Dünyanın pek çok ülkesinde alternatif enerji kaynakları arayışıyla HES projelerinden bir bir vazgeçerken Türkiye'de ise tam tersine bir politika izleyen AKP iktidarı, "güvenlik", "enerji" gibi gerekçelerle ancak özünde rant amacı yatan projelerle doğa ve insan katline devam ediyor. Kürdistan’ın pek çok yerleşim yerinde ya da yaşam alanında inşa edilen HES’ler, barajlar projesinden 18’i Siirt’te bulunuyor. Bunlardan bugüne kadar 2’si tamamlanırken 4’ünün yapım süreci devam ediyor. Tamamlanan barajlardan biri de Dicle Nehri’nin bir kolu olan Botan Çayı üzerine kurulu Alkumru Barajı ve Hidroelektrik Santrali. Yapımına başlandığı 2011 yılından bu yana kazaların ve ölümlerin göz göre göre yaşandığı baraj önceki gün de felaket getirdi. Baraj kapaklarının herhangi bir uyarı yapılmadan açılması sonucu Meydandere köyü çevresinde piknik yapan çok sayıda kişi suya kapıldı; 3’ü çocuk 6 kişi yaşamını yitirdi, 9 kişi yaralandı. Yaralılardan 3’ü yoğun bakımda tedavi altına alındı.


5'inin cenazesine ulaşıldı
Gece boyunca devam eden kurtarma çalışmaları sabaha doğru sonuç verirken, 5 kişinin cenazelerine ulaşıldı. Piknik yaptıkları sırada azgın baraj sularına kapılan Fikret Tente (36) ve Ahmet Tente (27) kardeşler ile Osman Parlaküşer, Semanur Parlaküşer (10) ve Betül Parlaküşer'in (8) cansız bedenlerine ulaşıldı. Suya kapılan Seval Parlaküşer'in için ise arama çalışmalarına dün de devam edildi. Cenazelerine ulaşılan yurttaşlar otopsileri yapıldıktan sonra dün Siirt'te toprağa verildi.

AKP'nin taşeronu
AKP’nin projelerinde yapı taşeronluğunu yapan firma olan Limak Holding’in inşa ettiği Alkumru Barajı'nın açılışına Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da katılmıştı. Üçüncü havalimanın da ortaklarında olan Limak Grubu’nun tamamlanan ve inşaat halinde 23 HES ve barajı var. Alkumru Barajı'nda yaşanan can kayıpları ise önceki gün yaşanan olayla sınırlı değil. Barajın inşaatı ve sonrasında yaşanan 7 farklı kazada 19 işçi yaralanmış, 3 işçi de hayatını kaybetmişti. İki yıl önce de bir baba ve oğul suya kapılmış ve hayatını kaybetmişti.

SİİRT




DBP: Sorumlusu hükümettir

DBP, Alkumru Barajı'nda yaşanan faciadan barajların yapımında görev alan firmalar kadar AKP Hükümeti'nin de sorumlu olduğunu belirtti.
DBP, Kürdistan ve Türkiye'de baraj ve HES'lere karşı yapılan eylemlere dikkat çekerek, "Ancak hükümet ve onun taşeronluğunu yapan firmalar halkın taleplerini göz ardı ederek mevcut barajların sayılarını arttırmış, yeni baraj yapımlarını en önemli hedefleri olarak ortaya koymuşlardır" dedi. Devlet yetkililerinin açıklamasında yaşamını yitiren kişilerin suçlandığı, ihmallerin gizlendiğine dikkat çekilen açıklamada, "AKP Hükümeti gerçekleştirdiği pratiklerle bir kez daha yurttaşların yaşamlarını yitirmesine sebep olmuştur. Barajların yapımında görev alan firmalar da en az AKP kadar yaşanan bu üzücü olayın sorumlusudurlar. AKP hükümetini bir kez daha, bir an önce mevcut baraj politikasından vazgeçmeye çağırıyoruz" dedi. DBP, yaşamını yitirenlerin ailelerine de başsağlığı diledi.

HDP Meclis’e taşıdı

HDP,  Alkumru Barajı'nda yaşanan faciayı Meclis gündemine taşıyarak şu sorulara yanıt istedi:

*  Valiliğin ifadesinde bile suyun baraj bendinden taşması değil, kapaklardan taşması mevzubahis edildiğine göre; teknik açıdan kapalı kapaklar açılmadan suyun sızması ya da akması mümkün müdür?
* Barajın kapaklarında herhangi bir arıza söz konusu mudur? Öyle ise bu arıza ne zaman tespit edilmiştir ve neden onarılmıştır?
* Kuraklığın ve ciddi su sıkıntısının yaşandığı bugünlerde ‘‘barajdan su taşması’’ nasıl açıklanabilir? Olayın gerçekleştiği sırada barajdaki su seviyesi ne kadardır?
* Baraj kapaklarında açma yoluna gidilmiş midir? Gidilmişse bu talimatı kim ve hangi sebeple vermiştir?
* Vatandaşların ilgili alanda piknik yaptığının baraj görevlileri tarafından bilinmemesi nasıl mümkün olabilir?

Protestolar dikkate alınsaydı!

Kuzey Ormanları Savunması'ndan Deniz Özgür, barajı yapan Limak isimli şirketin AKP ile yükselen bir şirket olduğuna dikkat çekerek, "AKP ve sermayesi, doğada canlı adına ne varsa savaş açmış durumdalar adeta" dedi.  Kürdistan'da baraj ve HES'lere karşı yapılan eylemlere işaret eden Öz, "İnsanlar barajların yapımına sadece devletin güvenlik algısını protesto ettikleri için çıkmadılar. Bu barajlar, aynı zamanda orada yaşayanların dinlendikleri, piknik yaptıkları, hayvanlarını otlattıkları doğal alanlarından çalınarak yapılmakta. Yasak bölge ne demek? İnsanların yıllardır kullandıkları alanları çeviriyorsun, baraj yapıyorsun hem de bölge insanına sormadan, sonra da o bölgeyi yasak ilan ediyorsun. Bu kabul edilemez" diye konuştu.
Orman Mühendisleri Odası eski Genel Başkanı Salih Sönmezışık da facianın büyük bir tedbirsizlik sonucu olduğuna dikkat çekerek, "Böyle bir devlet anlayışı mı olur, siz nasıl halka haber vermeden baraj kapaklarını açarsınız, birgün değil haftalar önceden haber verilmesi gerekirdi" dedi. Hükümetin yaşanan faciadan birincil dereceden sorumlu olduğunu kaydetti.