, bugün de herkesin karşısına çıkmaya devam edeceğiz. Mahalle baskısıyla, yargı mensuplarının görüş ve kararlarının etki altına alınma çabaları, asla geçerli değildir" diyen Kılıç, şunları dile getirdi: "Başkalarının haklarına sahip çıkmak insanlık erdemidir. Yaşanan gerilimlere kim sebep olursa olsun, bu ortamda gelişen kin ve nefret söyleminin, farklı düşünce ve inanç sahipleri arasında duygusal bir kopuşa yol açtığı açıktır. Kalp ve gönül dünyasını ilgilendiren anlayışın, birlikte yaşama irademiz üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracağını söylemek yanlış olmayacaktır. Kin ve nefret söyleminin korkuyla buluştuğu böyle bir noktada, insanlarımızı beyinlerinden dışarı çıkaramadıkları düşüncelerle baş başa bırakıyoruz."

Erdoğan kokteyle katılmadı

Kılıç'ın açıklamalarını gergin bir şekilde dinleyen Türk Başbakan Erdoğan, törenin kokteyl bölümüne katılmadan ayrıldı.
 AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın sözlerine AKP cephesinden ilk yanıt, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop'tan geldi. Şentop, "Yakışıksız sığ değerlendirmeler. Bu işler cübbeyle olmaz. Cübbesini çıkarsın siyasete girsin" diye konuştu. 

ANKARA