İsa Oran ve Mesut Seviktek, 23 Aralık 2015 tarihinde Sur’da katledildi. Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin öncülerinden iki kardeş olan Mazlum ve Delil Doğan’ın adlarını alarak mücadelelerinde de son nefeslerinde de yan yana olan 2 Kürt genci, Sur direnişiyle özdeşleşti. 

Sur’da 23 Aralık günü katledilen İsa Oran (Mazlum Amed) ve Mesut Seviktek’in (Delil Amed) cenazeleri haftalarca rehin tutuldu. Ailelerinin açlık grevi sonucunda 28 gün sonra cenazeleri alınabildi. 

Cenaze töreninde konuşan baba Mehmet Oran’ın “Çocuklarımızın ve yoldaşlarımızın cenazelerine değil dirilerine sarılalım. Sur düşmedi, biz destek verirsek hiçbir zaman düşmeyecek” sözü gibi arkadaşları da İsa’yı “O hendeklere birer taş koyarak O’nu yaşatacağız” diyor. 

Dokuz Eylül Üniversitesi Kimya Bölümü öğrencisi olan Bitlis Tatvan nüfusuna kayıtlı Oran, üniversite 2. sınıfta okurken tanıştığı Kürt özgürlük mücadelesiyle bu süre içinde kopmaz bir bağ geliştirerek, kısa zamanda gençlik alanında birçok çalışmaya katıldı. 


Özgürlük halayına duracağız

Oran Kürdistan’daki kuşatma başladığında ise, yüzünü öz yönetim alanlarına çevirerek YPS’ye katıldı. 

Oran’ın gençlik çalışmalarından mücadele arkadaşı olan Aynur Doğanay, yitirdiği arkadaşını “İnsanları kendisine bağlayan masum gülüşleri vardı” sözleriyle tanımladı. Doğanay, Oran’ın özgürlüğe olan inancını ve umudunu da bir sohbetlerinde kendisine sarf ettiği “Bir gün ‘Kürdistan özgürleştiğinde, büyük bir ateş yakıp etrafında çember oluşturup oturacağız. Heval Adil şarkısını sen bana söyleyeceksin heval Aynur, ben de sana eşlik edeceğim. O şarkıyla beraber halaylara duracağız. O halay bizim özgürlük halayımız olacak. Kaybettiklerimizi tekrardan yanımızda hissettiğimiz halayımız olacak’ demişti” sözleriyle paylaştı.


Bu bir insanlık savaşıdır

Sur’da bulunduğu sırada da kendisiyle görüşme fırsatı bulan Doğanay, Oran’ın sözlerini şöyle aktardı:

“Kürdistan’da bir insanlık savaşı var, bu insanlık savaşını hep beraber kazanacağız. Bu insanlık savaşını kazandığımızda çevremizdeki insanların utangaç gözlerle bize bakmalarını istemiyorum. Herkes özgürlük mücadelesinin içindeki yerini alsın ve özgürlük halayını hep beraber çekelim.”
Oran ile lise yıllarında tanışan Ayşe Ceylan Oran’ı “Sürekli hayatı sorgulardı. Sürekli bize de soruyordu ‘Biz neden hala burada duruyoruz?’ diye. Düşmanın hesaplamadığı birşey var; evet İsa gitti, ama biz hepimiz İsalaştık. İsa’nın yolunda devam edeceğiz. Hepimiz o hendeklere birer taş koyarak İsa’nın emeğini yaşatmalıyız” diye anlattı. 


 DİHA/AMED







O seccade halen kanlı!


Silopi’de 2 Ocak tarihinde evinde namaz kıldığı sırada özel harekatçılar tarafından hedef alınak katledilen ve hafızalara seccadenin üzerinde kanlar içinde yatarken çekilen fotoğrafı ile kazınan 69 yaşındaki Ömer Maslu’nun, seccadesi hala vurulduğu yerde. 

Saldırılardan dolayı Maslu’nun cenazesi günlerce mahalledeki camide bekletildi, ardından ise polis tarafından ailesinden izin alınmadan kaçırılarak defnedildi. Maslu’nun çocukları babalarının kanının üzerinde olduğu seccadeyi hala o odadan çıkartmadı. 
Oğlu Salih Maslu, katledilen babasının devlet tarafından “terörist” ilan edildiğine değinerek durumu “ahlaksızlık” olarak nitelendirdi. Maslu, “Hem katledip hem de terörist ilan ettiler. Bulunduğumuz alanda öyle söyledikleri gibi ne bir hendek ne bir barikat ne de bir çatışma vardı. Tamamıyla sivil insanlara yönelik bir saldırıydı. Hem zaten devlet biliyordu. Kimin nerede olup, olmadığını biliyordu. Neden öldürüldüğü çok açık ortadadır” dedi. 

‘Hesap verecekler’

“Namaz üstünde olan yaşlı bir insan hedef almak neyi ifade ediyor” diye soran Maslu, “Onca İslam ve Müslümanlık diyorlardı, ama seccade üzerinde insan katlettiler. Allah bunu zalimlerin yanına bırakmaz. Ona bunu yaşatanların zulmü hesapsız kalmayacak” diye tepki gösterdi.





NAZIM DAŞTAN
/DİHA/ŞIRNAK