2009 yılının 19 Ekim’inde Sayın Öcalan’ın talebi üzerine barış elçisi olarak Habur Sınır Kapısı'ndan giriş yapan 34 kişilik gruptan Kandil grubuna dahil olan Lütfü Taş, 31 Aralık 2014'te, beş yıldır tutuklu ve hükümlü bulunduğu Diyarbakir D-Tipi Cezaevi'nde geçirdiği kalp krizi sonrasında vefat ederek aramızdan ayrıldı.
Şair der ki, "Daha dün gibi inanmak mümkün/veya çok güç/ unutmak mümkün değil".
19 Ekim 2009 tarihinde 8’i Kandil’den 26’sı ise Mexmûr kampından 34 Kürt barış gönüllüsü Habur/İbrahim Halil Gümrük Kapısı'ndan Sayın Öcalan’ın talebi üzerine giriş yaptı. Hudut kapısında kurulan mahkemede ifadesi alınan 29 kişi sorgularından sonra serbest bırakıldı. Beş kişi ise haklarında soruşturma olduğu gerekçesi ile kısa süreli olarak gözaltına alındılar. Yapılan temaslar sonrası gözaltına alınan beş kişi de serbest bırakıldı.
DTP, Kürt halkını barış elçilerini karşılamak üzere Habur Sınır Kapısı'na davet etti. Daveti alan cefakeş Kürt halkı Habur Sınır Kapısı'na geldi. Barış elçileri hukuki işlemler tamamlanıp serbest bırakıldıktan sonra DTP'nin seçim otobüsünün üstüne çıkarak kendilerini karşılamaya gelen insanlara barış gülleri atıyorlardı.
Karşılama törenleri Silopi-Cizre-Nusaybin-Kızıltepe güzergahından sonra Diyarbakır'da yapılan miting ile sona ermişti. Yol güzergahında yollara dökülen Kürt halkı kendisi için cefa çeken insanları bağırlarına basmış, yıllarca çocuklarını göremiyen anneler ola ki çocuğumu görebilirim duygusu ile yollara dökülmüştü.
Türkiye basını, CHP ve MHP yapılan karşılama törenlerini içine sindirememiş, Türkiye halkını provokasyona getirmek için elinden geleni arkasına koymamış, kırılgan bir çözüm iradesine sahip olan Erdoğan ise sözünün arkasında durmayıp, başa dönüleceği tehdidinde bulunmuştu.
Barış elçileri Ankara’ya kadar gittikleri her yerde toplantılar yaparak dönüş amaçlarını halk ile paylaşmışlardı.
Lütfü Taş, Ceylanpınar’da yapılan panelde Sayın Öcalan dediği için terör propagandası suçlaması ile Diyarbakır 5 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı, cezası mahkemedeki tututmu dikkate alınarak 10 ay’a indirildi. Grubun en yaşlışı olan Taş, daha sonra tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi'ne konuldu. Hakkında açılan, yine Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davasında terör örgütü üyesi olmaktan dolayı 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıldır tutuklu idi. İHD’nin acil hasta tutuklular listesinde yer alıyordu. 31 Aralık 2014'te cezaevinde kalp krizi geçirdi. Cezaevi idaresinin lakayt tavrı sonucu geç müdahale yapılınca, özgürlük şehitlerinin kervanına katıldı.
Cenazesi Diyarbakir’de yapılan tören sonrası ailesinin isteği üzerine İstanbul’a gönderildi. Cemevinde yapılan dini törenden sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda defnedildi. Ülkesinin özgürlüğü için yıllarca mücadele ettikten sonra Lütfü kardeşimin kendi ülkesinin topraklarında defnedilmemesi ayrı bir acı.
Cezaevleri tutukluların yaşamlarının devletin garantisi altında olması gereken yerler olmalı. Türkiye cezaevleri ise tutukluların ölümlerini kolaylaştıran, çabuklaştıran yerler oluyor.
Lütfü Taş’ın aramızdan ayrılışının acısı henüz taze iken Kürt demokrasi hareketinin emekçisi HEP, DEP kurucusu ve MYK üyesi, HADEP Genel Başkanı ve siyasi yasaklısı, kontgerilla tarafından evi basılarak ağır yaralanan, ömrünün üç yılını cezaevinde geçiren, HEP’te birlikte çalıştığımız HDP Adana Milletvekili Murat Bozlak da aramızdan ayrıldı. Her iki kardeşime tanrıdan rahmet, ailelerine, mücadele arkadaşlarına sabır ve metanet diliyorum.
Şüphesiz ki gözlerim hep Habur'dan Amed’e kadar Lütfü ve arkadaşlarını izleyen milyonları aradı. O milyonlarki sevinçleri ve vakur tavırları ile gönülleri feth etmişti. Ancak o milyonlar barış grubunu daha sonra olabildiğince desteklemedi. Desteklemiş olsalardı barış grubu üyeleri ağır cezalara çarptırılmaz, cezaevlerinde yaşamlarını yitirmezlerdi. Sanırım zamansız ölümlerden de ders çıkarmamız gerekiyor.
* KUM üyesi, DEP Viranşehir yöneticisi Fethi Yıldırım 5 Ocak 1994'te kontgerilla tarafından kaçırıldı. Fethi Yıldırım'dan bugüne kadar haber alınamadı.
* 7 Ocak 1946'te Mehabad’ta Kurdistan dergisi çıkarılmaya başlandı. Dergi 68 sayı çıktı.
* 7 Ocak 1988'de Hawar ve Ronahi dergisi yazarı, Avrupa Kürt Öğrenci Derneği ve S-KDP Kurucusu ve ilk genel başkanı Dr. Nurettin Zaza sürgünde Lozan’da yaşamını yitirdi.
* 8 Ocak 1995'te Kürt kökenli Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe polis tarafından katledildi.
* 10 Ocak 1958'te Diyarbakır'da İleri Yurt gazetesi günlük olarak yayınlanmaya başlandı. Sahibi A. Efem Dolak, Yazı işleri Müdürü Canip Yıldırım idi. Apé Musa, "Ama Ne İleri Yurt" köşesinde fıkra yazarlığı yapıyordu.