Müzisyen Kemal Dinç’in solo bağlama için yazılmış çağdaş deneysel eserlerden oluşan „Bağlama için denemeler“ adlı çalışması 1 Ağustos’ta Kalan Müzik’ten çıkıyor. CD ve DVD formatında çıkacak olan çalışmada, tüm eserler Dinç’e ait. İki yıllık hazırlık süreci ardından doğan çalışmadaki eserler, bağlamanın gerek icra tekniği, gerek bağlama literatürü açısından farklılıklar arzediyor. Özellikle denemelerin I-IV serisinde bağlama icra geleneğinin dışını çıkılmış. Albümdeki dört eser klasik çalım teknikleri ile icra edilirken, dört eser ise daha çok deneme tarzında. Albümün DVD formatı için akustik olmasından dolayı kilise tercih edilmiş. Albümdeki eserlerin notasyonları ise, Pan ve Shott yayıncılık tarafından yayınlanıyor.
Albümüne ilişkin görüştüğümüz müzisyen Kemal Dinç, çalışmanın özünü, bağlamanın gizli, efektif seslerini ortaya çıkarma denemesi olarak yorumluyor.

Denemeler soruların etkisidir

Çıkacak albümüne ilişkin görüştüğümüz Kemal Dinç, bu çalışmanın genişçe düşünülen projenin ilk bölümü sayılabileceğini söylüyor. Denemeler’in odaklandığı kimi soruların etkilerini yansıttığını belirten Kemal Dinç, şöyle devam ediyor: „Bu soruların da ayrıca bir cevabı olmadığını düşündüğümde açmazlık duygusunun, anlamsızlığın bu kompozisyonların diğer kısmını oluşturduğunu sezebiliyorum. Çözümleyici bir histen daha çok huzur ile çatışıklığın iç içeliği var eserlerimde. Delilik örneğin, etkilendiğim bir konu. Ortaçağ delileri ile modern-sanayi dönemi delileri arasında farklılıklar var. Deliler ve terbiye edilmemiş hayvanların olmadığı sokaklar ne kadar güvenliyse, uyumsuzluğumuzu o kadar kaybetmişiz demektir. Uyumsuzluğa ve düzensizliğe de ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.“

Ritim duygusunu ‘deli’den öğrendim
Dinç, ‘Denemeler’ adlı albümünde üzerine çokça yoğunlaştığını söylediği delilikle ilgili eserler de olduğunu belirtiyor. Ritim duygusunu da Şükrü adlı bir ‘deli’den öğrendiğini şöyle anlatıyor: „Ortaçağ delilerinin kafatasları delinerek sağaltılmaya çalışılıyor veya gemilerle götürülüp denize atılıyordu. Kimileri ise deliliğin şeytanı barındırdığı düşünülerek onları hapsedip işgencelerden geçiriyordu. Bugün ise kapalı hastanelerdeler. Tedavi yöntemlerinin de doğruluğu şüphe götürür cinsten bence. Bir kaç arkadaşla deliler üzerine çalışmaya karar vermiş, hatta bir belgesel olabilir düşüncesiyle bir kaç çekim de yaptık. Bizim mahallenin de iki delisi vardı, Cemal ile Şükrü. Ritim duygusunu Şükrü’den öğrendim diyebilirim, iyi bir davulcuydu. Masa kenarlarına ritimler vurur, bana da tekrar ettirirdi. Delilerin türlü ve ilginç hikayeleri var. Beyoğlu’nda da bir delimiz var ve Yeşilçam sokağında volta atar hep. Onun kontrolsüz el kol hareketlerini izlemekten kendimi alamam her defasında. 12 Eylül işkencehanelerinden kalma diyorlar.“

Düşünülmüşten çok refleksleri yansıtıyor
Dinç’in dikkatini öngörülebilirlik ve nedenselliğin daha az hissedildiği eserler çekiyor. „Müzikteki monarşinin, merkeziyetçiliğin ideal toplum modelleriyle yakından ilişkisi var. Travmatik bir sanat anlayışıyla geleneksel anlayış arasında bocalayan biriymişim gibi algılıyorum kendimi“ diyen Dinç, Denemeler adlı albümünde düşünülmüşten çok refleksleri yansıttığını dile getiriyor.
Denemeler diğer anlamıyla bir karşı çıkış hissi uyandırıyor. Bu konuya ilişkin ise şu açıklamayı getiriyor Dinç: „Çoğunluklar arasında kendimi bulamıyorum aslında, rahat olamıyorum. Yalnızken maskeler düşüyor ve ne söylense, ne yapılsa daha samimi duruyor. Gecenin sessiz ve karanlığı ile uyanıklığın zindeliği arasında gidip gelen ruhlar, zamansızlığı duyumsayış, maddelerin soyutlanışı aynı anda varlar. Bu hallerin belki de farkında olmadan sesleri var ‘Denemeler’de. Bu, belki de bir karşı çıkış.“
Kemal Dinç, gelecek yıl için Almanya ve Türkiye’de sahnelenmek üzere bir „Bağlama konçertosu“ üzerinde çalışıyor. Diğer projeleri ise; Denemeler’in ikincisi, Halk müziği için Düzenlemeler ve Diziler adlı metot içerikli kitap hazırlamak.

Doğu müzikleri tek çatıda buluşmalı

Müzisyen Kemal Dinç, Kürt ve doğu müziklerine ilişkin de görüş belirtiyor. Folklor alanında toplanan arşivler incelendiğinde Kürt ve diğer halkların müziğinde kader ayrışımları görüleceğini dile getiren Dinç, tüm doğu müziklerinin aynı çatıda buluşabileceğini anlatıyor: „Kürt müziği hem Osmanlı hem de Anadolu müziğini besleyen bir kaynak olmuştur. Artık Kürt ve diğer halkların konservatuarlara hatta tüm resmi sanat ve yayın kurumlarına kendi dilini dayatma hakkına sahip olduğu düşüncesindeyim. Doğu müziklerinin ve dillerinin buluştuğu bir konservatuarın gerekliliğinden bahsediyorum. Mevcut konservatuarlarda Türk dilleri dışında repertuar geçilmiyor. Ne kadar kültür varsa o kadar kürsüsü olup, yan yana iç içe, arşiviyle kadrosuyla bir çatı altında buluşabilir. Benim de eğitim görevlisi olduğum Rotterdam Dünya Müziği Konservatuvarı böyle bir içeriğe sahip, ama kapasite ve olanakları oldukça sınırlı. Bu fikrin halk müziklerinin gelişmesi, olumlu yönde değişebilmesi açısından önemsiz olmadığını düşünüyorum.“

Kemal Dinç kimdir?
Kemal Dinç 1970 yılında İstanbul’da doğdu. İlk müzik deneyimini, öğrenim gördüğü Türkan Şoray İlkokulu’nun bando ekibinde trampetçi olarak edindi. 1980’de Almanya’ya göç etti ve aynı yıllarda bağlama çalmayı otodidaktik olarak öğrendi. Sulzbach-Rosenberg Müzik Meslek Lisesi’nde gördüğü genel müzik eğitiminin ardından Leipzig Felix Mendelssohn Müzik-Tiyatro Yüksekokulu Klasik Gitar Bölümü’nde Carlo Marchione ile çalıştı. Gitar ve oda orkestrası için bestelenen „Concerto di Berlinbul“ adlı eseri, Carlo Domeniconi’yle beraber seslendirdi. Armos, Bourdun ve Drama adında müzik topluluklarıyla çalışarak birçok ülkede „Nazım Hikmet“, „Don Kişot“ konulu tiyatro oyunlarına müzik yaptı. 2006’da ilk solo albumü „Lir ve Ateş“yayınlandı (Kalan müzik). 2005 yılından bu yana Rotterdam/Codarts Konservatuvarı Bağlama Bölümü’nde eğitim görevlisi ve sanat danışmanı olarak çalışıyor. 


BİRGÜL ROAVA