Shakespeare’nin Hamlet oyunundan bir replik: Hamlet mezar kazıcıyı göstererek sorar:
"Yaptığı işin farkında değil mi bu adam? Türkü söylüyor mezar kazarken.”
Horatio: "Alışmış, umursamıyor artık!"
***
Evet. Hergün insanlar ölüyor ve birileri mezar kazıcılar gibi bizi buna alıştırılmaya çalışıyor.
Alışmak; duygusuzlaşma, yok sayma, önemsememe, kaale almamaya yönlendirir insanı. İnsanın çaresizliğini ortaya koyar.
Bunu tavsiye edenler de bize duygusuzlaşmayı telkin etmektedir. Bir nevi öğretilmiş çaresizlik aşılanmaya çalışılıyor sanki.
O noktada artık duyguların, beynin ve bedenin tepki vermemesi, ‘imkansız, bu asla olamaz, mümkün değil" tepkisinin zamanla ‘olur böyle şeyler, normaldir’ haline dönüşmesidir.
Davranış bilimciler insanın olumlu ya da olumsuz her şeye alışabilir hatta bu alışkanlık bağımlılık yapabilir. Ancak böylesi bir durum insanı insan yapan değerler adına ağır bir bedeldir.
Aylardır bölgede insanlar bombalanıyor şehirler yok ediliyor, aylarca muhasara altında kalan halkın çığlıkları duymazlıktan gelinip es geçiliyor. Hergün polis ya da askerler ölüyor ve bu ülkenin halkı artık o kadar alışmış ve kanıksamıştır ki "gene şehit vermişiz tüh" demekle yetiniyor.
***
Barış imgesi hiçbir zaman bu kadar ’suçlu’ bu kadar ‘tehlikeli’ olmadı.
Zor günlerden geçiyoruz. Sorunların çözümünde daralma gösteren yaşam, insanı bu daralmanın hem objesi hem nesnesi haline getiriyor. İnsan maruz kaldığı kuşatmanın mağduru olduğu gibi, sebebi de olmanın açmazı içerisindedir. Kaos korkunun da sebebi olabiliyor.
Önyargı ve ezberlerle beslenen korku ve güvensizlik; bir tehdit ve tehlikeyi olduğundan daha büyük algılanmasına neden olur ve zalimane uygulamaları benimser bir tutum içine girer.
Böyle bir tutum da her türlü provokasyon ve manipülasyona açıktır ve bir avuç toplum mühendisi tarafından kolayca yönlendirilebilir.
Siyaset, uzağa bakıp yakını gören, düşünen ve sosyal huzura giden yolları seçebilen insanların işidir. Sosyal barışı kurabildiği oranda değerlidir. İnsan haklarında eşitliği, adaleti ve toplumsal güveni sağladığı oranda başarılıdır. Kriz yaratmak usta siyaset adamlarının işi olamaz.
Hayatın ağırlaştığı hantallaştığı anlar kişilerde olduğu gibi toplum ve devletlere de gözükür. Toplum ve devletlerin tarihi; hayatın tıkandığı anlarda atılan ya da atılmayan adımlarda saklıdır.
Evet. Ankara Amed Newroz'unu iyi okusun. Korkutmaya çalıştınız, olmadı. Yıldırmaya çalıştınız, olmadı... Yanlışta ısrar etmeyin diyor.
Öbür cenah için söylersek eğer; hak ve özgürlükleri demokratik ve barışçıl yöntemlerle alma çabasının ve bu tarz bir mücadelenin her zaman ve her yerde kazanımı büyük olmuştur. Böyle bir duruş kamu güvenliği adı altında toplumu zapturap altına almaya çalışan politikaları boşa çıkarma anlamında da son derece önemlidir.
Geçmişin değerleri ve metotlar yetersiz kaldığında, yeni değerler yaratmak, hayatın tıkandığı noktalarda yeni yöntemler geliştirmek gerekir. Bakın ta MÖ 9.yüzyılda Xsentos ne diyordu; 'Rüzgarın yönünü değiştiremiyorsan eğer yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.'