
Bölünmüşlüğe değindi
Türk öykücülüğünün usta ismi Bekir Yıldız ise meseleye biraz daha doğru yaklaşmayı başarabilen bir yazar. Yıldız, öykülerinde ‘Doğu’ insanının iktisadi ve toplumsal koşullarını çok farklı yönleri ile ele almıştır. ‘Bölünmüşlük’ sorununu direk anlatmasa da, Suriye tarafına kaçağa gidenlerin o coğrafya ile kurduğu ilişki üzerinden iki ülkede yaşayan halkın birbiriyle olan bağını ortaya koydu. Bekir Yıldız’a kadar kaçakçılık meselesini geniş bir şekilde ele alan başka bir yazar yoktur. Kürtlerin sınır boylarında kaçakçılığı ve dağlarda eşkıyalığı hep yüzeysel ele alındı. Bunlar genelde kökü dışarıda şakilerdi. Bir ülkede neyin neden olduğunu bilmek içinse o ülkenin sanatçılarının gerçekleri onurlu bir şekilde ele alması ise şarttır. Bekir Yıldız, kendi dönemi içinde meseleye doğru yaklaşmaya çalışan yazarlardan biridir.
Anonimleşmiş trajedi
Yıldız, bu alanda sayısız öykü yazmıştır; ama hiçbirisi ‘Kaçakçı Şahan’ kadar üne kavuşmamıştır. Kitaba adını veren öykü, Kürt’ün yaşadığı trajedi adına adeta anonimleşmiş; sayısız kere filmlere konu olmuştur. Geçtiğimiz günlerde Everest Yayınları tarafından yeniden basılan kitap, bir yıl önce 34 vatandaşın hayatını kaybettiği Roboskî katliamının yıldönümünde bölge insanının yaşadığı acılı hayatı anlamak için önemli edebi yapıt.
Kürt’ün kaderi ölüm
Kaçakçı Şahan, Halep’te kazandığı parayı altına çevirerek sınırdaki köyüne dönmektedir. Burada mayını geçemez ve bacağını kaybeder. Jandarma gece vakti kaçakçıyla uğraşmak istemez ve Şahan’ın üzerine kurşun yağdırır. Üzerinde kimlik olmayan Kaçakçı Şahan, Ancekent köyüne getirilir. Babası dahil hiç kimse Şahan’ı tanımaz. Şahan’ın bekletilen cesedinin başına gelip Şahan’ın ağzını açar. Şahan, önceden babasına, başına bir şey gelmesi durumunda altınları ağzında ya da karnında aramasını söylemiştir.
Nedenlerin hepsine değinmiyor
Öykü, ölüsüne sahip çıkamayan, bir lokma ekmeği kazanmak için ölümlere atlayan sınır Kürtlerinin trajedisini çarpıcı bir şekilde ele almıştır. Şüphesiz Yıldız, Kürtlerin ulusal bölünmüşlüğü üzerine bir fikir belirtmiyor. Kaçakçılığı yaratan siyasal olaylara da bir gönderme yapmıyor. Yazar, anlattığı insanların hayatının yoğunluğu içerisinde ele alınan çelişkilerle buna objektif olarak işaret ediyor. Özetle, meselenin anlaşılması açısından Yıldız’ın yazdıkları önemli bir kilometre taşıdır.
Pasaporta ısınmamış içimiz
Üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, 34 insanın hayatını kaybetmesi meselesine hem toplumsal hem siyasal olarak yüzeysel yaklaşılmasının nedeni de neredeyse bir asırdır tüm sorunları ile yalnız bırakılan bir halka karşı oluşturulan hafızadır. Bu ülkede yaşanan acıların, ölümlerin nedeni bir yolla doğru anlatılmadan, kaleme kağıda dökülmeden bu hafıza ortadan kaldırılamaz. Bekir Yıldız gibi kalemlere bu nedenle ihtiyaç var. Yıldız’ın öykülerinde eksik bıraktığı noktayı Ahmed Arif’in 33 Kurşun şiiriyle tamamlanabilir: (...)
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına...
MAZLUM VESEK