Cenazeleri 28 gün rehin tutulan Sur direnişçileri İsa Oran ve Mesut Seviktek ile Cizre’de katledilen Ahmet Tunç, Abdulhamit Poçal, Mehmet Kaplan, Serhat Altun ve Selman Erdoğan, kitlesel törenlerle toprağa verildi.

Amed’in Sur ilçesinde 23 Aralık günü katledilen ve cenazeleri haftalarca rehin tutulan İsa Oran (Mazlum Amed) ve Mesut Seviktek’in (Delil Amed) cenazesi 28 gün sonra, ailelerinin açlık grevi direnişi sonucunda alınabildi. Amed Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden alınan Oran ve Seviktek’in naaşları binlerce kişinin katıldığı yürüyüşle Yeniköy Mezarlığı’na getirildi. Mezarlığa kına tepsisi ile gelen Mesut Seviktek’in ablası Güler Seviktek, “Çocuklarımız Kürdistan’ın damatları oldu. Onlar şehitler kervanına katıldı. Yoldaşları şehirlerdir. Bundan sonra Sur’a Şehit Delil ve Şehit Mazlum alanı denilsin, orası onların mekanıydı” diye konuştu. 

Dini vecibelerin ardından ‘Şehîd namirin’ Suriçi’ne bin selam’ sloganları ve zılgıtlarla getirilen Oran ve Seviktek’in cenazesi yine sloganlar eşliğinde defnedildi. Defin işlemi ardından konuşan DBP İl Eşbaşkanı Ali Şimşek, “Bir ay boyunca cenazelerimiz karda yağmurda tutup işkence edenler bunu unutmasınlar; çünkü biz bu zulmü hiçbir zaman unutmayacağız” diye konuştu. 


Ölülerine değil dirilerine sarılın

Törende konuşan İsa Oran’ın babası Mehmet Oran ise  çocuklarının yürüttüğü mücadelenin özgürlük ile sonuçlanacağını belirterek, şunları söyledi: “Özgürlüğü bize Sur’da ve diğer bölgelerde göğüslerini toplara ve tanklara siper eden gençlerimiz getirecektir. Bunu Davutoğlu ve Ensarioğlu gibiler de görecektir. Çocuklarımızın ve yoldaşlarımızın cenazelerine değil dirilerine sarılalım. Sur düşmedi ve biz destek verirsek hiçbir zaman düşmeyecek. Unutmayın bizim yaşamımız direnenlerin yaşamına bağlıdır.”


Devlet onlardan korkuyor

Mesut Seviktek’in ağabeyi İhsan Seviktek de devletin cenazelere bile zulmettiğini hatırlatarak, “Çocuklarımızın cenazelerinden bile korktular bu yüzden o cenazeleri bize teslim etmediler. Kürdistan’daki annelerden tek ricam var; bundan sonra doğacak çocuklarına Delil ve Mazlum ismini koysunlar. Devlet bu topraklara Deliller’in ve Mazlumlar’ın özgürlüğü getireceğini bildiği için onlardan korkuyor” diye konuştu. 
 


Birlikte uğurlandılar

Cizre’deki saldırılarda katledilen Ahmet Tunç, Mehmet Kaplan ve Cizre Belediyesi Meclis üyesi Abdulhamit Poçal ise abluka nedeniyle Şırnak’ta son yolculuklarına uğurlandı. Şırnak Devlet Hastanesi’nde yapılan otopsi işlemlerinin ardından binlerce kişi, sarı-kırmızı-yeşil bayraklara sarılı tabutları omuzlayarak Bahçelievler Mahallesi’ndeki Nalaro Mezarlığı’na doğru yürüyüşe geçti. 

Yürüyüş ardından mezarlıktaki törende söz alan HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü, “Bu vahşeti uygulayanlar bilsin ki bugün kıştır ama yarın bahardır. Botan’ın evlatlarının direnişi devam edecektir” dedi. Encü’nün ardından Mehmet Kaplan’ın annesi Ayşe Kaplan söz aldı. Kaplan, “Kanımızın son damlasına kadar şehidimizin yolundayız. Bu benim ilk şehidim değil. Kürt halkının başı sağolsun. Başkanımız Abdullah Öcalan’ın başı sağ olsun. Bilsin ki onun davasının takipçisiyiz” diye konuştu.  


Babamın mücadelesini sürdüreceğim

Abdulhamit Poçal’ın ağabeyi Hüseyin Poçal da kardeşinin tüm Kürt halkının şehidi olduğunu vurgularken, Tunç’un oğlu Adem Tunç, tüm saldırılara rağmen babasının toprağını terk etmediğini belirterek, “Babam da bilsin babamı katledenler de bilsin, babamın mücadelesini sürdüreceğim” diye konuştu. 
Konuşmaların ardından Kaplan, Poçal ve Tunç, şehit direnişçilerin yanına defnedildi. 

Cizre’de devlet güçlerince vurulan ve AİHM tarafından hastaneye kaldırılması için tedbir kararı olmasına rağmen kaldırılmadığı için yaşamını yitiren Serhat Altun, Van Erciş’te; Serhat Altun’un cenazesi ve yaralıları almak için gittiği mahallede vurularak yaşamını yitiren Selman Erdoğan ise Güçlükonak’ta son yolculuklarına uğurlandı. 


 HABER MERKEZİ






Mizgin Silvan’a götürüldü



Sur’daki yasak ilanı ardından Şex Said Meydanı’nda polislerce öldürülen kadının Mizgin Koçyiğit olduğu kesinleşti. Koçyiğit, Silvan’da ikinci kez toprağa verildi. 
Amed’de Şêx Said Meydanı’nda 2 Aralık 2015 tarihinde polislerce katledilen ve isminin Güler Eroğlu olduğu açıklanan genç kadın Batman’ın Dereköy köyünde defnedilmişti. Daha sonra cenazenin Mizgin Koçyiğit’e (Ruken Amed) ait olduğunun öğrenilmesi üzerine ailesi harekete geçerek kan örneği vermiş ve kimlik tespitinin yapılmasını istemişti. Kan örneğinin uyuşması üzerine Koçyiğit’in cenazesi Dereköy’den alınarak Silvan’a bağlı Şêrellî (Dağarcık) köyüne götürülerek defnedildi. 

Köy girişinde kızının cenazesini karşılayan ve ağıtlar yakan anne Hatun Koçyiğit, “Kızım Kürdistan’ın gelinidir. Allah bu şerefi herkese vermez. Bana ve aileme verdi. Kızım Kürdistan’ın şehididir” dedi. Sarı, kırmızı ve yeşil flamalara sarılı cenaze, kadınlar tarafından “Şehîd namirin” sloganı ve zılgıtlarla mezarlığa kadar omuzlarda taşındı. Koçyiğit’in cenazesi zılgıtlarla toprağa verildi.

Törende konuşan anne Hatun Koçyiğit, “Bu kadar savaştan sonra artık aramızdaki hain Kürtler, kendilerini düzeltsin” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlaması için Türkçe konuşacağını ifade eden baba Mehmet Koçyiğit ise Erdoğan’ın “Tek dil, tek devlet, tek bayrak” sözünü hatırlatarak, “Çanakkale savaşında neden tek dil, tek bayrak ve tek devlet demiyorlardı?” diye sordu. Konuşmasının devamında “Günü gelecek Erdoğan’da gidecek. Kimyasal silahlarla binlerce Kürt halkını katleden Saddam Hüseyin gibi o da gidecek. Biz inanıyoruz ki Saddam Hüseyin’in başına neler geldiyse Erdoğan’ın başına da gelecek” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından kitle, taziyelerin kabul edildiği Heremo (Çığyatağı) Köyü’ne geçti.  


 DİHA/AMED