
BDP’li vekillerin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 10 aydır devam eden ağırlaştırılmış tecride ilişkin dün Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüşme yapması bekleniyordu. Görüşme gerçekleşmeyince BDP’li milletvekilleri, Öcalan’ın avukatları ve insan hakları savunucularıyla birlikte Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Bingöl Milletvekili İdris Baluken, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İHD Eski Genel Başkanı Hüsnü Öndül, MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban, Av. Cabbar Leygara, Av. Feridun Çelik, Av. Mazlum Dinç ve Av. Cüneyt Caniş katıldı.
Bakan yoğunmuş!
Açıklama öncesinde BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, insan hakları savunucuları ve avukatlardan oluşan bir heyetle Bakan Ergin’den randevu talep ettiklerini, bu talebin “Bakanın yoğun komisyon çalışmaları“ gerekçesiyle başka bir zamana ertelendiğini belirtti. Buldan, önümüzdeki günlerde randevu talebini tekrarlayacaklarını da sözlerine ekledi.
43 haftadır görüşme yok
Açıklamayı Asrın Hukuk Bürosu avukatları adına Av. Cüneyt Caniş yaptı. Öcalan’ın 13 yıldır tutulduğu İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 1 yıla yakın bir süredir avukatları ve ailesiyle olağan görüşmelerini yapamadığına dikkat çeken Caniş, “Yapmış olduğumuz tüm başvurular geri çevrilmektedir. Sağlık durumundan hiçbir şekilde haber alamıyoruz” dedi.
Sağlık durumunun bir an önce kamuoyu ile paylaşılması ve İmralı Cezaevi’nin kapılarının tarafsız sağlık heyetlerine açılmasını isteyen Caniş, 10 aydır devam eden ağırlaştırılmış tecridin hukukla izah edilecek bir yönünün olmadığının altını çizdi.
Kürt sorunu çıkmaza sokuldu
Av. Caniş, Öcalan için milyonlarca insanın “siyasi irademdir” diye imza topladığını, bu imzaların Meclis’te olduğunu anımsattı. Öcalan’a uygulanan tecridin kamuoyunda ciddi tepki uyandırdığını ve Kürt sorununda çözümsüzlüğü derinleştirdiğini ifade eden Caniş, “AKP hükümetinin Kürt sorununu nasıl bir çıkmaza soktuğu, her gün gelen cenazeler ile ortadadır” dedi.
Bütün analar ağlıyor
Hükümetin “Analar ağlamasın” siyasetinin bugün geldiği noktanın bütün anaların ağlaması olduğunun altını çizen Caniş, “27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana süren görüş yasağı ile başlayan ve 22 Kasım 2011’de Asrın Hukuk Bürosu baskınıyla devam eden, Sayın Öcalan’ın neredeyse bütün avukatlarının gözaltına alınıp tutuklanmasıyla neticelenen baskı uygulamaları, Sayın Öcalan şahsında girişilen bir özel savaş uygulamasını ifade etmektedir. Ülkenin kaderi üzerinde oynayacağı pozitif rol herkesçe kabul edilen bir siyasal şahsiyetin bu derece baskı altında tutulması ve izole edilmeye çalışılmasının ülkemize ve halklarımıza kazandıracağı bir şey yoktur” dedi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sıradan bir hükümlü olmadığının da altını çizen Çaniş, Öcalan’ın Türkiye’nin geleceği konusunda temel ve vazgeçilmez bir aktör olduğuna işaret etti.
Öcalan’ın rolünü yok görmenin veya yok saymanın tarihsel bir sorumsuzluk örneği olduğunu söyleyen Caniş, “Her geçen gün daha da derinleşen çatışmalı ortamın son bulması ve halklarımızın ortak ve özgür yarınları için Sayın Öcalan’ın rolünü oynayacağı koşullar bir an önce daha fazla zaman kaybedilmeden yaratılmalıdır. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit ve izolasyon uygulamalarından biran önce vazgeçilmelidir” çağrısında bulundu.
Hükümete barış ve müzakere çağrısı
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın avukatları olarak Adalet Bakanlığı şahsında hükümete tarihi barış ve müzakere çağrısını yapmayı gerek mesleki, gerekse de insani sorumluluklarının bir gereği olarak gördüklerini belirten Caniş, devamla şunları belirtti: “Savaşın son bulması için Sayın Öcalan üzerindeki tecridin bir an önce kaldırılması ve başta sağlık koşulları olmak üzere acil barış ve demokrasi çalışmalarına aktif katılım gösterip tarihsel rolünü oynayabilmesi için gerekli koşulların bir an önce oluşturulması gerekmektedir. Bu, vatandaşlarına karşı sorumluluk hisseden bütün siyasal yapıların temel görevidir. Savaş politikaları sonucunda kaybeden olan Türkiye haklarıyken, barış ikliminde kazanacak olan yine halklarımız ve insanlık onuru olacaktır. “
Caniş’in ardından konuşan heyet üyeleri de, Öcalan üzerindeki tecride bir an önce son verilmesini istedi.
ANKARA