Çoğu zaman yaşananlar, geçmişin bağrına saplanmış hançer gibidir. Sanki, dönüşü olmayan bir yolculuğa doğru yol alınmıştır. Zaman ne kadar hızlı geçerse geçsin; geçmişimiz bizden uzak değil. Geleceğimizin içindedir hatta, geçmişimiz de. Bütün o anılar, gönüllerimizin üstünden de geçmiştir; izleri silinmez bu yüzden. Geçmişle geleceğin köprüsü de, bize kalan o anılar olur işte. Onlar, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden ayırt etmemizi sağlayan, yaşamlarımıza ait birer fotoğraftır.
Tekoşîn yoldaşı, 2011 yılının Haziran ayında tanıdım. İlk kez, Şehid Ronahî'yle birlikte, İsviçre'nin bir derneğinde gördüm onu. Suskundu; ama bir o kadar hareketliydi, yerinde duramıyordu. Oldukça onurlu bir duruş, hemen göze çarpıyordu. Dêrsimli olduğunu öğrenince, Kurmancî bilmeyeceğini düşünerek Türkçe konuşmaya başladım; fakat Türkçe bilmiyordu. Bu durum, hem şaşırttı hem mutlu etti. Avrupa'da doğup büyüyüp de köklerine bunca sahiplik eden insanlarla karşılaşmak, mutluluk veriyor.
Yaklaşık bir ay beraber kaldık. O kadar hareketli ve hızlıydı ki, yerinde duramıyordu. Sadece mücadelede değil, her alanda hızlıydı! Birkaç defa koşu yarışı yaptık; onda da hiçbir zaman, kimse yetişemedi hızına.
Tekoşîn yoldaş, Almanya'da yetişmesine rağmen ülke sıcaklığıyla doluydu. Hep ülke hasretiyle, gerilla olma hasretiyle doluydu. Bir gün ona, "Ülkeye gidemeyeceksin" diye şaka yaptık. Çok ciddiye aldı. Günlerce yemek yemedi. Hayalinde bir tek, Kürdistan dağlarında gerilla olmak vardı. Sürekli bir gerilla marşını mırıldanıp dururdu: Çerxa Şoreşê. Çok seviyordu bu marşı ve bulduğu her fırsatta coşkuyla söylüyordu.
Onu tarif edebilmek için hangi sözcükleri kullanmalı, bilmiyorum. Ülke hasretiyle yanan, gerilla olma aşkıyla dolu, cesareti ve yiğitliğiyle öne çıkan biriydi. Temmuz ayında ülkeye gideceği söylendiğinde, kanatlanıp uçacakmış gibi heyecanlıydı, mutluydu. En büyük hedefine ulaşıyordu. Uzun bir yolculuğa başlayacaktı. Hem çok iddialı hem de kararlıydı. Bu duruşuyla hepimize örnek oldu.
Tekoşîn yoldaş, Bêrîtan'ın, Zîlan'ın, Nûda'nın yoldaşı olmak için çıktı yola. Sevecenliğini ülkeye de taşımıştı. Kısa zamanda herkesin çok sevdiği bir gerillaya dönüşmüştü. Hep olmak istediği yere kadar gitti, orada yaşadı ve savaştı. Özgür dağlara olan özlemini giderdi. Ayrıca, ülkesinde yaşananlara, halkına reva görülen zulme karşı da büyük bir öfkeyle dolup taşıyordu. Yaşamını yitirmesinin hemen öncesindeki görüntülerinde şu sözlerle dışa vuruyor bu öfkesini: "Dördüncü hamle dönemine katılacağım için çok heyecanlıyım. Katılacağımdan dolayı kendimi şanslı görüyorum. Amacım Heval Zîlan, Heval Êrîş ve Heval Andok gibi döneme en büyük cevap olabilmek. Heyecanımı, memnuniyetimi, irademi ve inadımı bir bombaya dönüştürüp düşmanın beyninde, kalbinde ve fiziğinde patlatmak ve şehitlerin, halkın, Önderliğin ve zindandaki yoldaşlarımın intikamını almak istiyorum. Çünkü Kürdistan topraklarında sürekli kan akıyor. Artık yeter! Süreç bunu gerektiriyor. Süreç, sorumluluk ve büyük cevaplar istiyor. Ben de bunun için mücadelemi her zaman yükselteceğim."
Tekoşîn yoldaş, sözlerinin bir adım gerisine düşmedi. Cesaretle atıldı öne. 2012'nin Ekim ayında Zap toprağının kucağına düşerken, belki de sürekli mırıldandığı bu marş vardı dilinde:
Nav dîwarê zîndana, heya serê çîya
Hildin ala sor, berxwedan jiyan rê,
Ronahî rêberê me xwîna şehîdan
Rêberê me ye partîya karkêran!
Ölümsüzler kervanına katılan yoldaşlarımız oradan bize bakıyor şimdi. Nice yiğitler, zafer tutkusuyla selamlıyor kavgayı. Tekoşîn yoldaş da onlardan biri şimdi. Cesur ve yürekli yoldaşım! Seni tanıma ve seninle yoldaş olmanın gururunu ve onurunu daima yaşayacağım.
Kod Adı: Tekoşin Koçgiri
Adı-Soyadı: Aylin Helin Işık
Doğum yeri: Almanya
Anne - baba adı: Zeynep - Cemal
Şahadet Tarihi ve Yeri: 19 Ekim 2012
Zap Eyaleti
BARIŞ JÎR: Cesur ve yürekli yoldaşım: Tekoşîn Koçgiri