
Almanya'nın 16 eyaletinin içişleri bakanı, 195. İçişleri Bakanları Konferansı'nda buluştu ve konferansta bir dizi önmeli karar aldı.
30 Mayıs'ta Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti'ne bağlı Göhren-Lebbin kentinde toplanan 195. İçişleri Bakanları Konferansı, 30 Mayıs'ta başladı ve 3 gün sürdü. Konferansın temel gündemleri arasında son günlerde gündeme gelen İslami Selefi hareketi, rock grupları, futbol maçlarındaki holigan gruplar, toplu taşıma araçlarında alkolün yasaklanması gibi konular vardı. İçişleri Bakanları Konferansı'nda alınan kararlar, Almanya'da göçmenler ve dini azınlıkları da etkileyecek gibi görünüyor. Kararlardan bazıları şunlar:
Selefilere karşı etkili önlemler
Selefilere yönelik daha etkili mücadele, İçişleri Bakanları Konferansı'nın en önemli gündem maddeleri arasındaydı. Selefiler, Almanya'da geçtiğimiz günlerde özellikle Nordrhein Westfalen (NRW) Eyaleti'nde, Pro Köln gibi aşırı sağcı örgütlerle çatışmış, bu olaylar Alman basında günlerce yer almıştı.
Konferans'ta İçişleri Bakanları, Selefilerin kamuoyunu yaptıkları vaazlerle şiddete yönelttiklerini, bu karşı ise sert tedbirlerin alınması gerektiğini dile getirdi. Bu konu hakkında görevlendirmeye de gidildi. Aşağı Saksonya Eyaleti'ne bu konuda hukuki alt zeminin araştırılması görevi verildi. Selefilere yönelik uygulamalar, ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel hakları yakından ilgilendiriyor.
Almanya Anayasası'nın 18. maddesi ifade ve örgütlenme özgürlüğünün hangi durumlarda kısıtlanacağını belirtiyor. 18.maddede "Toplanma, basın, eğitim, özgütlenme ve ifade özgürlüğü özgür ve demokratik toplumun temellerini değiştirmek için kullanılamaz" deniliyor. Bu maddeye dayanarak, Selefilerin ifade ve örgütlenme hakları ellerinden alınabilir mi? İşte, Aşağı Saksonya Eyaleti daha çok bu konunun hukuki zeminini araştıracak.
Almanya Anayasa Koruma Federal Dairesi'nin verilerine göre bugün Almanya'da 3 bin 800 Selefi yaşıyor. Selefilerin temel haklarının ellerinden alınması Almanya'da daha farklı tartışmaları da birlikte getirecek gibi görünüyor.
Sınırdışılar artacak
Selefiler hakkında alınan bir diğer karar da 'Radikal İslamcı' listesine alınmış olan kökten dinci gruplara mensup kişilerin hızlı biçimde sınırdışı edilmeleri.
Selefilerin kurumlarını yasaklamak ve Alman vatandaşlığı statüsünde olmayan Selefilerin sınırdışı edilmelerinin en kısa zamanda karara bağlanması gerektiğini dile getiren Federal Içişler Bakanı Hans-Peter Friedrich şunları söylüyor: "Selefi ve diğer İslamcı kesimler din özgürlüğüne dayanarak faaliyet yürütüyor. Bu durumun tekrar araştırılması gerekiyor. Toplanma, örgütlenme gibi bir çok hak yeniden gözden geçirilmelidir. Bizler Selefilerin demokrasi düşmanlıklarına karşı etkili şekilde mücadele etmeye ve bunun için bütün önlemleri almaya federal ve eyalet düzeyinde kararlıyız."
Bavyera Eyaleti'nin CSU'lu İçişleri Bakanı Joachim Herrmann ise, Selefileri "İslam dünyasının en tehlikeli ve en hoşgörüsüz gruplaşması" olarak niteledi. Anayasa'da garanti altına alınmış hakların bazı olaylar karşısında tekrardan tartışmaya açılması bazı tehlikelere de kapı aralayabilir. Hakların kısıtlanmasına dair yönelimler, belli bir dine karşı düşmanlığı da birlikte getirebilir. Ki, bu karara karşı belirli bir tepki de oluşuyor.
Saarland Eyaleti İçişleri Bakanı Monika Bachmann bu tutumu sert bir dille eleştiriyor ve şunları ifade ediyor: " Tüm imkanlar dahilinde Selefilerin agresif din propagandalarına ve din misyonerliklerine karşı mücadele edilmelidir. Genç insanların Selefiler tarafından ikna edilmesinin tehlikesi de hergün biraz daha artıyor. Ancak, Almanya'da yaşayan Müslümanların çoğunluğu Selefileri reddediyor. Ülkemizde beraber ve barış içinde yaşıyorlar. Bundan dolayı Müslüman vatandaşlarımıza karşı uygulanan ve genelleyen bir şüphe yanlıştır."
Toplu taşıma araçlarında alkol yasaklanıyor
Konferansta alınan kararla, bütün tren, tramvay, metro, otobüs ve benzeri kamu taşıma araçlarında bira, şarap, viski ve diğer alkollü içeceklerin bulundurulması ve tüketilmesi yasaklandı. Yasağın alkol tüketen yolcuların, diğer yolcuları rahatsız etmemeleri için alındığı belirtildi.
Otomobil hırsızlığına karşı önlemler
Konferans kararlar arasında Almanya'daki otomobil hırsızlığının önüne geçilmesini için daha etkili mücadele kararı da var. Özellikle Almanya'nın Polonya ve Çek Cumhuriyeti sınırlarında otomobil hırsızlığının arttığına dikkat çekildi. Sadece resmi veriler, 2011 yılında 35 bin 564 aracın çalındığını gösteriyor. Bu, 2007 rakamından yüzde 22.7'lik bir artışa tekabül ediyor. Alınan kararın gerekçesinde sadece Berlin Eyaleti'nde, araç hırsızlığının 2007 yılından bu yana yüzde 60'lık bir artış gösterdiği vurgulandı. Berlin'de 2011'de 4 bin 168 araç hırsızlığı resmi polis kayıtlarına geçmiş. İkinci sırayı ise Nordrhein Westfalen (NRW) Eyaleti, 4 bin araç hırsızlığı ile alırken, üçüncü sırayı ise bin 500 vaka ile Brandenburg Eyaleti alıyor.
İçişleri Bakanları Konferansı'nda bu duruma karşı sert bir tutum belirleneceğini açıkladı. Konu ile ilgili açıklama yapan CDU'lu Federal İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich, daha sert bir müdahale için komşu ülkelerle özel anlaşmalar imzalanabileceğini söyledi. Ayrıca, bu tür hırsızlıkların daha ağır cezalarla cezalandırılmasını istedi.
Rock grupları da takipte
195. İçişleri Bakanları Konfernası'nda Almanya'daki rock grupları da mercek altına alınıyor. Geçen hafta, Bottrop kentinde Banditos adlı rock grubunun bir üyesinin motosikletinin yanında silahla saldırıya uğraması, Konferans'a yansıdı. Bu grupların daha yakından takibi yönünde karar alındı. Berlin İçişleri Senatörü Frank Henkel de, geçtiğimiz günlerde 'Hell Angels-Cehennem Melekleri' isimli rock grubunun yasaklanması emrini vermişti.
Futbol'da şiddet tartışıldı
Almanya'da futbol müsabakalarında her geçen gün dozajı biraz daha artan şiddet konusu da İçişleri Bakanları Konferansı'nın gündemindeydi. Seyirciler arasındaki kavgalar konusunda futbol takımları ve federasyonlar ile bir araya gelmeyi planlayan Konferans katılımcıları, şiddet saldırıları esnasında oluşan maddi zararların artık vergi ödeyen vatandaşın değil, futbol federasyonların ve kurumların üstlenmesi gerektiğini altını çizdi. İçişleri Bakanları, federasyon ve futbol takımının yöneticileri ile önümüzdeki günlerde bir araya gelecek. Yine, stadyumların girişlerine vucüt tarayıcıların konulması tartışmaları da yapılıyor.
'Ganzkörperscanner' adı verilen bu tarayıcılar hakkında konuşan siyaset bilimcisi ve psikolog Martin Thein "Böyle saçma sapan yöntemlerin yerine, pedagojik ve psikolojik eğitimlere ağırlık verilmeli ve bunun için ağlar kurulmalıdır" dedi.
NİHAL BAYRAM / MAINZ