Rojda Aydın / JİNNEWS/ŞIRNAK
Bafid veya Cezere-i İbni Ömer Köprüsü, asırların tahribatına rağmen harabeleri ile günümüze kadar ulaşabilmiş bir ‘hasret’ köprüsüdür. Kaynaklar eskiden Cizre şehrinin Dicle Nehri’nin kolları ile üç yönden çevrili olduğunu ifade ediyor. Dicle kıyısında bir ada konumu ile Cizre bir köprüler şehri olmuştur. Bu köprülerin en eskisi olan Bafid Köprüsü, doğuyu batıya, Cizre’yi Mezopotamya’ya diğer bir ifade ile Karda’yı Zabda’ya bağlayan ana geçit olarak yapılır. Maurice Sartre Romalıların ulaşım ağlarından bahsederken en çok köprünün Severan döneminde yapıldığını kaydeder.
Asırlar boyu Dicle Nehri’ni geçmek isteyen Pers imparatorluk orduları stratejik olarak buradan, bu köprüden geçmeyi tercih ettiler. Köprü esas olarak IV. yüzyılda önem kazandı. Bu yüzyılda Bezabde, Roma ile Sasaniler arasında bir sınır kenti oldu. Hem Şahpur’un hem Constantius’un hücumlarına uğradı. Dicle’nin doğusuna Sasaniler hakim olurken batısına Romalılar hakimdi. Birçok kaynakta Bafid Köprüsü’nün önce Romalılar tarafından inşa edildiğine dair işaretler yer alır. Suriye (Amadiye) halkı tarafından, “Cisr el-Romanî”(Roma Köprüsü) adıyla anılmakta.
Kaynaklar Pers İmparatorluğu’nun doğu, Roma İmparatorluğu’nun batı sınırı olmasından ve daha önce Dicle Nehri’nin doğusunda bulunmasından hareketle Bafid Köprüsü’nün esasen Sasaniler tarafından inşa edildiğini ifade etmektedir.
Nuh ve oğlu Yafes’i yad etmek için
Cizre ve Kuzey Suriye, sınırları arasında bulunan bu tarihi köprüyü Rojava halkı “Cisr el-Romanî” olarak tanır. Köprüye ait olduğu sıkça tekrarlanan “Yafes” ismi ise eski bir geçmişe sahip değildir. Türk devleti daha sonra her köye Türkçe yeni isim verdi. Köprü karşısında bulunan “Keserdela” Köyü’ne de Hz. Nuh ve oğlu Yafes’i yad etmek için Yafes ismi verildi. Halk arasında yaygın bir inanışla öteden beri köprü üzerinde on iki burç bulunduğu rivayet edilir.
Ziyaret edilemeyen tarihi köprü
Bafid Köprüsü şu an Derik kentine bağlı Endiwer ilçe sınırlarında. Önceleri Osmanlı-Türkiye toprakları içinde bulunan köprü harabeleri, coğrafi erozyon sonucu Dicle Nehri macerasının yatak değiştirmesinden dolayı bugün Rojava toprakları içinde kalmıştır. Nehrin yönü Cizre’ye doğru olmuş olsaydı köprü bugün Kuzey Kürdistan sınırları içerisinde yer alacaktı. Suriye ve Türkiye arasındaki gerilimden dolayı ne buradan ne de Rojava’dan insanlar köprüyü ziyaret edebiliyor. Kaderine terk edilen köprü şimdi yıkımla karşı karşıya.