Bacini, 19'uncu yüzyılda Botan'dan Müslüman Kürtlerin baskısı sonucu sürgün yollarına düşen Êzîdîlerin yerleştikleri bir köy. Bacini Êzîdîlerinin hikayesi bundan 85 yıl önce kaçakçılara ait bir deve kervanını soygunla başlar. Yakın akraba olan Haynokî, Nasirkî ve Botokîler o gün bugündür kan davalı.
Şêx Said İsyanı'na katıldı
1929'de başlayan kan davasında Botokîlîler tarafından öldürülen Haynokî aşiret lideri Şibri Ağa'nın farklı bir hikayesi daha var. Şibri Ağa, Şêx Said İsyanı'na katıldığı için 1927'de Haco Ağa ile birlikte tutuklanır. İstiklal Mahkemeleri Şibri Ağa'ya idam cezası verir. Elazığ'da bir yıl tutuklu alan Şibri Ağa devlete verilen 'bir torba altın' rüşvet karşılığı idamdan kurtulur. Davanın son bulması için 1950'li yıllarda Şêx Fakir Teme devreye girer, barış olur. Bielefeld’de yaşayan Ferhan Acar'a göre bir gece Mehmet, Sabri'nin evine 'hırsız' olarak girer. Gece karanlığında Sabri, Mehmet'i tüfekle yaralar. Mehmet'in akrabaları bu kez Sabri'nin yeğenini vururlar ve kan davası yeniden başlar. Tüm bunlara devletin hiçbir müdahalesi olmadığı gibi, ''Bunlar Êzîdî'dir, dinden çıkmışlardır'' diyerek kışkırtır.
Koruculuğu kabul etmediler
1990'lı yıllara gelindiğinde, devlet Bacinilere korucu olmaları için baskı yapar. 1992'de aynı köyden Ali Ağırman kontralar tarafından katledilir, cenazesi Midyat'ın girişine bırakılır. Baciniler koruculuğu kabul etmezler. Bunun üzerine köy boşaltılır. Bir yandan kan davası bir yandan köy korucularının baskıları sonucu Bacinliler Avrupa'ya sürgüne çıkarlar. Bilefeld ve Osnaburck kentlerine yerleşen Baciniler kan davalarını da beraberinde Almanya'ya getirirler. Birbirlerinden onlarca kişi öldürürler, gençler onlar yıl hapislerde yatar.
Kan davasının son bulması için 20 yıldır Kürt Özgürlük Hareketi'nin süren girişimleri nihayet barışla sona erdi.
İSMET KAYHAN