Anne Besile Narin "Acımı da onurumu da birlikte yaşıyorum" derken baba Seyid Narin ise oğluyla gurur duyduğunu ifade ederken, "Uzun yıllardır bu mücadele içerisinde bulunarak kendimizi kattık ama yetmedi. Yetseydi bugün çocuğumuz şehit olmazdı" diye ekledi.

Kürtlerin Rojava'da diğer halklar ile birlikte kurdukları kantonlarda hayata geçirdikleri özgür yaşama yönelik çete saldırılarına karşı büyük bir direniş sergileniyor. Bölgede yaşayan halkların güvencesi YPG ve YPJ, Kuzeyli Kürt gençlerinin de ilgi odağı. Bu gençlerden biri olan Ali Narin (Dilşad Amed) 2010 yılında HPG saflarına katıldı ardından ise Rojava'daki direnişte yerini aldı. Narin geçtiğimiz hafta çetelerle girdiği bir çatışmada yaşamını yitirdi. Ondan geriye ise halkı için sınırları aşarak yürüttüğü mücadele, kitaplığında duran Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna, Dostoyevski'nin Suç ve Ceza, Ahmed Arif'in Hasretinden Prangalar Eskittim kitaplarının yanına iliştirilmiş fotoğrafı ile annesinin kulağında kalan giderken söylediği "Lê dayê ez gerilla me"nin ezgisi ve sözleri kaldı.
1992 yılında yurtsever bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ali Narin, henüz lise öğrencisiyken gençlik hareketi içerisinde yer alır ve gençlerin sözcülüğünü yürütür. Aynı zamanda müzikle de ilgilenen Narin, bağlama çalarak Kürtçe stranlar söyler. Ağabeyinin PKK'ye katılması ise onun hayatına aslında hiç de uzağında olmadığı bir yol açar. Ağabeyinin gidişinin ardından bir müddet durgunluk yaşayan Ali Narin, liseden mezun olmasına 20 gün gibi bir süre kala geride okuduğu kitapların arasına annesi için bir mektup bırakarak gerilla saflarına katılır.

'KCK operasyonları' ardından

Boynunda oğlunun melengiçten (Kızvan) yapıp, kendisine gönderdiği kolye ile taziyeleri kabul eden anne Besile Narin, oğlunun PKK'ye 2009 yılında başlayan "KCK operasyonları" ile o dönemde artan genç ölümlerinden etkilenerek katıldığını aktardı.
Aile olarak siyasal mücadele içerisinde olduklarını söyleyen anne Narin,şunları anlattı: "Abisi katılım yapmıştı. Ali katılım yapan ikinci oğlumdu. Benim için onur verici bir durumdur. Binlerce genç bu mücadelede yaşamını yitirdi, benim oğlum da bunlardan biri. Eğer bir tek benim oğlum yaşamını yitirmiş olsaydı o zaman acısı farklı olurdu ama onlar özgürlük mücadelesi veriyor. Diğer taraftan bakıldığında acısı büyük. Ağabeyi gittikten sonra bayağı bir içine kapandı, ancak bana; 'Ben okulumu okuyup kalemimle savaşacağım' demişti. Bunları duyduğum zaman mutlu olmuştum. Bir oğlum gittikten sonra ikinci oğlumun gitmesini istemezdim, hiçbir anne istemez. Ama yine de dışarıya baktığında, şiddet ortamı var, yaşamını yitiren, acı çeken insanlar var. Dışarıda siyaset yapan binlerce kişi cezaevine konuldu."

Ya ölüm ya cezaevi

Sürekli Türkiye'de demokratik siyaset ve HPG'lilerin dağdan inerek siyaset yapmaları gerektiğinin tartışıldığını dile getiren anne Narin, ancak bunun için bir zemin hazırlanmadığını belirterek, "Eğer sen Kürt isen sana yaşam hakkı yok. Ya ölüm ya da cezaevi var. Çocuklarıma 'kaleminizle savaşın' dedim ama olmadı. Oğlum o acıları gördü ve…" diyerek cümlesini tamamlayamadı.

Ali Pir'den Dilşad'a

Eşinin yaşadıkları karşısında daha vakur durduğunu ancak kendisinin yaşananlara daha duygusal yaklaştığını dile getiren ve anlattıkça gözleri dolan Sur Belediyesi Eşbaşkanı Seyid Narin ise bir anne-baba için çocuklarının da onlarla aynı mücadeleyi yürütmesinin gurur verici olduğunu söyledi. Oğlunun ismini, kendisinin amcaoğlu olan ve uzun yıllar PKK içerisinde yer alan Ali Pir'den etkilenerek koyduklarını aktaran baba Narin, oğlunun Dilşad ismini ise arkadaşlarının hitabından dolayı seçtiğini söyledi.

Yetseydi belki yitirmezdik
Yıllardır Kürt halkının yürüttüğü mücadele sırasında birçok anne ve babanın çocuklarını yitirdiğini dile getiren baba Narin, "Uzun yıllardır bu mücadele içerisinde bulunarak kendimizi kattık ama yetmedi. Yetseydi bugün çocuğumuz şehit olmazdı. Kendi sürecimizde yeterince aktifleşseydik belki bugün bunu yaşamazdık" diye konuştu.
Oğlu ile sık sık sohbet ettiklerini ve kendisine "Eğer bir gün dağa gitmeye karar verirsen bana söyle seni uğurlarım" dediğini de sözlerine ekleyen Narin, oğlunun Rojava'da yaşamını yitirmesinin de ayrı bir anlamı olduğunu belirterek şunları dile getirdi: "Oğlum yıllardır kimliği bile olmayan Kürt halkının yürüttüğü mücadelede yaşamını yitirdi. Oğlumun Rojava'nın özgürlük mücadelesine katılması ayrıca anlamlıdır. Rojava'da şahadetinin etkisi farklıdır. Yüz yıl önce çizilen ve Kürtleri 4 parçaya ayıran sınırları yok edecek şekilde mücadele yürütmesi bizim için çok anlamlıdır."


DİCLE MÜFTÜOÐLU/DİHA/AMED