Demir Çelik'in "Özgürlüğünde Kaldı Gözlerim" adlı iki ciltlik romanı, daha çıktığı ilk günde soruşturmalık olmuştu. Yazar, uzun hayat deneyimini eserine yansıtmıştır. Romanın kurgusu 1966 Varto depremi ile başlıyor, farklı hikayeler iç içe işleniyor. Romanın uzun kurgusu bazen birbirini tamamlamama ya da boşlukta kalma durumuna neden olmuş. Dil akıcı olmasına rağmen anlatılan tema oldukça yavaş ve durağan.
Varto’ya bağlı Badan köyü, Kürt-Alevi inancına sahip insanların oturduğu bir yer. Depremde ciddi hasar görmesine rağmen insanlar köyü terk etmemiş ancak gençlerin çoğu çalışmak amacıyla Almanya’ya gitmişlerdir. Depremin yıkıcılığı, insanların doğa karşısındaki çaresizliği romanda yalın bir dille anlatılıyor. O dönemde devletin halka yaklaşımı ile günümüzdeki yaklaşımının pek değişmediğini de gösteriyor.

50 yıllık değişim

Romanda birçok karakter olmasına rağmen, asıl karakter Murt’tur. Yazar, Murt’un hayatını anlatırken aslında 50 yıllık değişimini anlatır. Romanda 68 kuşağını; o dönemin öğrenci ve devrimci hareketlerini, gecekondu semtlerini, solcularla  faşistlerin kavgalarını da anlatır. Bir yandan uzun soluklu romanı okurken, birden kendinizi Badan köyünde tarla biçerken diğer yanda da Ankara’nın sisli soğuk havasında bir öğrenci evinde ideolojik tartışma içinde de görebilirsiniz.
Romanın ikinci bölümü ise 1980’ler sonrasında gelişen Kürt Özgürlük Hareketi'nin ve onun toplum üzerindeki etkilerini ele almış. Temel karakter olan Murt’un ablası Dilber’in köylerine gelen gerillalarla tanışması ve akabinde gözaltılar, işkencelerle dolu bir yaşam. Dilber baskılar karşısında yönünü özgür dağlara verir. O artık özgürlüğü dağlarda arayan Bêrîvan'dır. Bêrîvan artık gördükleri karşısında ikilemleri çok çabuk aşan bir özgür kadındır. Roman, bundan sonrasında özgür dağ havasını anlatıyor. Derin vadileri, kışın ayazını, baharda açan çiçeklerin güzelliği yansımış satır aralarına... Kürt toplumundaki çelişkileri, ihaneti, fedakarlığı ayrı ayrı ele alıyor yazar.

ERDOÐAN ZAMUR