İzlanda, 1944 yılında Danimarka'dan ayrılarak bağımsızlığını kazandı. Ülke, parlamenter cumhuriyetle yönetiliyor. 

İşte bu İzlanda, 2016 Avrupa kupasına renk katan taraflı tarafsız tüm sporseverlerin dikkatini çeken bir takım olmayı başardı. 

Ülke, 320 bin civarı bir nüfusa sahip volkanik bir ada ve çoğu yeri spor yapmaya elverişli değil. 

Ata sporları 'Gilima' denilen bir güreş olan İzlanda, 2002 yılından bu yana 11 adet kapalı spor salonu inşa ederek futbolda çalışmaya başladı. Azmi ve disiplini ön plana alan İzlanda, 2016 Avrupa Futbol Sampiyonası'nda çeyrek finale çıkarak mükafatını aldı. 

Bazılarına göre bu normal gibi görünse de milyarlarca euronun uçuştuğu futbol dünyasında her bir İzlandalı futbolcunun bir mesleği var. Futbolu yalnızca para için oynamıyorlar. Futbolu kolektif düşünce ve hareket disiplini olarak gördükleri için başarılarıyla tüm sporseverlerin günlünde taht kurdular. 

Teknik direktör Heimir Hallgrimsson bir diş doktoru, antrenör Benediktsson spiker, kaleci Hannes Halldarsson sinema yönetmeni…

Büyük futbol devlerinin karşısında mütevazi bir yaklaşım sergilediler. Ancak, turnuvada taktik mücadelenin en iyi örneklerini vererek, sporun güzelliğinin ortaya çıkmasını sağladılar. 

İzlanda'nın bundan sonraki maçlarının kazanıp kazanmaması hiç de önemli değil. Zira, bu takımın takımdaşlığı ve seyircesiyle bütünleşerek sunduğu seyir zevkini, sporseverler unutmayacak.

Şimdi gözler, EURO 2016’da Pazar günü çeyrek final için karşı karşıya gelecek olan İzlanda Fransa maçında.


FERHAT YAŞARSOY/HABER MERKEZİ