
Herkesin yapabilecekleri var
Avrupa’daki halkımızın sadece Siirt’e değil, Kürdistan’daki tüm belediyelere, halka sahip çıktığını/çıkacağını; çok küçük maddi fedakalarlıklarıyla çok büyük projelere imza atabileceğini kaydeden Bakırhan, önerilerine devam etti: “Bir kadın dayanışma evinin açılmasının, travma yaşayan Siirtli kadınlara ne kadar katkısı olur. Bunlar çok büyük maddi karşılığa ihtiyaç duyulan işler değil. Yine Siirtli Arap ve Kürt çocukların anadillerini öğrenmeleri için kreşler açılması, mekan sağlanması için katkılar yapılabilir. Siirtli çocuklar Avrupa’ya getirilebilir; buradaki Siirtli ailelerin çocukları memleketlerine gönderilebilir. Birbirleriyle tanışmaları sağlanabilir.”
Sizi acıtmalı, incitmeli
“Kentinize, halkınıza sahip çıkın” diye seslenen Bakırhan, çağrısını şöyle sürdürdü: “Kentiniz, halkınız, sizin kimliğiniz, onurunuz, şerefinizdir. Yoksul, çorapsız bir çocuk, sizi acıtmalı, incitmeli, vicdanınızı sızlatmalıdır. Panzer altında kalan bir çocuğu kendi çocuğunuz gibi hissederseniz, sorun çözülebilir. ‘Avrupa’dan kimi katkılarda bulunuyorum, yeterlidir’ demek, yalancı bir vicdan aldatması olur. Sadece Avrupa’daki kimi eylemlere, etkinliklere katılmak yetmez. Ülkeye, yöreye; halkına, yerel yönetimlerine sahip çıkmak gerekir. Orada yeni bir yaşam inşa ediyoruz. Kürdistan’daki belediyelerde tam bir devrim durumu söz konusudur. Devrimler, dışarıdan da her anlamda desteklerle daha güçlü temellere sahip olabilir.
İyi şeyler yapmak mümkün. Bunun koşulları var. 12 kentte belediyeyi kazanmak, önemli bir başarı; bunun devamını sağlamak ise hepimizin katkılarına bağlı. Devlet engelleri var; ama devlet demiyor ki, dayanışmayın, yardımlaşmayın. Kooperatifler, dayanışma evleri gibi kurumlar açma konusunda engelleyici olan devlet değil. Devlete kabul ettirilmiş statü olsa iyidir ama olmasa da engel değildir. Özyönetimin fiili olarak hayata geçirilebileceğini çok iyi biliyoruz. Bunu hayata geçirmek de bizim elimizdedir.”