
Artvin ve Kürdistan direnişinin ortaklaşması gerektiğini söyleyen Laz gençleri, baharda Cerrattepe ve Cizre için enternasyonal bir ruh yaratılması gerektiğini ifade ederek, “Havva Ana’nın çığlığı ile hendeklerin arkasında direnen kadınların çığlığı birbiriyle kucaklaşmalıdır” dedi.
AKP, Kürdistan’da özyönetim direnişlerini bahane ederek, Kürt halkına yönelik gerçekleştirdiği katliam ve kuşatma politikalarına devam ederken, Artvin Cerattepe’de ise doğa katliamına imza atıyor. Kuzey Kürdistan’da halk kurduğu hendeklerle, Artvin’deki halk da barikatlarla devlet terörüne geçit vermiyor. İstanbul’da yaşayan Laz gençleri, Artvin ve Kuzey Kürdistan direnişine sahip çıkarak, direniş ortaklığını ve devlet terörünü değerlendirdi.
İktidarın, muhaliflerin birleştiği andan itibaren ses alamayacağını, boğazında birçok elin olacağından dolayı korktuğunu belirten Laz yurttaş Canan Özyılmaz, “Çünkü bu topraklarda canı yanan, bedel ödeyen, katledilen, tecavüze uğrayan o kadar insan topluluğu var ki, bunlar iktidar için bir tehlike yaratıyor” dedi. Sur, Suruç, Diyarbakır ve Ankara’daki patlamalar gibi Cizre’de yapılanların da sindirme politikası olduğunu belirten Özyılmaz, çözümün ise direnişlerin birleşmesi, direnişlerin aynı sese, aynı renge dönüşebilmesi olduğunu söyledi.
‘Kürt halkı örnek alınmalı’
Kürdistan ve Cerrattepe’de hükümete karşı bir direnişin olduğuna dikkat çeken Özyılmaz, “Karadeniz’in Gezi’si diyorum Cerrattepe’ye, sadece bir kıvılcımdır. Cizre ve Kürdistan’ı bu konunun içine koymak istemiyorum. Çünkü direnerek büyüdü Kürt halkı. Bedel ödemeyi barındırır direniş, bedel ödenmedikçe bir kazanım elde edilmez. Bu bedelin en büyüğünü bu coğrafyalarda Kürdistan’dır” dedi. Direnişin öğretilebilir olduğunu ifade eden Özyılmaz, “Bütün halklara, bütün direnişlere örnek olabilecek, şiar getirebilecek olan, Kürt halkının direnişlerini örnek alabilmektir” vurgusu yaptı.
“Karadeniz’in elindeki en büyük varlığı doğasıdır. Çünkü doğasını kaybederse dilini de kaybedecektir. Bunu en iyi de Kürt halkı bilir” diyen Özyılmaz, Kürt halkına da direnmeyi öğretenin, karşı karşıya kaldığı baskılar olduğunu söyledi. Kürt halkının Cerrattepe’yi anladığını ifade eden Özyılmaz, “Direnişler sahiplenmelidir. Havva Ana’nın çığlığıyla, hendeklerin arkasında direnen kadınların çığlığı birbiriyle kucaklaşmalıdır. Doğa’daki katledilişle, Cizre’deki katlediliş birbirini kucaklaşmalı. Ezilenler olarak el birliğiyle, ortak şiarla da buluşmalıyız” şeklinde konuştu.
‘Artvin ikinci Gezi’sini yaşıyor’
İktidar yapısı gereği muhalif seslerden korktuğunu belirten Laz yurttaş Adnan Avcı Bucaklişi, “Baltayı taşa vurdular. Artvin’deki direniş, Sur, Cizre, İdil ve Nusaybin’deki direnişle paralel bir zamanda başladığından dolayı da gündemi değiştirdi” dedi. Bu direnişlerin ortaklaşması gerektiğini belirten Bucaklişi, insana, doğaya ve tüm canlı yaşamına sistematik olarak saldıran bir devlete karşı ortaklaşma vurgusu yaptı.
“Artvin ikinci Gezi’sini yaşıyor” diyen Bucaklişi, “Kazandığı direniş kültürü ve o bilinç dönüşümünü hiç kaybetmeden direniş tarihine önemli bir ivme kazandıracaktır” dedi.
“Cerrattepe’ye kışın saldırmaları tesadüf değildir” diyen Bucaklişi, bu saldırının baharda olması, direnişi iki kat daha da artıracağına dikkat çekti. Çok geç olmadan herkesin bulunduğu yerde ses çıkartması gerektiğini belirten Bucaklişi, “Çok karamsar bir kış geçirdik. Bu baharda hem Kürdistan’da hem Karadeniz’de şüphesiz bu saldırılara karşı bir cevapla, bir direnişle geçecektir” diye konuştu.
‘Enternasyonal bir ruh yaratılmalı’
Bucaklişi, son olarak şunları vurguladı: “Bu baharda Cerrattepe ve Cizre için enternasyonal bir ruh yaratılmalıdır. Karşımızdaki iktidar artık bizi buna fazlasıyla zorladı. Artvin’den Sur’a, Cizre’den İzmir’e, İstanbul’dan Van’a ya bunu yaratacağız ya da yok olacağız. Ya kendi küçük gettolarımıza kapanıp, kendimiz çalan kendimiz söyleyen hatta oralarda ki küçük yaşam alanlarında var olamayan birimlere dönüşeceğiz ya da bu görkemli erternasyonalist direnişi yaratacağız.”
DİHA/İSTANBUL